the green mile

entry238 ↑ galeri32
    63.
  1. te küçükken (8 yaşındayken) izlediğim fakat hala kare kare hatırladığım film.

    hele o kaçık herifin çikolatalı gofreti yanındaki mahkumdan satın alıp çiğneyip çiğneyip gardiyana püskürtmesi muhteşemdi.
    0 ...
  2. 62.
  3. tom hanks'in başrolün de olduğu filmdir. filmin süresi 3 saattir ve inanılmaz sacmadır. bu filme duygulanan ibneler de vardır.
    0 ...
  4. 61.
  5. baş rolünü Tom Hanks'in üstlendiği izlenmesi gereken üç cd'lik film.
    1 ...
  6. 60.
  7. sonunda aglayarak bitirdigim kitaptir. (yesil yol-stephen king)

    daha sonra filmini de izledim, o kadar süreye o kadar sey sigdirabilmelerine, iyi is cikarmalarina ragmen yine de biseyler eksikti sanki. daha da uzun yapamayacaklarindan sanirim kirpmalar da vardi ufaktan (kitaptan kirpilan kisimlar).

    hala tanismamis olanlar varsa nacizane tavsiyem önce kitabini okuyun.
    0 ...
  8. 59.
  9. 58.
  10. hala aklımdan çıkmayan müthiş film.
    0 ...
  11. 57.
  12. devasa ebatlarda ilk görünüşte korkutan bir zencinin bu kadaar tatlı olabileceği bir filmdir.
    0 ...
  13. 56.
  14. 185 dakika süren güzel bir filmdir.
    2 ...
  15. 55.
  16. 54.
  17. sam rockwell' in göz alıcı performansı nedeniyle bu hafta iki defa daha izlediğim film. bir psikopat bu kadar başarılı oynanır. hele o ıslatılmayan süngerli infaz sahnesinde kafesinin içinde bir o yana bir bu yana zıplayarak ''kızarıyor, kızarmış et kokusu kokusu alıyorum'' diye bağırarak kendinden geçme sahneleri ''acaba gerçek hayatta da bu böyle midir acaba?'' diye düşündürtmüyor değil.
    0 ...
  18. 53.
  19. izlediğim kitaptan , filme çevrilmiş en güzel yapıttır.Stephin King'in romanından vizyona aktarılmıştır.Tom Hanks gerçekten oyunculuğunu konuşturmuştur.Mükemmel denilecek standarttadır.
    0 ...
  20. 52.
  21. izlenebilecek en etkileyici birkaç filmden biridir. Gerek oyuncuların performansı gerek senaryonun güzelliği insanı etkiler. Bir filmde ağlamayacağını iddia eden birisini bile ağlama noktasına getirebilir. Filmin 3 saat olmasından dolayı bir türlü izlemeye karar verememiştim, ama film her saniyesinin hakkını veriyor.
    0 ...
  22. 51.
  23. 50.
  24. ''Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. insanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun?''
    3 ...
  25. 49.
  26. birlikte izlediğim diğer beş arkadaşımın filmin sonunda ağlamalarının yanında duygulanmış ama ağlamamış olmam o ortamda kendimi çok kötü hissettirmişti.
    1 ...
  27. 48.
  28. stephen king'in filme çevrilen romanları arasında asla eskimeyecek olan filmlerden birisidir. üzerinden ne kadar yıl geçmiş olursa olsun, ne kadar çok izlenilmiş olsa da her izlendiğinde aynı tadı veren filmdir.
    1 ...
  29. 47.
  30. Bu filmde tek birşey anlatılmaya çalışılmış.insanların kalplerini hoş tutmaları takdirde,gerçek huzuru ve diğer insanlara karşı olan iyi tavırlarının verdiği doğaüstü hazzı ve gene doğaüstü bir yolla anlatıyor.Böylesine mükemmel bir filmde olağan üstü oyunculuk çıkaran insanlarda tıpkı john coffey gibi olduklarını gösteriyor.Tamam,ağlanacak başka filmler vardır ama bu filmde sadece ağlamakla kalınmıyor,hıçkırarak haykırmak istiyorsunuz.Yeryüzünde yapılmış en iyi dram filmi...
    3 ...
  31. 46.
  32. vaktinde izlenmediği için, beklentileri veremeyen film.
    0 ...
  33. 45.
  34. ''onları sevgileriyle öldürdü, dünyanın her yerinde her gün oluyor ve ben de ölüyorum patron!''
    1 ...
  35. 44.
  36. 43.
  37. başrolünde Tom Hanks'in oynadığı harkulade etkileyici bir şaheserdir.seyirciyi adeta alıp götüren ve "Percy Wetmore" karekterine ayar eden filmdir.
    1 ...
  38. 42.
  39. ilk defa bir filmi izlerken bana noluyor lan bildigin agliyorum hatun gibi dedirten filmdir. stephen king romanindan uyarlamadir.
    filme başlamadan uzunluğunu görüp of çekilir mi lan bu kadar saat dediğime bile pişman ettirmiştir ki şuanda bile bunu başarmıştır.

    (bkz: adamlar yapmış)
    1 ...
  40. 41.
  41. çooook film vardır kitaptan uyarlanan, ama neredeyse hepsi o kitabın hazzından mahrum bırakır insanı.
    fekat bu film hiç öyle değil. o zenci amcada var bir tılsım hakikaten, resmen...
    2 ...
  42. 40.
  43. belki otuz kez izlemişimdir bu filmi. Bugün yine izledim ve yine ağladım. Hiçbir zaman bunun bir film olduğuna inanamadım. O sergilenen şeyin oyunculuk olduğuna inanamadım. Sanki o mucize gerçekleşmiş ve o insanlar bunun sorumluluğuyla oynamışlar gibi.

    Hayatımda izlediğim en iyi filmdir. Duyguları daha yoğun hissettiren, daha içe işleyen başka bir film yapılmadı, yapılamaz..
    5 ...
  44. 39.
  45. her insanın hayatında 1 defa olsun izlemesi elzem filmlerden biri. izlediğim en iyi dram filmlerinden.. tom hanks'in filmleri ne zaman kötü ki zaten? adamın adını görmem, filmini izlemem için yeterli bir sebep.

    usta yazar, stephen king'in aynı adlı kitabından sinemaya uyarlanan bu filmi hala izlemeyen var mı acaba? müthiş bir kurgu, akıcı bir senaryo ve tekrar tekrar izlenip hayran olunacak olan oyunculuklar... filmi ilk izlediğimde başıma ağrı girdiğini hatırlıyorum. ağlamaktan helak olmuştum resmen. 3-4 gün etkisinden çıkamadım. resmen ağzıma sıçmıştı yani. şimdi hatırlayınca tekrar boğazım düğümlendi, gözlerim filan doldu. o kadar etkilenmiştim ki anlatamam. entrynin devamında ağlarım kesin.

    --spoiler--

    insanların; pislikleri, acımasızlıkları, hainlikleri, merhametsizlikleri ve hırslarıyla dünyayı ne hale getirdiklerini anlatmış bize film. yani ben bunu anladım.

    tüm suçsuzluğuna rağmen ölüme mahkum olan, kocaman ve korkunç gibi görünen, bir çocuk saflığında olan john coffey rolünde, hayatının oyununu oynamış olan özel insan michael clarke duncan, filmin kahramanı ve filmi sürükleyen isim. yeteri kadar pisletilmiş dünyada mucizelerin olduğunu bize hatırlatan karakterin ta kendisi. en koyu gecede bile dikkatli bakarsak yıldızları görebileceğimizi söylüyor bize, film boyunca..

    filmle ilgili çıkarımlarım şöyle:

    -john coffey karakterinin iyileştirme özelliği, insanların hala iyi bir kalbe sahip olabileceğine vurgu yapıyor.

    -john coffey'nin devasa görüntüsü, içine kapanık ve zenci oluşu insanlara göre onun suçlu olma ihtimalini kuvvetlendirirken fiziksel görüntünün bir hiç olduğunu anlatmış bence. gerçek katil; bebek yüzlü, geveze, beyaz bir tene sahipti esasında.

    -filmin en etkileyici sahnesi, coffey'nin tom hanks'in elini tutup (yanlışlık olabilir sözlerde) "sende görmelisin. ben hergün bunları görüyorum. bununla yaşamak nasıl biliyor musun?" diye elini sıktığı ve tüm gerçekleri ona gösterdiği sahneydi sanırım.

    -filmin en nefret edilen karakteri o şerefsiz gardiyan (imdb'den kopya çekiyorum) wetcher'dır eminim. kötülüğün, filmdeki simgelerinden olan wetcher ve wetcher gibi merhametsizlerin elinde kaybolan hayatlar olmuyor mu gerçek yaşamda da?

    --spoiler--

    izlemeyenler varsa ne yapıp edip izlesinler. çok şey kaçırıyorsunuz biliyor musunuz? ben söyleyeyim dedim..

    ı love you stephen king.. ı love you john coffey..
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük