an itibariyle kanalturk televızyonunda kanalı kime neden sattığını sesi titreyerek anlatan kişi. ulusalcı , milliyetçi , sosyal demokrat olduğu düşünülen nice insanlara kanala bir el uzatın; siz alın ve çalıştırın diye teklif ettiğini ve cevap alamadığını, cevap alamamaktan öte telefonlarına bile çıkılmadığını anlatmıştır. kısaca mecbur kaldığını, mecbur bırakıldığını herkese duyurmuştur. suçlamadan önce yargılamadan önce dinlenmesi gereken biridir kanımca. hemen harcamamak lazım kendisini. her şeye rağmen kaç kişiyiz ki sonuçta?
şimdi gelelim mevzuya,
az evvel tuncay özkan ve kerimcan kamal kanaltürk'te kanalın satışını anlattılar. özellikle kerimcan bey'in göz yaşlarına zor hakim olduğu anlarda benim de gözlerim doldu. ayrıca kendisi kanalın satışı ile ilgili olarak demokrat, atatürkçü vb siyasetçi, işadamı vs'yi sıralayarak "geldiniz de vermedim mi?" diye bir laf etti (aynen böyle dedi).
tuncay özkan ise kimden aldığını bilmediğim derslerinin yine aynı ilk ve tek bölümünden nameler sundu. siyasete de girecekmiş, parti de kuracakmış falan filan. kerimcan beyle beraber namussuzluk ve halka verilecek hesap konusunda da hızlı ve etkili, bol acılı bir nutuk verdi. koza grubuna defalarca teşekkürü de ihmal etmediler.
bütün bu laf salatasını büyük bir çaba ile dinledim. adeta rte konuşmaktaydı veya gülen'in gözü yaşlı bir vaazını dinlemekteydim.
nereden nereye?
edit:
ve hatta nereye? gözyaşlarımı silmekten unutmuşum yazmayı. kendisi işbu konuşmasında koza grubunun kanalın yönetimini iki ay sonra alacağını ekledi: "kanal iki ay daha bizim!". ayrıca şöyle bir laf etti ki diyecek bir şey bulamıyorum: "koza holding, bu kanalı bir entertainment kanalı yaratmak için aldı. ... -bandı ileri sarıyorum- ... koza holding, kanaltürk'ün çizgisini değiştirmeyecek, yarın yeni ceo ile de konuşacağız burada. kanalın çizgisi değişmeyecek." (aslında haklı da, ben çok eğleniyordum kanaltürk'ün yayınları ile)
nokta.
Biraz önce kanaltürk ekranlarında bu kanalı neden sattığını açıklamış şahıstır. 8 aydır elemanların maaşlarını veremediklerinden bahsetmiştir. 5 senelik bir tv kanalının 4 senesi mali müfettişlerin emirli denetlemeleriyle geçmiştir. Konuşurken bu adamı sevmedim hala da sevmiyorum ama yaptıkları Türkiye için önemliydi.
hükümetin baskılarına daha fazla dayanamayan kişi.yıllardır bir ofis tutmuşlar, inceliyorlar da inceliyorlar kanalını... e buldunuz, tuncay özkanın sünnetinden kalan parçayı mı, tayyip erdoğanın oğlunun sünnetinden kalan parçayı mı(para olacaktı değil mi, tüh...).
ayrıca dini imanı para olanların kaçıncı kanalları sayamıyorum artık. bunları dini imanı islam mı para mı kanal mı, gazete mi karıştırır olduk artık... şimdi nerden duyacaksınız bu hükümetin yaptığı dolandırıcılıkları, yolsuzlukları... siz sevinin tabi, kanal satıldı, yok kaç paraymış, yok dolandırıcıymış...
asıl dolandırıcı, adil düzen diyerek, allah yolu diyerek, islam diyerek parayı götürenlerdir, dininiz imanınız kanalınız, gazeteniz para olmuş sizin alın bakalım... ulusalcı bir iki kanal islamcı geçinen paraya tapan, arap 20 tv var bu ülkede, 20 de gazete...
siz de burada sahip olduğu son kalelerden birini teslim eden komutanlardan birine kızın, arkasından vuran, dost görünen, ülkenin içinin boşaltanlara değil...
"Ey Tuncay Özkan Bugün KanaLTürk'ü Sattın Yarın Ülkeyide Satarsın Sen.. Hayatınızda istikrar Yokki Sözlerinizde Olsun.." şeklinde liberal bir aforizma ile karşı karşıya kalmış liberaldir.
edit: her ne kadar liberal olsa da bu yobaz ve baskıcı iktidarın dayatmaları sonucu kanalı sattığı gün gibi açıktır.
eleştiriyi kaldıramayan, "hep bize hep bize" mantığı ile hareket eden piyon bir iktidar ile bakalım hangi karanlık tünellere gireceğiz.
Tuncay Özkan'ın Kanaltürk'ünün satışı Türkiye'de yaygın görünen bir gerçeği bir kez daha hepimizin gözünün içine soktu. O da bu ülkede herkesin ama herkesin bir fiyatının olduğu. Aylardır "Biz kaç kişiyiz" diye başlayıp, ardından mitinglere varan laiklik çabaları, ulusalcılık çıkışları, muhalif bir mecra olma çabasından vazgeçmenin bedeli 25 milyon dolarmış demek ki.
Tuncay Özkan, bu ülkede pek çok kurumla beraber Fethullahçılar'la da savaşacağını deklare etmiş bir isim. Profesyonel dünyada her türlü alışveriş olabilir elbette, ama o zaman da insanın altından kalkamayacağı sözler vermemesi gerekir.
Şimdi bu kanalın izleyicileri -sayıları kaç olursa olsun- kandırılmış olmadı mı? Onlara ihanet edilmedi mi?
Doğrusu, Tuncay Özkan'ın kişisel tarihine bakıldığında hiç mi hiç şaşırtıcı değil bu durum.
Kimdir bu ünlü gazeteci?
Mesut Yılmaz'la ilişkilerinin medyada bulunduğu görevlerde faydasını görmüş, onunla gazeteci-siyasetçi arasındaki mesafe sınırlarını fazlasıyla zorlayan bir dostluk kurmuştu zamanında. Ne zaman ki Yılmaz siyaset sahnesinden silindi ve etkinliği kalmadı, bu Tuncay Özkan için de sonun başlangıcı oldu.
Kendisi, iktidarla yükseldiği için iktidar değişikliklerinde de ilk olarak ondan vazgeçebileceğini kaldıramadı.
Tuncay Özkan'ı en iyi anlatan olay ise bir zamanlar "Baba" deyip önünde eğildiği, elini öptüğü Aydın Doğan'a o gruptan ayrılır ayrılmaz saldırmasıydı. ihanet mi profesyonellik mi, karar size kalmış.
Benim için en şaşırtıcı olan Tuncay Özkan'ın geçen aylarda Star yazarı Şamil Tayyar'la girdiği polemikti. AKP iktidarına kadar adını duymadığımız Tayyar'ı özellikle Ergenekon kapsamında içeriden istihbarat almakla, dezenformasyonla suçladı Özkan. Çok büyük ihtimalle bu suçlamalarda haklılık vardı, Tuncay Özkan'ın bu sözlerinin üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyordu. Ben o zaman hep bu tartışmaları "Kendinden biliyor" diye yorumladım. Çünkü bugün Tayyar'ın yaptığını eskiden Özkan yapıyordu, pek çok istihbarat ona akıyordu.
SIRTINI BAYKAL'A YASLADI
AKP iktidarı, istese kolaylıkla Tuncay Özkan'la da uzlaşabilirdi aslında. Belki ihtiyaç duymadılar, ne de olsa kendi adamları vardı kolaylıkla buralara yerleştirecekleri.
Tuncay Özkan da sırtını Deniz Baykal'a yasladı. Deniz Baykal o kadar çaresiz, o kadar sevilmeyen bir siyasetçi ki kendisine medya gücü olsun diye balıklama atladı Özkan'ın üzerine. Hep beraber Türkiye’de CHP-MHP iktidarı kurulacağı yanılsamasıyla avundular.
Tabii bu arada Tuncay Özkan kendisini solun yeni lideri olarak da sunmaya başladı. Çeşitli yerlerde bu defalarca dillendirildi, o imaj yaratıldı. Ama Baykal'ı kimse deviremedi, Tuncay Özkan ve adamlarının parti içinde genişlemesinin de önünü kesti.
Bu arada Tuncay Özkan hakkında başka başka iddialar da ortaya atıldı. Mesela Ergenekon kapsamında gözaltına alınacağı. ilhan Selçuk'un gözaltına alınmasının ardından epey yaygara kopardı. Yine savaşacağını, pes etmeyeceğini söyledi durdu.
ikna edici miydi, inandırıcı mıydı? Bilmiyorum.
Sadece şunu biliyorum: Kanaltürk'ten uzun zamandır kurtulmak istiyordu Tuncay Özkan. Borçlarını ödeyemez hale gelmiş, kendisini döndürememişti. Daha evvel Ciner Grubu'na da satmaya kalkmıştı, ama incelendiğinde bunun kârlı bir satış olmayacağı anlaşılmıştı.
ÖZKAN BÖYLE BiRiSi
Koza-ipek grubuna satılması ise manidar. Bir kere Özkan'ın "karşıt cephe"ye koyduğu bir yerden geliyor Koza-ipek. Onlar bu kanalı alarak "laik cephe"ye büyük bir gol attılar. AKP iktidarıyla çok büyüyen "yandaş medya"ya bir halka daha eklendi böylece.
Belki de Tuncay Özkan'ın yeni dönemle ve sistemle uzlaşma ihtiyacının sonucudur bu pazarlıklar. Belki korkmuştur, o gözaltı iddialarından mesela. insanız sonuçta, anlaşılabilir bir şey bu. Bu ülkede mücadeleye değmediğini, muhalefete prim verilmediğini düşünmüş olabilir. Hepsi kabul.
Ama bütün bunlar da çok iyi niyetli düşüncelerim benim. Keşke gazetecilik sicilini iyi bildiğimiz Tuncay Özkan için bu kadar insani sebepler geçerli olsaydı.
Bana göre bu satış, Tuncay Özkan'ın kariyeri boyunca yaptığı sözleşmelerin bir devamı, bir uzlaşma işareti. O da böyle birisi, ne yapalım.
bugün katıldığı kanaltürk ana haber bülteninde, radikal gazetesi yayın yönetmeni ismet berkan'a "Biz kaç lirayız diye başlık atıyorsun, bizim onurumuz satılık değil. Ey Alçak sen kaç kuruşluksun? Söyle maaşını sana göndereyim. Bugün çok param var. Sana param yeter köpek. Köpek her zaman köpektir" sözleriyle tepkisini koyan vatandaş.
kameralara bakıyor; ağlıyor, rol yapıyor. sövüyor, sayıyor, saldırıyor...
halka dönüyor, para verin diyor, sms atın diyor, laikim diyor, paraları götürüyor.
"şeriat korkusuyla ölen kalabalık, dönüp tuncay'a sarılıyor"
tuncay onları yarı yolda bırakıyor, paraları cebine atıyor, yanına kerimcan adlı bir şov adamı alıp ekrandan ağlıyor...
iyi ki ulusalcı, cumhuriyet mitingci ve paranoyak laik değilim ve bu adama bel bağlayacak kadar düşmedim.
solculuk parayı, sağcılık karıyı bulana kadarmış hipotezini kanıtlamış, gemisini kurtarmış* kaptandır. kendisine burdan parasını sağlık ve mutluluk içinde yemesini temmenni ediyorum. ve bundan sonra gerçekten bu ülkenin iyiliğini isteyen insanlar böyle olmayacak adamların peşine takılmamasını diliyorum. he dilemekle olur mu? o da ayrı konu biz ki tayyibe iktidar denize de muhalafet görevini vermişiz. *
(bkz: neyse lan ben bi'şey demiyorum)
gördük, yaşadık, tecrübe edindik ve anladık ki bu ülkede sol tandanslı öyle bağırıp çağıran, hergün bir yerlerde manşet olan, davasını gerçekten savunduğundan şüphe duyulmayacak insanların hepsi yalanmış, yalancıymış...bir dava adamı duruşuna bu kadar tezat bir hareketi yapamaz, yapmamalı...
bunu daha önce cumhuriyet gazetesi spor ekinin sponsoru ülker (cola turca) olunca görmüştür...
ve tuncay özkan' la ilgili oray eğin' den güzel bir yazı... http://kackisiyiz.com/ind...w&id=93&Itemid=34
Bu akşam kanaltürk'te yaptığı açıklamalarla türk televizyon tarihine ve sözlük jargonuna onlarca yeni kalıp sokmaya aday para babası. Bu akşam beni iyice güldürdü sağolsun, ne yani cem yılmaz parayı götürüyorken iyide tuncay götürürken kötü mü? dönüp dönüp tekrar izliyorum ilahi tuncay ne komiksin öyle! işte gireceğiniz entrylere ekleyebileceğiniz hoş kalıplar gerekli yerleri düzeltin mis gibi entryniz olsun.
(bkz: çok param var bugun)
(bkz: ismet berkan sana sesleniyorum)
(bkz: emre sence niye satarım ben)
son gelişmeler ile nefretedeni de anlayışla karşılamaya çabalayanı da olan adamdır. kötü bir gazeteci, vasat bir hatip, berbat bir siyasetçi olabilir. ama iyi bir tüccar olduğu kesindir. kabul etmek lazım bir yandan hükumet diğer yandan chp'nin içindeki tuncay özkan karşıtlarından bunalmış, çıkış tünellerinin tamamı kapanmış ve şahane bir alış veriş ile 8 milyon dolara kurduğu ve bir şekilde marka yaptığı kanalı 25 milyon dolara satmıştır. eh 12 dolar borcu olduğu söylenmekteydi, elde vardır 13 milyon dolar. kısa mitingin kârıdır. akılcı bir ticari atraksiyondur, kısa sürede bir kanal daha kurup (uydu işi daha ucuza gelir) nasılsa stüdyo programları ilgi görmekteydi, hani millet için diziye filan gerek yok, gereksiz harcamadır. 20 bin dolara kiralanır bir uydu frenkansı, her akşam üç-beş kişi toplaşıp yine RTE'ye verip verirştirir marka olur. toparlıyorum; ticari zekasına hayranlık duyulası adamdır.
türkiye' deki adam akıllı nadir gazetecilerden, emperyalizme savaş açarak gönüllerde taht kurmuştur. kanalının satılışı etrafındaki sır perdesi aralanırsa daha mutlu olacağım, ayrıca gözyaşlarıyla içleri burkmuştur.
normalde komedyenler tanınan veya bir özelliği ile ileri çıkmış kişileri taklit ederek komiklik yaparlar ama ülkemizde tam tersi işlemektedir. şahan ın hani bir tiplemesi vardı. gerçi o tipleme de, birini taklitten yola çıkarak, ortaya çıkmıştı ama taklidi de taklit ediyorlar ülkemizde. hani reytingle ilgili bir tipti. reyting düşünce başlardı ya biiiiz oyuz, biiiz buyuz vs. ahanda onu hatırlatan kişidir.
ulusalci arkadaslarin saskinlikla izledigi adam. sahi ne bekliyordunuz bu adamdan ulkeyi kurtarmasini falan mi? cidden komiksiniz arkadaslar. iki gundur ayni muhabbete kac liraya satildik? bu arkadaslara bir gecmis olsun da benden gelsin. siz bu kafayla tek partili secimler haric iktidar falan olamazsiniz. aci gercek bu...
dun ekranlardaydi. gelinen surecte, kendisine yamuk yapan bir takim medya kuruluslarindan, siyasi partilerden, isadamlarindan bahsetti. kizgindi onlara karsi. ve bu kizginligiyla bu kisileri ve partileri bir kenara yazdigini, ileride hesap soracagini dile getirmekten kendini alamadi. ayrica siyasete de girecegini soyledi. bu sirada hemen yanindaki kerimcan kardes aglamakli bir halde basini salliyordu. maasini alamadigi halde basini salliyordu. zira kanalturk salla basini, al maasini bir yer degildi.
büyük tüccar, ticaret alimi, medya eşrafının bill gates'i. bu büyük ticari zekasıyla kanaltürk isimli kanalı onca bağış(!) ve reklam gelirlerine rağmen batırıp yeni açacağı kanalın çok başarılı olacağını bir kısım saf arkadaşlara inandırttıran. yani hazır elindekine sahip olamıyorken sıfırdan başlayıp harikalar yaratacak şahıs. kimbilir belki de tanıdığı çok sağlam laikçiler var nutuk'u falan okuyup üfürerek tuncay abimizi uçuracak.
millete sen köpeksin, sen satılıksın diye bağırmaya başlayan adam. 25 milyon doları cebe indirdi tabi hakaret davasından falan korkmuyor. ulan televizyon ekranlarında senin ismet berkan'a dediklerinin yarısını ben burda sana karşı yazsam entryim silinir, bu ne rahatlık amına koyim.
çalımbaz, davlumbaz, gibi türevlere bürünmüş oryantal şahsiyet. sevgiyle izliyoruz, en güzel satış hikayesini. kanalını değil, inanmış insanlarını satışını izlemekteyiz.
(bkz: bizkaclirayız com)
koskoca bir hukumete tek basina muhalefet etmek milyon dolarlara bedeldir zaten bunda sasilacak bir sey yok.
herkes de "neden satildi?" diye sorup duruyor.
sanki siz kurdunuz bu kanali yahu, tuncay ozkan kendi kurdu, gece gunduz kendi yuruttu o gemiyi. herkes de bir haricten gazel havasi...
kanalturk satilirken mi kiymete bindi? ama sunu bilin ki kanalturk'un ipini ceken tuncay ozkan degil, hukumettir. biraz arastirirsaniz ya da 5 dakika mantik yuruturseniz siz de farkedersiniz.
insan bindigi dali keser mi? tuncay ozkan devamli reklam alip daha cok para kazanmak varken neden kanali satsin... uzun vadede degil kisa vadede para kazanmak icin.
e peki neden kisa vadede paraya ihtiyac olur, borc oldugu icin.
kaldi ki yillarca aydin dogan'in kanalinda genel yayin yonetmeni olarak calismis birinin, hele ki tuncay ozkan gibi birinin para icin bu islere girecegini ben dusunmuyorum.
hadi tutun ki oyle olsun. hicbirimiz cikipta ulkenin her karisini satmis adamlarin suratina ne olduklarinin cikip bagiracak kadar cesur degiliz.
onda o cesaret var, kim ne derse desin. onun yapabildigini kimse yapamadi.
onu da gecelim, tamam hadi oyle olsun, diyelim ki tuncay ozkan uckagitci. nasilsa camur atmak en kolayi.
peki bu rolmodel'e girip bu kadar sorumlulugu kaldirabilecek kimse var mi?
tuncay ozkan batsin, bir kanal daha kursun, yine batsin... hic onemli degil.
gercek ne olursa olsun tuncay ozkan'in macerasi bize gosterdi ki ulke karis karis satilirken kimsenin giki cikmayacakmis, kimsenin yuregi agzini acip birsey soylemeye, durun demeye, ya da tek bir yazi yazmaya yetmedi.
bilhassa buna cesareti olanlar silinmeye calisildi ve nitekim siliniyorlarda.
olay tamamen budur. hiç ağlamaya sızlamaya gerek ve de yer yoktur. adam babalar gibi sahibi olduğu kanalı deyim yerindeyse düşünsel savaş açtığı kitlenin bir temsilcisine satmıştır. bu kadar.
peki bu ilk midir?
bundan yıllar evvel, şimdi belki herkesin unuttuğu 2 hadiseyi örnek olarak verelim. tam karşılaştırma yapılmaya müsait olmayabilir, lâkin örnek örnektir.
ali kırca denen zat-ı muhteremi, karambollerin usta golcüsünü bilirsiniz. kendisiyle uzun yıllar çalışmış, haber koordinatörlüğü yapmış ayşenur arslan'ın sözleriyle anlatıyorum: sayın kırcaatv'de iken cem uzan kendisini bir teklifte bulunmak üzere bir yemeğe çağırır. o dönem cem uzan'ın medyada daha fazla söz ve prestij sahibi olmak istediği, siyasete atılırken sırtını rahatlıkla yaslayacağı bir ekip kurma hevesinde olduğu dönemdir. ayşenur arslan tüm haber ekibi adına sayın kırca'nın fikrini sorar. sayın kırca da "merak etme. teklifi ne olursa olsun, kabul etmeyeceğim. sadece görüşmeye gidiyorum." der. bunun üzerine arslan'ın içi rahatlar. kırca gider, görüşür, gelir ve atv haber artık star'a transfer olmuştur. kırca sadece "çok büyük bir teklif yaptı. reddemedim. zaten bize karışmayacak biz yine bildiğimiz gibi haber yapacağız." gibi bir şeyler söyler. çaresiz star'a geçerler. ancak cem uzan elbette kendi propagandasını yapacak haberler görmek ister. ali taran bununla ilgili tek söz sahibi ilan edilir. haberler ali taran'ın direktifleriyle yapılır hale gelir. tüm ekibi peşinden sürükleyen ali kırca bakar kendi kariyeri, kendi itibarı tehlikeye giriyor ani bir dönüşle ntv'ye geçer. olan haber ekibine olur.
uğur dündar'ı herkes bilir. yiğit, mert, atılgan, dürüst bir insandır. kendisi doğan grubunda çalışmakta iken cem uzan'la ilgili gün yüzüne çıkmamış haberler yapmaktadır. siyasete atılma gayesiyle yanıp tutuşan cem uzan için bu kabul edilemez bir davranıştır. peki ne yapar cem uzan? uğur dündar'a reddedemeyeceği bir teklif yapar. 1 ay öncesine cem uzan'la dolaylı da olsa ilgisi olan haberler yapan uğur dündar star'a geçer. ne karşılığında dersiniz?
hadi sayın kırca'yı siktir et. onu az-çok tanıyoruz. peki ya tavuk yemeden önce kendisinden izin alınan uğur dündar'a ne demeli?
herkesin bir fiyatı vardır. bunu herkesin anlaması gerek. tuncay özkan yukarıda bahsi geçen kişilerden daha dürüst, daha mert değildir. onun da geçmişi ortadadır. bu tip hadiseleri birkaç kez bize yaşatmıştır hem de.
kimse bu adamı savunmasın. kimse bu satışa haklı gerekçeler bulmaya çalışmasın. olay çok açıktır. bizkaçkişiyiz sadece kışın kalorifer yanmadığı halde ısınma aidatı ödenen bir apartman gibi(çok sikindirik bi benzetme oldu lan. neyse) bir organizasyon olarak tarih sayfalarında yerini almıştır. tuncay özkan da bir kahraman falan değildir. denize düşünce sarılmak istenen yılan bile değildir. suyun ortasında kendi derdine düşmüş bir dal parçasıdır sadece. gözünüzü iyi açın, aldanmayın. bu kadar...