bir şehirden tam giderken o şehri tam da sevmeye başladığını fark etmeye benzer birini terk etmek. arkada hep yaşlı bir çift göz, kalpte mide bulantısı bırakır giden, giden gider ama bıraktığı genelde bıraktığı yerde kalır safça. ama bazen giden de bir bulantı geçirir, daha az sevmeye başladığı için giden daha çok sevmeye de başlayabilir fakat geri dönemez. giden de düşünmeye devam eder, bazen ayakları geri dönmek ister ama gidemezler işte kendilerini geri getirecek o yoldan.
muhtemelen kaprisli mız mız kişinin yaptığı eylemdir. hele bir de kaprisli kişi erkekse hiç çekilmez.
genelde terk eden kişi kendisini "bensiz kalsın biraz da burnu sürtsün" diye avutur. bir süre sonra kendi burnu sürtünce terk edilen olur.
terk edilmekten daha zordur terk etmek. bir şeyleri arkanda bırakmak, yıkıp gideceğini, yakıp mahvedeceğini bilerek yürüyüp gitmek. eğer başkasına giden bir yolda azad edilmek için uydurulan bir bahane değilse ve eğer geride kalan gerçekten muhtaçsa gitmek isteyene, terk etmek yürek ister. cesaret ister. yüzüne bakıp, gözlerini, surat ifadesini görmek zor gelir, telefona elin gitmez, mesajla bitirmek de haksızlık gibi gelir. terk edilmekten daha zordur terk etmek. ileri doğru attığın her adım geridekini biraz daha kanatacaksa eğer. kangren olmuş bir ilişkiyle ne yapacağını bilemezsin. biraz mesafe istersin, geri geleceğini söylersin, gecenin bir yarısı 'yanlışlıkla' sana atar başkasına atacağı mesajı, bir şey demezsin. terk edilmekten daha zordur terk etmek. defalarca bitirmeye niyetlenip, defalarca vazgeçersin.
Bir tarafın ilişkiden artık zevk alamaması sonucu gerçekleştirdiği eylem. Ya da yeni nesil aşkların bir çoğu bu bahaneyle bitiyor. Ne sikim birşeyse artık o heyecanın bitmesi muhabbeti.
Sanki geçen yaz aldığın bir t-shirttü bu yaz giymek istememek gibi. Atarsın bir kenara. Öyle sıkılmışsındır ki görmek bile istemezsin artık. Yeni bir t-shirt istersin. Bu kadar basittir lan işte, bu kadar basit.
işte bu kadar kolaydır terketmek. Döner arkanı gidersin. Geride kalanın neler çektiğini düşünmezsin. Geriye dönüp bakarsan belki içindeki o ufacık merhamet harekete geçer diye korkarsın. Zaten ne ki ? En fazla birkaç hafta. Sonra unutur dersin. Terkedilen de eğer başını öne yaşamaya çalışır işte. Bir sigara yakar ardından. Olur biter.
--spoiler--
Şener Şen ve Müjde Ar ın başrolünde olduğu Arabesk diye bir film var, hemen hemen herkes bilir bu filmi. Orada Şener Şen terkedildiğinde "Terkedildim" diye sayıklayıp dururdu. Hatırlamayanlar için Yutubu var.
Sormuş Aylin Aslım. Kimdi giden kimdi kalan? Aslında giden değil kalandır terkeden. Giden de bu yüzden gitmiştir zaten! Mümkün müdür bu? Kalan terkeden olabilir mi? Belki de terkeden, terkedileni gitmeye zorluyordur ve bu yüzden kalandır giden.
Peki terketmek mi daha kolay yoksa terkedilmek mi? Terkedenin içinde hiçbir şey kalmamışsa kolaydır. Arkasına bile bakmadan terkedebilir. Çünkü bir önemi yoktur artık onun için. Onun kalbine sancılar sokacak bir duygusu kalmamıştır o yüzden terkediyordur. Ama eğer severken terkediyorsa en zoru odur. Sorumluluk duygusu vardır. Bütün bu olanlara sebep olmanın sorumluluğu. Verdi kararın 2 tarafı etkilediği ve 2 tarafa da acı çektirdiği için bir acı.
Terkedilmek de hiç kolay değil. Yaşamayana davulun sesi uzaktan gelir. Önceden terkedilen arkadaşlarıma çok rahat teselliler verirdim. Ama ateş düştüğü yeri yakıyor. O teselliler yalan. Terkedilmek hiç de kolay değil.
ilk başta insan algılayamıyor. Çünkü terkedilmek bir kaç cümle ya da bir kaç adımdan ibaret oluyor. Sanki normal birşey gibi, sanki o sözlerin ve adımların bir anlamı yok gibi. Hala aynı ilişkinin içindeymiş gibi hissediyorsun. Manasız geliyor. Herşey düzelecekmiş, hiçbir şey olmamış gibi devam edeceğini sanıyorsun. Ama sonra Birşey yüzüne çarpıyor. işte o gerçekliğin acı tokadı. Çarpıyor ve farkına varıyorsun, ve işte başlıyor mide sancıları, kalp sıkışmaları. Kabullenemiyor vücut bunu. Çok acı veriyor. içinize sığmayan bir yük, yutkunulamayan bir düğüm oluyor. Terkedilmek, özellikle severken terkedilmek çok acı veriyor. insan mantıklı düşünemiyor. Zamana bırakıyorsun kendini. Zamanın tedavi edip edemeyeceği ise meçhul.
Her yaranın bir izi kalır. Ayrılıklar kalbe direk isabet etmiş birer hançerdir. Tedavi olursa izi kalır. ileride baktıkça hatırlanır. Hiçbir şey unutulmaz. Kalp kabuk bağlar, daha sert ve katı olursunuz kalbinize gelen yaklaşım için. Kalp ürkekleşir. iz ömür boyu taşınır.
Kimse severken terketmek zorunda kalmasın. Kimse severken terkedilmeyi yaşamasın. Aşklar bir ömür boyu mutluca yaşansın. Ayrılıklar uzak dursun.
--spoiler--
cümle içinde kullanırken "terkediyorum", "terkedildim", "terketti" biçimlerinde kullanılması ilginçtir. kendini yazar olarak görenlerden bilhassa rica ediyorum.
karşıdaki gerçekten iyi niyetlitse yapılması çok zordur, incitmek istemezsiniz hiç onu. ama hisleriniz tükendiyse de yapacak bir şey yoktur. mesajla, telefonla değil adam gibi konuşarak bitirirsiniz, terk edersiniz. lakin zordur.
sevsende sevmesende zordur. saçma sapan tümceler kurarsın. belki yalan bile atarsın. iç acıtır terkedilenin hali. ama olmuyorsa yapacak başka hiç bi şey yoktur. arkanı dönersin ve gidersin...
bazen mecbıriyetten yapılır. yıllanmış ve aslında belki hiç affedilmemesi gereken hatalarla dolu ilişkilerde bir çember çevrilmeye başlanır bir süre sonra, artık ilişkiye dair her çaba çemberin en fazla çapını genişletir; dönülür dolaşılır aynı yere, aynı kavgalara varılır. ama üç ay, ama altı ay sonra yine patlak verir ilişki aynı delikten; bu sefer daha zor yamanır o delik. "ben onu her haliyle seviyorum" lar, "ben onsuz ne yaparım"lar artık kurtarmaz olur. zaten her biri için gecelerce ağlanmıştır, her birinin yası daha önce onlarca kez tutulmuştur. bir ilişki için verebileceğiniz her şeyi verdiğinizden eminseniz artık ve artık sizin de yaralarınız dikiş tutmaz olmuşsa yapılacak şeydir terketmek. geç bile kalınmıştır belki.
bir zamanlar yuva olan eve bakarsınız, anlam veremezsiniz. oradan gidecek olmayı aklınız kabul etmez, her uyuduğunuzda başa sarar, her uyandığınızda sanki yeni anlamışsınız o ilişkinin bittiğini gibi salya sümük ağlarsınız. sürekli uyumak ve uyuşmak istersiniz. bazı durumlarda terk edilmekle arasında hiçbir fark yoktur.
suçlamaların bittiği yerdir artık terk etmek. kimin suçlu olduğunun önemini kaybettiği yerdir. hayatınızda sinirlenince bir kalem dahi fırlatmamış bir insanken odada ne varsa bir kriz halinde hepsini duvarlara çalmaktır; paramparça olmuş eşyaların arasında oturup ağlamaktır.
ne kadar kanlı, ne kadar acı da olsa terketmek, doğumdur. bir süre daha sızlar yırtılan yerleriniz ama yeni hayatınızdır artık kucağınızdaki, ne kadar acırsa acısın rahatlatır...
giderken bırakılan bir enkaz yıgınını izlemeye mecbur olmak, izlerken en yasak acıları çekmek, sonra enkazdan geriye kalanlar toparlanıp güneye doğru giderken dur diyememek, susmak.
ama yine de kahrolası dik durmak,en yalanından en zorundan.