Dünyanın en iyi yönetmenlerinden kabul edilen Stanley Kubrick'in hayranlarınca yere göğe konamayan, ama romandaki psikolojik tahlilleri bir gram anlamamış film the Shining'i fersah fersah sollayıp iMDB'nin sıralamasında birinci olması manidardır ayrıca.
uzun bir süredir imdb' de 9.2 puanla ilk sırada yer alan efsane film. özellikle kahramanımızın hapisten kaçtıktan sonra yağmurda ellerini havaya açıp özgürlüğüne kavuştuğu sahne oldukça duygusaldır. aldığı puanı kesinlikle hak ediyor. fakat bir de bu filme benzeyen (bkz: the last castle) adlı bir film vardır ki bu filmi beğenenler onu da çok beğenecektir kanımca.
an itibari ile tekrar izlediğim özgürlük felsefesi temalı en güzel ötesi filmlerden, hatta ilk üçünden biri. bu filmle ilgili tek üzüldüğüm konu zamanında sinemada izleyememektir.
dün gece art tv'de yayınlanan film. kaç kere seyrettim bilmiyorum ama, ne zaman denk gelsem başladım mı izlemeye bırakamıyorum. brooks'un intihar mektubu sahnesi, her seyredildiğinde insanı duygulandırır.
imdbdeki yerini hak etmeyen film. evet, prison break gibi bilmem kaç sezon süren diziye ilham vermiş, izlenmesi gerekiyor; fakat bu özellikleriyle dahi birinciliği hak etmiyor.
görebildiğim kadarıyla Morgan Freeman in performansındaki zirve bu filme denk gelmiş.
anlatıcı durumundaki ses tonu ve vurguları,yüz mimiklerindeki yılmış ama tam da yaşamdan ümidini kesmemiş adam figürleriyle tüm filmi sırtlamış.
biraz da fantastik olduğunu düşünüyorum bırak mapusu nezarethane bile kıyaslanamayacak kadat it kopuk barındırır öyle mahkum arkadaşlar ve sosyal sorumluluk zımbırtısı ile kurulan kütüphane sahneler filan çok uçuk geliyor. normalde kodeste genelde bolca mecmua belki günlük gazete olur.
elinde umuttan başka bir şeyi kalmayan bir insanın azimle körüklenmesiyle umudu dolayısındaki hayali ve amacına ulaşabileceğine kanıt unsurudur bu film ya da hapishane.