ne osmanlı, ne cumhuriyet, ne sağ, ne sol, ne ekonomi ve ne de bu ülke hakkında aklınıza gelen herhangi bir kronik sorun... hiçbiri değil! türkiye'nin asıl sorunu bu illettir: tasavvuf. en yakın örnek olarak, 15 temmuz darbe girişimini düşünelim; bu saldırıyı, bütün öğretisini tasavvuf sapkınlığından alan bir örgüt gerçekleştirdi. işin kötüsü, darbenin muhatabı cumhurbaşkanı (başkan demeye içim el vermiyor) ve iktidar kişileri de bu sapık tasavvuf öğretisiyle büyütüp yetişmiş insanlar. işin daha da kötüsü, güya püskürtülen darbe sonrası yapılan 15 temmuz demokrasi mitingi'ne çağrılıp, milyonlarca insana hitap etmesi istenen sapık cübbeli de bu sapkın tasavvuf öğretisinin en koyu savunucularından!
ülkeye bak lan!
aslında tasavvuf sapkınlığının islam dini ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. hatta, tasavvuf pisliği, islam dinine taban tabana zıt olan bir öğretidir. aklınıza gelen herhangi bir konuyu önce Kur'an'da sonra tasavvuf çevrelerinde araştırın, kendiniz bakın, ortada hiçbir benzerlik bulamazsınız.
bunun en absürt kanıtlarını, henüz işin başında fark edersiniz. şirk dolu olan tasavvuf pisliğinin en ağır temsilcilerinden olan celalleddin rumi'nin mahlası nedir? ''mevlana'' değil mi? peki bu kelimenin anlamı nedir? bu kelime dilimize ''mevlamız'' olarak çevrilir. müslüman olduğunu iddia eden milyonlarca insan bu sapık adama ''mevlamız'' deyip duruyor!
edip yüksel'in kur'an mesaj çevirisinde bakara suresinin 286. ayetinin altına düştüğü notun bir kısmını alıntılayacağım.
Edip Yüksel Meali 286. Ayet Açıklaması:
"Mevla" (egemen / koruyucu / efendi) kelimesi Kuran'da 18 kez geçmekte ve bunlardan 13 tanesi Tanrı için kullanılır (2:286; 3:150; 6:62; 8:40; 9:51; 10:30; 22:78; 47:11; 66:2, 4; ); geri kalan 5 tanesi de Tanrı'dan başkaları için putperestlerin bir yakıştırması olarak veya olumsuz anlamda kullanılır (16:76; 22:13; 44:41; 57:15). Kuran'da sadece Tanrı için kullanılan "Mevlana (Bizim dostumuz / egemenimiz / koruyucumuz)" ifadesi, halk tarafından din adamlarına yakıştırılmıştır. Hatta Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde din adamları, bu ayete rağmen kendilerini, dinsel amaçla, "Mevlana" ünvanıyla anmayı adet haline getirmişlerdir.''
sapıklık daha işin başında başlıyor. sonrasını ne siz sorun ne ben söyleyeyim. tasavvuf: Allah ne diyorsa tam tersini iddia etme ve bunu yaparken de sanki müslümanmış gibi görünme sapıklığıdır. ne olduğu gibi görünen, ne de göründüğü gibi olan sapıkların, ikiyüzlülerin, islam düşmanlarının dinidir tasavvuf; kesinlikle islam ile hiçbir ilgisi yoktur. bu illet, bu ülkenin ve diğer islam(!) ülkelerinin birincil sorunudur.
bakın, bu çok önemli; eğer müslümansan bu senin için çok önemli, eğer ateistsen bu senin için de çok önemli! bizler malesef bu sapık adamların egemen olduğu ülkede yaşıyoruz. makaleyi okuyunca göreceksiniz, aslında tasavvuf pisliği sadece bu coğrafyaya özgü bir öğreti değil. dünyayı yöneten bankerlerin hayallerini süsleyen yeni dünya düzeni için hazırlanan yeni dünya dini bu! müslümanları tasavvufla, hristiyanları teslis ile kandırıyorlar, ruhçuluk tüm dünyaya pompalanıyor! bu makaleyi lütfen okuyun, eleştirmek için okuyun hatta, bu konuyu da araştırın. öğrenin, bilinçlenin, bilinçlendirin... aksi takdirde aklı götüne kaçmış adamlar tarafından yönetilmeye, aklı götüne kaçmış adamların içinde yaşamaya devam edeceğiz.
islâm gibi gösterilip islâm'ın tam tersi olan başka bir dindir. Mistisizm ve ruhçuluk dinini Müslümanlık diye yutturma şarlatanlığıdır.
Mesela tasavvufun en önemli kaynaklarından biri Mevlana'nın Mesnevi'sidir. Açın okuyun ve bunun neresi islâm diye kendinize bir sorun. Kendini eşeğe becerten kadının hikayesi mi yoksa bir erkek genci arkadan beceren iri yarı adamın hikayesi mi... Kendinize sorun cevabını kendiniz verin.
düpedüz şamanistliktir. bütün o zikirler, çalgılar, türküler, mistik söylemler, doğa üstü güçler falan oradan gelme. hem islamdan kopmak istemeyen hem de geleneklerini sürdürmek isteyen türklerin kabullendiği bir tür inanç.
zırvalık. ama insanlar beynini ille bir şeyle doldurmaya gerek duyuyor demek. kendine hayrı olmayan yaşlı heriflere bakıp iç çekmek, onlara köle olmak bu yüzden yanlış gelmiyor galiba bunlara.
islamdır. Kur'anın yaşanmasıdır. insan-ı kamil kimseler üretmeyi amaçlar. Bazılarının addettiği gibi ılımlı müslüman veya gavur hayranı da olmaz, olamaz!
kurandaki islamın yaşanması mı güleyim de boşa giymesin bari, dinde aşırıya gitmeyin diyen kuran peygamber değil mi? şeyhlerinize tapın mı yazıyor kuranda? ruhbalığı reddetmiyor mu kuran siz kime ortak koşuyorsunuz.
Dini aşk eden, allahı aşk eden, peygamberi sevgili, dünyayı zindan, ahireti boş, allahı tek yapan, hu allah dedirtip, vahdet-i vücut sırrına kişiyi eriştiren sisteme verilen addır.
insanın uhrevi kazancı aralarına katılması gereken, mistiğin islamdaki adı. eğer dünyevi herhangi bir çıkar için bununla ilgilenen herhangi bir insanı tanıyorsanız o topluluktan da o insandan da kaçın.
"Bir mecliste toplanıyorlar. Müslümanlar, arasında konuşuyorlar. Bu da Rasulullah efendimizin (s.a.v) çocukları bilhassa öksüz ve yetimlere karşı olan sevgisinden bahsediliyor. işte herkes Rasulullah efendimizin (s.a.v) çeşitli zamanlarda bu öksüzleri ve yetimleri sevme hadisesini anlatıyor. Herkes kendi penceresinden, kendi açısından anlatıyor. Birisi daha anlatıyor. Diyor ki; dikkat ettiniz mi diyor. Çocukların hepsini seviyor amma öksüz ve yetimleri daha çok seviyor. O , onu yakalamış. En sonunda söz Ebubekir’e geliyor. Diyorlar , ya Ebubekir sen bu konuda ne söyleyeceksin. Diyor “benim söyleyeceğim sizden biraz farklı.” Diyor.” Ben sizden belki biraz daha farklı bir şeye de dikkat ettim.”diyor. “o da şu; bu öksüz ve yetimleri severken, Rasulullah efendimiz (s.a.v) babası olmayanları severken çocuğun saçlarını şöyle dağıtarak eliyle seviyor. Ama annesi olmayanları severken, okşayarak ve saçını düzelterek seviyor” diyor.” Ben o çocuğun annesi mi yok babası mı yok Rasulullah efendimizin (s.a.v) seviş şeklinden ayırt edebiliyorum.”diyor. “ çünkü ben biliyorum ki anneler çocuklarını severken genellikle saçlarını parmaklarına sokarak, tarayarak severler. Bu kadının yapısında vardır. Yaratılışında vardır. Düzenlemek, daha düzenli yapmak , daha derli toplu yapmak, daha güzel yapmaya çalışma... erkeğinse diyor yapısında vardır bu dağınıklık. Daha çok böyle saçlarını dağıtarak sever. Ben buradan anlıyorum ki o çocuğun babası yok. Diğerini de severken anlıyorum ki o çocuğun annesi yok.” Diyorlar ki “ ya Ebubekir burda da bizi geçtin. Biz Rasulullah efendimizin (s.a.v) her hareketine dikkat ettiğimizi zannediyorduk amma sen burda da bizi geçtin. işin derinliğine vardın.” işte tasavvuf bu! Mutasavvıf bu!
"
Beylerbeyi Bayburdi Hz.
Bir kişinin şimdiki zaman içerisinde, kendini ve kendinin dışında olanlarla olan etkileşimindeki senntezi anlatıldığı durumdur.
Bunu yapan sufi denir.
Sufi'nin yaşantısını anlatana da alim denir.
Tasavvuf akidesi diye birşey var. Hint felsefeleri ibni arabi fikirleri sufizm mistisizm islam filozofluğu... Bunlar kendini Allah diye mi tanıtmadılar (bkz: hallac ı mansur, yunus emre, mevlana...) bunlar vahiy aldığını mı söylemediler bunlar allah ı kadın olarak gördüklerini mi söylemediler (bkz: rabbani) bunlar alimler peygamberlerden daha büyüktür mü demediler (bkz: ibni arabi) ve bugün tasavvuf... Hep bunları yapan söyleyen insanların kurduğu ve onların öğretileriyle devam eden bir şey. Tasavvufta önce şeyhe sonra kur an a bakılır. Yer yer hiç kurana bakılmaz şeyh zaten kesin kuran haricinde söylemiyor zannedilerek inanılır. Burda katolik hristiyanlığa bakmak gerek. Orda da papaya bağlanmak şart ve kilise ile incil çelişirse kilisenin dediği doğru kabul edilir. Şimdi kuran ölülerden yardım istemek şirktir diyor açıkça. Senin şeylerin istisnasız hepsi ölüp gitmiş geylanide n yardım istediğinde gelip müridine yardım edeceğine inandırıyor sizi ve siz buna karşı çıkmıyorsunuz? Allah a güven az. Esas mesele bu. Mekke müşrikleri de allah ı katı olarak düşünmüşler ondan korkmuşlar ve işledikleri günahları da bildikleri için eski alimlerinden şefaat istemişler. Lat menat ne sanıyorsun? Eski hanif dini alimleri yani hz ibrahimin dininin alimleri. Bunların heykelleri yapılmış. Müşrikler allah a inanıyor. Söze başlarken 'bismikallahumme' diyerek başlıyor. Kabenin rabbi yeri göğü yaratan diyor. Ama ona güvenmedikleri için ondan bişey istemiyor putları aracı yaparak o alimler allah a daha yakınlar diye onlar bizim yerimize ister denilerek bakılıyor. Şefaat bir nevi torpil beklemek zaten. Şefaat beklenmez kişiden istenmez. Allah sizi cehenneme atmak isteyecek te önünde kim duracak sanırsın? Atmayı zaten istemezse sana Şefaatçi verir belki. Allah bilir biz bilemeyiz. Kısacası insanlar putperestliği şirki taşa tapmak sanıyor hayır. Alimlerinden istemek onlara bağlanmak onlar ne derse inanmak onların hakkı için diye dua etmek onlardan direk şefaat beklemek öldüğü halde allahtan istemeyip alimden istemek şirk değil de ne?
Tasavvuf, yüksek seviyede takvâyı tahsil için kurulmuş bir terbiye okuludur. Ancak, günümüzdeki insanların birinci derdi takvâ noksanlığı değil, iman eksikliğidir. imansız din başlamaz ki, takvâ tahsil edilsin. Onun için kâmil mürşidler, bugün işe iman noktasından başlamaktadırlar ve imandan sonra, namazı muhafaza ettirmeye, büyük günahlardan el çektirmeye, adım adım diğer farzları yerine getirt-meye ve özellikle Allah u Teâlâ'yı zikrettirmeye çalışmaktadırlar. Muhammedî sevgiyle herkese kucak açan veliler, bu yolla nice dinsiz ve ibâdetsiz insanları dine ısındırmışlar ve kulluğa başlatmışlardır.