ms. doubtfire filmine gittiğim zaman fragmanını görüp, o günden beri izlemek isteyip, hiç bir yerde cd/dvd'sini bulamayıp, 3 kere TV göstermini kaçırdığım filmdir. Sonrasında filmin dvd'sini bulup, DVD oynatan bir program bulamayıp uğraştığım, nihayet altyazısız da olsa izlemeye başladığım filmdir.
yan oyuncuların esas kız ve oğlandan daha fazla iz bıraktığı, cool karakter ve diyalog konusunda destanlar yazan ve bu kadar mükemmel oyuncunun aynı filme toplanıp hepsinin döktürdüğü bir film var mıdır merak ediyorum? Vahşet, erotizm, komedi ve mafya filmi harman olur da tadından yenmez bir hal alır mı diye düşünen var ise bu filmi kesinlikle seyretmeli.
Bu arada, filmin bazı sahnelerini baştan oynatıp, filmin son bölümünü izlememiş biri olarak bunu söylüyorum. Bir an önce filmi baştan sona eksiksiz bulup bir solukta izleyesim var. Evet, ne yazık ki filmin hala sonuna gelmedim. Ama en şöhretsiz oyuncusunun çocukluğumun dizisindeki Balki olduğu, şimdiden 4-5 sinema tarihine geçecek sahnesini sayabileceğim, tamamını izledikten sonra hakkındaki fikirlerimi güncelleyeceğim enfes filmdir.
vaad edilen edit: Son sahnesinin de efsane olduğuna kanaat getirdiğim filmdir. Kült film dedikleri kafana estiğinde baştan sona izleyip sıkılmayacağın, ara sahnelerini insanlara anlatmak isteyip de "en iyisi kendilerinin görmesi" siye düşünerek anlatmaktan vazgeçeceğin film ise, bu film kült filmin dik alasıdır.
senaryosunu tarantinonun yazdığı* çok güzel bir macera/aşk filmi. patricia arquettealabama rolüyle tüm erkeklerin gönlünde taht kurarken filmdeki replikler bazen sizi kahkaha krizine bile sokar
tekrar tekrar izlediğim, tarantino senaryolu, tony scott filmi. film adı gibi 90'lar ruhuna uygun, gerçek bir aşk hikayesi.
filmi tony scott hafif değiştirmiş, oysa tarantino orjinal senaryosunu, özellikle finalini iyice şüpheli bir hale getirecekmiş.
olmamış, neyse.
senaryonun ilk halinde, kendisinin siyah olduğunu savunan bir beyaz pezevengin bir takım mafya adamlarıyla giriştiği çatışma, ardından sonny chiba filmleri seyreden clarence adlı bir tezgatar çocuğu elvis'le ilgili söylediği tuhaf diyaloglar sırayla birbirini takip eder.
ilk başlarda sadece bir yapımcı ilgilenir senaryoyla; stanley margolis. quentin tarantino'nun menejeri yapımcıya senaryoyu yollarken şöyle de bir şart koşmuştur: 'yapım ortaklığı sınırlıdır, altmış bin dolarlık bir bütçeyle 166mm çekilecktir ve tarantino filmin yönetmeni olacaktır.'
ama margolis senaryonun yarısına gelmeden, kararını vermiştir bile.
tarantino'nun önerisiyle, maniac cop filmiyle bilininen wiliam lustig'e gidilir. lustig senaryoyu çok beğense de ondan bazı yerlerini özellikle de finalini değiştirmesini ister. tarantino'nun senaryosu rezervuar köpekleri'nde yaptığı gibi 'sırasız'dır. hatta lusting'in deyimiyle 'flashback içinde flashback' bile vardır.
her neyse, lusting olay kurgusunda sıralı olmasında da ısrarcıdır. bir süre anlaşmaya çalışırlar. ancak senaryo bir şekilde tony scott'ın önüne gelmiştir ve o araya girer girmez bütün dengeler altüst olur.quantin tarantino, hayranı olduğu tony scoot'ın ilgisi fark eder etmez hiç düşünmeden lustig'i ekiverir. lustig hayatının en büyük kazığını yemiştir. projenin el değiştirdiğini en son o öğrenir.
scoot'ın devreye girmesiyle yapımcı da değişir. çünkü yönetmen, filmi hollywood'un güçlü yapım şirketlerinden biri olan, morgan creek ve warner bros'a götürür.
tarantino'nun altmış bin dolarlık küçük projesi bir anda ondör buçuk milyon dolarlık bir hollywood projesi haline gelir.
lustingi clarence rolü için kevin dillon'u oynatmayı düşünmüştür ama scott, christian slater'ı getirir. bir de: patricia arquette, dennis hopper ve christopher walken..
tüm bunlar karşısında quentin tarantino filmin sahnelerini sıralı dizmeye ikna olmuştur artık. ama mutsuz finali konusunda hala inatçı kalmıştır. böylece film tarantino senaryosuyla, tony scott tarafında çekilmiştir. güzel de olmuştur, ama içten içe de, keşke sırasız bir şekilde kafamızı yorsaydık da derim yani. **