Fenerbahçenin şike yaptigina hükmeden tüm mahkemelerde yargılanıp beraat eden takım. Belli ki bazı fantik fenerlilerin elinde, uefa'da ve fb avukatlarında olmayan deliller var. Ki trabzonspor'a şikeci diyebiliyorlar.
Mufettis olayından sonra, yine bu fanatiklikten aklini kaybetmis fener taraftarı diyor ki, uefa fenerin şampiyonluğunu onayladı. Hayır amk salağı, yine götünden anlıyorsun meseleyi. Adam demiş ki, yerel federasyonlar ve yerel şampiyonluklar konusunda uefa'nın bir yaptirimi olamaz kural gereği.
Tamam bu sizin için çok zor olacak ama düşünün biraz lan, neden avrupaya gidemedik kaç yıldır diye?
şampiyon olan takımın başkanının ve yöneticilerinin şike soruşturması kapsamında tutuklandığı bir sezonun en iyi futbolunu oynamış ve türkiye çapında şampiyon kabul edilmiş kulüp. bazen gerçekler yanıltıcıdır, duygular önemlidir.
galatasaray' a karşı oynadıkları futbolu oynadıkları sürece beşiktaş' ı da, fenerbahçe' yi de rahat yenebilecek kulüp. halilhodzic gitti, takım kendine geldi. darısı galatasaray' ın başına.
ersun yanal ile ilk maçına bakıp havaya girmemesi gereken takım. yeni hocalar ilk maçlarında hep kazanırlar, trabzon hikmet karaman'ı da getirse ilk maçında kazanacaktı. bir fenerbahçeli olarak söylüyorum galatasaray'da maçta çok kötüydü, prandelli zaten hepten bırakmış.
ersun yanal uzun vadede trabzonspor'da 5-6 oyuncuyla sorun yaşayacak, haliyle bazıları kadro dışı kalacak. musa gibi, salih dursun gibi, serdar gürler gibi futbolcular gideceklerin başında bence. ama her şeye rağmen trabzonspor akıllı iş yaptı hakkını vermek lazım, ersun yanal çok iyi hoca. işallah aziz'e de dersini verir hiç üzülmem valla.
zihniyet dersi vermeye çalışan insanların destekçisi olduğu takım. çoğunluğun söylediğini söylemiyor, çoğunluğun yaptığını yapmıyor diye küçümsenen insanların, birilerine ders verircesine, felsefesine kadar tav olduğu takım. düz mantık ve üç kuruşluk futbol bilgisi, kimisinin sözde yöre hakimiyeti, koca camiaya laf atma hakkı veriyor maalesef. ülkemizdeki hiçbir birimde olmadığı gibi sözlükte de liyakat gözetilmediğinden, önüne gelen yazar olmuş; kıçı olan yazıyor afedersiniz. öyle entryler okudum ki ancak kıçtan çıkar bu fikirler diyebilmek zor olmadı.
şöyle bir düşünün ülkemizi... sesi çok çıkanın haksızlığını, haklı olup sesini duyuramayan mazlumları görmek pek mümkün her alanda. çoğunluk yapıyor diye doğru kabul edilen onlarca şey var önümüzde, aslında yanlış olan. ya da sırf çoğunluk yapıyor diye sebepsizce yapılanlar... ülkemiz insanlarının büyük bir bölümünün müslümanlığı dahi böyle. anne baba müslüman diye ezbere müslümanlar... yargıladın mı hiç?
otobüs durağında bekliyorum, kampüs içinde. üniversite beyinleri bu halde ya, geleceği düzeltecek diye beklediklerimizden belki de çok şey beklememek gerek diye düşündürdü bu durum. her neyse... dolmuş sırasına girecekken bir baktım yaklaşık 50 kişi yanlış yerde bekliyor. (doğru yerde tek bir kişi dahi yok. sebep de büyük ihtimalle, formasyon için başka üniversiteden mezun birilerinin, kampüsteki işleyişi bilmediği için orda beklemeye başlaması ve ardından gelen düşünmez beyinlerin sürüye uymasıydı. ) ben doğru olduğunu bildiğim yere yöneldim. benden 5-6 yaş büyük birisi, millet bu tarafta bekliyor dedi. (o da aynı üniversiteden mezun.) ama otobüs buraya gelecek dedim. o çoğunluğu seçti ve diğer tarafa gitti. inanır mısınız o üniversitede doçent olan adamlar geldi, yıllardır orda görev yapan adamlar ardımdan sıraya giremedi, çoğunluk diğer tarafta diye. tam arada beklediler. diğer tarafı seçen büyüğüm ordan seslendi, gel millet burda diye. ama beyin orda değildi. fikir de, mantık da... şu arafta kalanlar burayı seçse, millet buraya akar derken otobüs yanaştı ve tek kullanılan beyinin önünde durdu. hepsi yeniden sıraya...
şimdi bu hikaye niye? onun için de benim açıklamama ihtiyaç duyanlar anlamasa da olur zaten. anlayana...
bir de 3 temmuz süreci var ya. yerim lan ben onu. herkesin elinde deliller, herkeste 8. şahıslardan duyulmuş olmasına karşın, mükemmel bir içselleştirmeyle savunulan fikirler...
düşünebilen insanın çözümü kendinde vardır zaten. başkaları onaylamasa da olur.
size göre doğru olan cevaba puan vermeyen hocanız vardı elbet. en sevdiğiniz film tarzını acımasızca eleştiren can dostunuz? o kız sana göre değil diyen kankanız? işte içinizden bu eleştirilere rağmen fikrini değiştirmeyenler trabzonspor felsefesinde, ezikliğinden diğerlerini dinleyen de muhalefetindedir. (taassup da nedir biliriz. süper zeki bir kesim aklından geçirmesin diye...)
sonuç olarak:
düşünün millet!
ülkenin gerçekten ihtiyacı var buna.
basitlikten bile öte eleştiriler vardı bir de. inemedim oralara. affetsin o zümre. bir de düşünsün.
ve son olarak da, sizlere komiklik çıksın diye gece 12 den sonra yazdım. malzemeniz bol olsun...
sağda solda penaltı edebiyatı yapılınca yazmayı gerek duydum.
28 nisan 2012 tarihinde galatasaray ile yapılan süper kupa maçında kazanmış olduğu penaltıdan sonra bir daha 10 kasım 2013 günü 47 maçlık bir aradan sonra penaltı çalınmıştır zamanında bu takıma.
biz verilmeyen penaltılara şahit olduk.
47 maç tarafımıza bakan olmadı.
sesi çok çıkanlar en ufak bir durumu 40 kez söylerken, geçmişte neler olmuş bilinsin diye yazıyorum bunu.
ersun yanal'ın 2 maçla farkını ortaya çıkarmış olduğunu düşünen hayalperestlerin ersun yanal vesilesi ile övgüler yağdırdığı takım.
şuan yeni malatyaspor'un da hocasını değişsek muhtemelen yeni gelen hoca ilk maçında galibiyet alır. bunu da çoğu zaman ''kan değişimi''ne yorarlar. yoksa hoca bu kadar kısa sürede kendi oyun anlayışını oyunculara aktaramaz. e bakıldığı zaman çok farklı bir sistemle de oyuna çıkmıyor. yani trabzonspor ersun hoca'nın gelişinden sonra kazanmış olduğu galibiyetleri vahid hoca kalsaydı da alabilirdi. ersun hoca'nın farkını uzun vadede görmek mümkün olabilir. vah deyip ötelediğiniz vahid olmasaydı ne cardozo ne constant bu trabzon'a gelirdi. ersun hoca'nın kazanmış olduğu 2 galibiyet oyuncuların kendini gösterme çabası olarak da isimlendirilebilir. ama 7 aralık'ta oynanacak olan beşiktaş maçı fark göstermek isteyen hoca için kırılma maçı olacaktır. ben farklıyım diyorsan kazan da görelim.
son 3 sezondur çuvallamadan sonra 2010-11 sezonu kadro planlama şeklini yakalamış gözüken takımdır. teknik direktörlüğe de ersunu getirdikten sonra o selçuklu buraklı efsane takıma dönüşebilirler. mehmet ekici , özer , constant gibi oyuncular buna örnektir.
süper lig düzeyinin çok çok üstünde futbol oynayan süper lig ekibi. takımda sırıtan ya da kötü oynayan oyuncu yok. kalecileri fatih standart bir kaleci olmasına rağmen çok iyi. onur ve costant sakatlıktan çıkıp sahaya çıktıkları anda bu takımı süper ligde yenebilecek takım görmüyorum. eski teknik direktörleri halilodziç olmasaydı bu takım açık ara liderdi. vahid in ts ye en büyük faydası takımı kaliteli futbolculardan kurmuş olması. fakat oynattığı saçma sapan futbolla, trabzondan gitmek için yaptığı tüm saçmalıklara rağmen takım gol problemi yaşamış fakat bir defa yenilmiş. yanal ın gelişiyle her maçta en az 3 atıyor ki an itibariyle gençlerbirliği karşısında ilk yarıyı 3-0 önde bitirdiler. tarihi fark gelebilir bu maçta. bu zsezon attığı 28 golün 15 i duran toplardan. defans oyuncuları 7 gol atmış. her türlü gol atıyor adamlar. süper lig de şampiyonluğun en güçlü adaylarından, avrupa da uefa kupasında çok şey yapacaklarını ilerleyen tarihlerde göreceğiz.