Thales'e göre, her şeyin başlangıcı sudur, evrenin canı vardır ve cinlerle (daimonlarla) doludur.
“gözle görülen bireysel varlıkların ve değişmelerin oluşturduğu kaosun ve çokluğun gerisinde, akılla anlaşılabilir, kalıcı ve sürekli bir gerçeklik vardır.” demiştir.
Çok şey bilme ve çok konuşmanın, akıllı olmanın bir göstergesi olmadığını söylemiştir.
Akılcı düşünceyi gösteren çok konuşmak değildir; bir tek bilgeliği ara , bir tek onuru seç; geveze insanların kesilmek bilmeyen seslerini ancak böyle kısarsın.
ilk filozof kabul edilmesinin sebebi daha önceki uygarlıkların ve insanların kainatı açıklamak için direkt olarak dine başvurmasıdır. o bu alışılmış düşünceyi reddederek "açılın politika da ticaret de felsefe de yaparım, çok da iyi yaparım" diyerek daha doğaya uygun, doğal, akılcı açıklamalar bulmaya çalışmıştır. astronomi ve geometri bilmesi de ona bu noktada fayda sağlamıştır, tabii astronomi ve geometriyi mısır ziyaretlerinde öğrendiğini de bir tacir gibi saklamıştır.
dünyadaki olayların doğaüstü müdahelerle değil, aklın ve gözlemin ortaya çıkaracağı doğal nedenlerle ortaya çıktığına inanmış ve bunu tüm miletos şaraphanelerinde öğrencileriyle savunmuştur. evet, thales aynı zamanda emektar bir öğretmendir. gözlem yoluyla şu sonuca varmış: belirli hava koşulları tanrılara hiç başvurmadan iyi bir hasat mevsimi yaşatabilirdi. bir yıl zeytinlerin çok iyi ürün vereceğini öngörerek çevredeki tüm zeytinlikleri satın almış, sonrasında artan taleple birlikte büyük kar sağlaması da bu gözlemini doğrulamış, ceplerini doldurmuş ve her öğrencisine birer bira ısmarlamıştır.
bu içki ziyafetinden sonraları thales mö 585'teki güneş tutulmasını önceden bilmesiyle sosyete çevrelerinde ünlenmiştir. bu bilgelik üzerine miletos halkının dilinde dolanan "thales doğayı yönetip güneşi tutuyormuş, tanrıymış" şirkine engel olmak için bu öngörüyü akıl yürüterek ve gözlemleriyle yaptığını açıklamıştır. bu şık haraket sonrası doğa olaylarının doğal nedenlerle olduğuna dair inanç kuvvetlenmiş, atayiz neslin ilk ışıkları gözleri kamaştırmıştır.
yüksek sosyeteden, adına düzenlenen kokteyllerden sıkılan thales odasına çekilmiş ve yatağında şarabını yudumlayarak kendi kendine laflamaya başlamıştır. ilk sorusu "kainatın temel maddesi ne lan acaba?" evrendeki her şeyin tek bir maddeye indirgenebileceğini düşünmüş ve bu şahane maddede belli vasıflar aramıştır. bir kere bu şahanemiz hayat için gerekli olmalıdır, hareket-değişim kabiliyeti de olsa fena olmazdır. bir yudum daha alıp bu madde kendisinden her şeyin oluştuğu bir şeydir derken boğazından bir damla midesine yol alırken yatağından fırlayıp bağırmıştır: "her şeyin kaynağı sudur lan suuuu."
midede az önce gömdüğü şarabı mayalansın diye bir bardak su içmiş ve şu sonuca varmıştır: su tüm yaşam formları için vazgeçilmez bir maddedir, hareket eder ve sıvıdan buza değişir. nihayetinde tüm maddelerin görünüşlerine bakılmaksızın değişimlerinin bir basamağında su oldukları apaçıktır.
thales deniz havası almak için yatağını terk edip dışarı çıkarken de doğayı gözlemlemeye devam etmiştir. uzakları seyrederken her büyük kara parçasının bir su kıyısında biter gibi göründüğünü fark etmiş buradan da tüm yeryüzünün içinden çıktığı bir su yatağı üzerinde yüzdüğü düşüncesine varmıştır. varsayımına devam ederek depremlerin de sudaki çalkantılar sonucu ulaştığını söylemiş ve hatalı da olsa dine, efsanelere yönelmeyip akıl yürütmeleriyle sevgimizi kazanmıştır.
sonuç olarak o ilk filozoftur, olayları ve maddeleri kaprisli tanrıların isteklerine bağlamak yerine temel sorulara doğaya uygun, akılcı cevaplar arayan ilk düşünürdür. selam olsundur.
corona günlerinde evde oturmuş bişiler okuyayım bari derken rastladım, ünlü filozof m.ö 620'lerde aydın civarında, o dönemdeki ismiyle milet'te doğmuş.
kaynak da vereyim, diğer filozoflar hakkında kısa bilgiler de var şöyle: https://kulturveyasam.com/egede-yasamis-7-filozof/
aristoteles, milet'li tales'ten söz ederken şöyle der: bu filozofa göre, her şeyin kendisinden çıktığı ve yine her şeyin sonunda kendisine döneceği ilk ilke veya unsur, su'dur. başka bir yerde de aristoteles buna şu bilgiyi ekler: aynı tales'e göre, "her şey tanrılarla doludur." birbirinden farklı bu iki ifade, felsefî bakımdan nasıl uzlaştırılabilir?
Kendisine ait hiçbir yazılı metin günümüze ulaşmamıştır. hakkındaki bilgileri ancak Heredot, Diogenes Laertios gibi antik yazarların eserlerinden öğrenmekteyiz.
Hiçbir şey düşünceden daha etkili değildir çünkü o bütün evreni dolaşır; hiçbir şey zorunluluktan daha güçlü değildir, çünkü her şey ona teslim olur.
-thales
Herodotos, Duris ve Demokritos, Thales’in Examyas ile Kleobulina’nın (aydın-sökeliler ) oğlu olduğu ve Fenikeli (lübnan ) Thelidae soyuna mensup bulunduğu konusunda hemfikirdirler; bu soy da Kadmos ve Agenor’un ( lübnan suriye kıyıları, helen kültürünü akdenizliler inşa etti demektir bu ) soylu torunları arasındadır. Platon’un da belirttiği üzere, Thales Yedi Bilge’den biridir. Damasias’ın Atina’da arkhonluk (dini, politik, hukuki yöneticiler ) yaptığı dönemde, “Bilge” unvanını ilk alan kişi olmuştur; bu unvan o zaman tüm Yedi Bilge’ye verilmiştir Phaleronlu Demetrios’un *Arkhonlar Listesi*’nde belirttiği gibi. Thales, Fenike’den sürülen Nileos ile birlikte Miletos’a geldiğinde, burada yurttaşlığa kabul edilmiştir. Ancak çoğu yazar, onun aslen Miletoslu ve seçkin bir aileden geldiğini yazar.
Siyasetle uğraştıktan sonra doğa üzerine çalışmaya başlamıştır. Bazılarına göre hiçbir yazılı eser bırakmamıştır; çünkü ona atfedilen *Denizcilik Astronomisi* adlı yapıtın aslında Samoslu Phocus’a ait olduğu söylenir. Kallimakhos ise onu Küçük Ayı (Ursa Minor) takımyıldızını keşfeden kişi olarak tanır; "Yambik Şiirler"’inde şöyle der:
“Kimdi ilk kez gösteren insanoğluna yolu,"
" O küçük yıldızların dizisini "
" ki Fenikeliler onunla denizde yol bulur."
Ancak başka bazılarına göre Thales, yalnızca iki inceleme kaleme almıştır: biri *Gündönümü Üzerine* (On the Solstice), diğeri *Ekinoks Üzerine* (On the Equinox); diğer tüm meseleleri ise bilinemez (anlaşılmaz) saymıştır. Bazı kaynaklara göre o, astronomiyi inceleyen ilk kişidir; güneş tutulmalarını önceden tahmin eden ve gündönümlerini belirleyen ilk kişi de odur bu bilgiyi *Astronomi Tarihi* adlı eserinde Eudemus aktarmıştır. Bu başarıları, Xenophanes ve Herodotos’un hayranlığını, Herakleitos ve Demokritos’un da dikkatini çekmiştir.
burada bi parantez açmak gerekir thales babilde aynı dönemde bilinen tutulmalarla, güneş, ay döngülerini antik yunan'da, bir bakıma da batı'da ilk yorumlayan kişiydi. mö 2000-3000 dan beri kadim mezopotamya medeniyetlerinin vakıf olduğu astronomik yetkinlik aynı dönemde bile mevcuttu. evet, islamdan binlerce yıl önce!
Şair Choerilus’un da aralarında bulunduğu bazıları, Thales’in ruhun ölümsüzlüğünü ileri süren ilk kişi olduğunu söyler. Güneşin hareketini bir gündönümünden diğerine kadar ilk kez o ölçmüş; bazılarına göre, güneşin büyüklüğünü güneş dairesinin yedi yüz yirminide biri, ayın büyüklüğünü de ay dairesinin aynı kesiri olarak ilk kez o belirtmiştir. Ayın son gününe “Otuzuncu Gün” adını veren de odur. Yine bazılarına göre doğa felsefesi sorunlarını tartışan ilk kişidir. Aristoteles ve Hippias, onun mıknatıs ve kehribardan yola çıkarak cansız varlıklara bile ruh ya da yaşam atfettiğini belirtir. Pamphila ise şunu aktarır ki…
Mısırlılardan geometri öğrenmiş olan Thales’in, bir çember içine dik üçgen çizen ilk kişi olduğu, bu keşfinden sonra da bir öküz kurban ettiği anlatılır. Ancak bazıları aralarında aritmetikçi Apollodoros da vardır bu öyküyü Pisagoras’a mal eder. (Pisagoras, Kallimakhos’un *Yambikler*’inde Frigyalı Euphorbos’a atfettiği “çeşitli üçgenler” ve kuramsal geometriye ilişkin diğer buluşları en ileri düzeye taşımıştır.)
Thales, siyasal konularda da bilgece öğütler vermesiyle tanınmıştır. Örneğin, Krezus Miletos’a dostluk ve ittifak önerdiğinde, Thales bu planı engellemiş; bu da, Cyrus’un zafer kazandığı dönemde kentin kurtuluşuna vesile olmuştur. Herakleides’e göre Thales, her zaman özel bir kişi olarak yalnız yaşamayı, devlet işlerinden uzak durmayı tercih ettiğini kendisi söylemiştir.
Bazı kaynaklar onun evlendiğini ve Kybisthos adında bir oğlu olduğunu, bazıları ise hiç evlenmeyip kız kardeşinin oğlunu evlat edindiğini bildirir. Neden kendi çocuğu olmadığını soranlara “çocukları çok sevdiğim için” yanıtını verdiği aktarılır. Annesi onu evlenmeye zorladığında ise gençken “daha çok erken”, yaşlandığında ise “artık çok geç” demiştir.
Rodoslu Hieronymos, *Dağınık Notlar* adlı eserinin ikinci kitabında, Thales’in zenginliğin ne kadar kolay elde edilebileceğini göstermek için, zeytinlerin bol olacağını önceden tahmin ettiğini ve tüm zeytinyağı değirmenlerini kiralayarak büyük bir servet kazandığını yazar.
Thales’in öğretisi, “her şeyin kökeninin su olduğu”dur; evrenin canlı ve tanrılarla dolu olduğunu ileri sürer. Yılın mevsimlerini belirlediği ve yılı 365 güne böldüğü söylenir. Kendisinin özel bir hocası yoktur; yalnızca Mısır’a gidip oradaki rahiplerle bir süre kalmıştır. Hieronymos, onun piramitlerin yüksekliğini, gölgelerini ölçerek insan gölgesinin kendi boyuna eşit olduğu anda hesapladığını da aktarır. Minyas’a göre Thales, Miletos tiranı Thrasibulos ile birlikte yaşamıştır.
Ünlü “üçayak” (tripod) öyküsü ise şöyledir: Miletoslu balıkçılar tuttukları balıkların arasında bir üçayak bulmuş, bunu iyon gençlerine satmışlardı. Balıkçılarla gençler arasında üçayak üzerinde anlaşmazlık çıkınca konu Delphi’ye taşındı. Tanrı Apollon şu kehaneti verdi:
“Üçayağı kim alacak?”
“En bilge kimse o alacak,” dedi Apollon.
Bunun üzerine üçayak Thales’e verildi; o da başka bir bilgeye gönderdi, bu şekilde elden ele dolaşarak sonunda Solon’a ulaştı. Solon, “Tanrıların en bilgesi tanrının kendisidir,” diyerek üçayağı Delphi’ye yolladı.
Kallimakhos, *Yambikler*’inde Maeandrios’tan aldığı başka bir anlatıyı aktarır: Arkadialı Bathycles ölürken bir kâse bırakmış ve “bilgeliğiyle en çok iyilik etmiş olana verilsin” demiştir. Kâse Thales’e verilmiş, tüm bilge kişiler arasında dolaşmış ve yeniden Thales’e dönmüştür. Thales de onu Didyma’daki Apollon tapınağına şu adak yazısıyla göndermiştir:
> “Neleus soyunun halkına hükmeden tanrı,
> Helenlerin en bilgesi sayılan Thales,
> Didyma’daki kutsal yerine sunar sana
> iki kez kazanılmış ödülünü.”
Düz yazılı adak metni ise şöyledir:
> “Miletoslu Thales, Examyas’ın oğlu, tüm Helenlerden iki kez ödül kazandıktan sonra bu adak nesnesini Delphinios Apollon’a sunar.”
Kâse, Bathycles’in oğlu Thyrion tarafından bilge kişiden bilge kişiye taşınmıştır; bu bilgi *Achilles Üzerine* adlı eserinde Eleusis ve *Efsaneler*’in dokuzuncu kitabında Myndoslu Alexo tarafından aktarılır.
Knidoslu Eudoxos ve Miletoslu Euanthes’e göre ise, Krezus’un dostu bir adam, kraldan aldığı altın bir kâseyi Yunanlıların en bilgesine vermekle görevlendirilmişti. O da önce Thales’e verdi; kâse daha sonra elden ele geçerek sonunda Chilon’a ulaştı.
Chilon, “Benden daha bilge kim var?” diye Delfi kahinine sorduğunda tanrı, “Myson,” diye yanıt verdi. (Eudoxos’un Yedi Bilge listesinde Myson, Kleobulos’un yerini alır; Platon’un listesinde de Periandros çıkarılıp Myson eklenmiştir.) Kehanet şöyleydi:
"Oita’daki Chen’den Myson’dur o,"
"Bilgelikte seni aşandır o"
Bu yanıt Anakharsis’in sorusu üzerine verilmiştir. Platoncu Daimachos ve Klearkhos’a göre ise, Krezus’un Pittakos’a gönderdiği bir kâse, bilge kişiler arasında dolaşmaya oradan başlamıştır.
Andron’un *Üçayak Üzerine* adlı eserinde anlattığına göre, Argoslular bilgelikte üstün gelen Yunanlıya ödül olarak bir üçayak sunmuşlardır; yarışmayı Spartalı Aristodemos kazanmış ama ödülü Chilon’a bırakmıştır. Alkaios da Aristodemos’tan şöyle söz eder:
"Sanmam ki Spartalının sözü akılsızcaydı:"
"Servet insanın değeridir; yoksulluksa değersizliktir."
Bazılarına göre, Periandros’un Miletos tiranı Thrasibulos’a gönderdiği bir gemi ve yükü Kos açıklarında batmış, üçayak da sonradan balıkçılar tarafından bulunmuştur. Phanodikos ise üçayağın Atina açıklarında bulunduğunu ve oradan Atina’ya getirildiğini anlatır. Orada toplanan meclis, üçayağın Bias’a gönderilmesine karar vermiştir bunun nedeni Bias’ın yaşamında anlatılacaktır.