Yargının bağımsız ve tarafsız olanı makbulken, yasaları bizzat çiğneyebilen ilgili yargıçlarca dönüştürülmüş günümüz yargısı.
Hakem ve hakim sanırım aynı kökten. hikmet, herkesin bilmediği bilgi, yorum, kavrayış ve algı yeteneğine sahip olmak anlamında.
Taraflı hakemi erman toroğlu tarif ediyor zaten. Taraflı hakim ise gözlem ile deneyimlerime göre;
1. Karşılama yapar (merhaba, hoşgeldiniz)
2. Hal, hatır sorar (nasılsınız, ne hissediyorsunuz)
3. Gereksiz açıklama ve konuşmalar yapar (karar açıklandı ne düşünüyorsunuz, ben sizi düşünüyorum, prosedür gereği beklememiz gerekiyor…)
4. Susturma yetkisini kullanır (canım nasıl isterse öyle tutanağa yazarım, sana söz hakkı vermeyeceğim, vaktim yok yoruldum seni dinleyemeyeceğim)
5. Mübaşiri tembihler (yalnız bir tarafın ismi zikredilir)
6. Katibi ayarlar (hiçbir şeye tanık değilim ben, önceden kurgulanmış metinleri kopyala yapıştır)
7. Tek taraflı duruşma tarihi atar (avukat hanım şu gün uygun musunuz)
8. Hanım/ bey gibi yanlı nitelemeler kullanır, olmayan vekili sürekli yad eder
9. Kendini koruma altına almak için yakın bulduğu tarafın söz ve davranışlarını kendiliğinden yazdırır
10. Uğurlar (güle güle, iyi günler, kolay gelsin)
11. Kayırdığı tarafı daha erken salona alır, daha geç gönderir
12. Bilirkişi, kanıt ve tanık taleplerini kabul etse de, gerçek gün gibi açığa çıksa da, aleyhe karar verir...
Denetleyen kurum olmadıktan, mesleğin itibarı düşünülmedikten sonra yargıda herkes istediği atı koşturabilir; yeter ki para ve makamdan bahsedin…