2010 yılı ziyaretimde beni büyük bir hezimete uğratmış güzel memleketim...
bir iki katlı evlerin bulunduğu 3-4 metrelik genişliği olan sokaklara sıfır mesafede yapılan ve şehrin tepesinden aşağıya yıkılacakmış gibi duran 20-25 katlı rezil binaların, sahil yoluna iki tabure atıp oturacak yer bırakmayan şehir için gereksiz devasa otobanların, şehrin üzerine çatı gibi kondurulan viyadüklerin, kapatılan kilit nokta görevindeki yolların, yıkılan tarihi binaların, mahallelerin, evlerin şehri. son haliyle şehirkondu...
buradan; fındık toplayıp parasını rus satan otellerde yemek dışında bir fonksiyonu olmayan insanlar yüzünden evetlere yenilmiş eğitimli ve kültürlü trabzonlulara seslenmek isterim... belediye başkanı ve valinizi gerekli makamlara şikayet etmez ve hakkınızı aramazsanız trabzon asla eskisi kadar güzel olmayacak.
doğası çok özel, ilk gittiğinizde yadırgasanız da, aslında istediğiniz her şeyi bünyesinde barındıran şehir. yer sorunundan dolayı şehir dağa, taşa, rampaya doğru yol almıştır ama zamanla alışılır. kısa zamanda kendinizi onlardan biri gibi hissettirir. tek sorunu artış gösteren apaçilerdir.
gelecekte türkiye'nin en önemli yeri olacak şehirdir. çağın yeni enerji kaynağı trabzon'da bulunmaktadır ve terör olaylarının karadeniz'e kaymasındaki en önemli neden de budur.
çoğu insanın karadenizin en büyük şehri (samsun) sandığı doğal güzelliklerinin komşuları rize'den, giresun'dan hiçbir farkı olmamasına rağmen lobisi sayesinde reklamını iyi yapan ve trabzon eşittir trabzonspor'dan başka bir esprisi olmayan, sanayisi gelişmemiş dağlık karadeniz kenti.
şehirinin havası yazın insanı sinir krizine sokar, hava sürekli kapalıdır fakat yagmur yagmaz, sürekli üstünüzde 500 kilo nem ile dolaşıyosunuz hissi verir, bir kez daha anlarsınız neden insanının atarlı giderli oldugunu o hava da başka psikoloji imkansızdır. fakat sadece kötümüdür hayır kesinlikle degildir, boztepe de çay içtiginizde herşeyi unutursunuz, ayrıca ktü gibi şahsi düşünceme göre türkiyenin en güzel kampüslü üniversitesine ev sahipligi yapmaktadır.
borda maviden başka rengi gözü görmeyen,söz konusu vatan millet olunca kimseye pabuç bırakmayan insanların yaşadığı,tam anlamıyla mavi ile yeşilin dansını sahneleyen şehir.
ayrıca Uzun Sokak'tan galatasaray formasıyla geçen bir gençe sataşacak kadar Trabzonspor taraftarı insanları barındıran şehir.güzeldir.gezilmesi gerekir.
en ateşli milliyetçileri ve en keskin solcuları yetiştiren şehir. futbolla yatıp futbolla kalkar. trabzon'da her yer ya bordodur ya da mavi. başka bir rengin telaffuzu bile yasaktır. tabii yeşilin doğal bir ayrıcalığı vardır ona laf etmezler.