--spoiler--
- hüyf... lan patlıycam resmen ha... kendimi dondurtmak istiyorum. çok sıcak kız anne yaa! esasen var ya, bu sıcakta ya morg bekçisi olucaksın ya da eskimo ev kızı...
- hay dilin donsun... vıdı vıdı vıdı... gece vakti morg felan deme insana, manyak manyak... içim ürperdi kız... uykum kaççak şimdi...
- bu sıcakta uyunuyo da sanki... dün bi ara yarım saat kadar içim geçmiş. rüyamda titanik'e atlamışım, serin serin buzdağına çarpmaya gidiyodum...
- hayırdır inşallah, rüyada titanik görme ne ola ki...
-ferahlık derler... transatlantik görmek ferahlık olarak yorumlanır da, buzdağı görmek bir nedir bilemiycem şimdi... sen de yemişin kafayı anne hee... oturmuş benle rüyada titanik transatlantiği'ni görme hayır mıdır konulu geyik çeviriyo...
-ne kız, rüya bu... her şey görülür... ben genç kızkene bi kere zeplin gördüm rüyamda... şööle kocaman balon gibi bişey... kalktım annaanene sordum, "kötü haber derler" dedi... hakkat devrisi gün büyük dayım minare şerefesine çinko çakarken aşsa düştü... içime doğmuş demek ki...
- cep denizaltısı gördün mü hiç anne kız?.. kısmet derler...
- hemen dalga geç anneyle bok karı... yiycen şimdi kafana terliği...
- kadına bak yaa.. şu sıcakta, sırf gerektiği zaman benim kafama atabilmek için terlik giyiyo... silah gibi takıyo onları ayaana, şööle şööle topuklu... terlikli ilah... çıkar o terlikleri de ayağın rahatlasın... atçak bişey istiyosan elinde bumerangla dolaş... hem geri döner... bumerang dedim de aklıma geldi... rüyada bumerang görmek hayırdır... gurbetten biri gelcek demektir... dönüyo yani... çaktın?
- çakıcam şimdi seni yerlere, yolucam o saçını başını cadaloz... ne lan morglar, eskimolar, titanikler, burner... şeyler... jet denizaltılar!... adam gibi bir laf çıkmaz şu deli karının ağzından... elin kızları evlerinde hanım hanım oturup saçlarına boncuk takar, ne bileyim kral tv seyreder, romina'yla gülçin'e faks çeker...
- hee... faks var ya bizim evde... ama tabi lazım artık... her genç kızın rüyası... bi diceylen fakslaşmadan ölürsem gözüm açık gider... kız hakkaten anne eve faks alalım... bak kendi ağzınla sööledin... sen ister misin biricik gelinlik kızının çeyizinde faksı yok, sıradaki parçayı isteyemiyo... bu arada rüyada faks görmek "düşmanın var" demek... onu da araya sıkıştırıyım...
-kız sus bak fena olucak... evlat katili mi edicen sen beni cadaloz...
- sen bilirsin... ister evlat katili olursun, istersen bu sıcaktan kaynaklanan gereksiz konuşmalarıma sabır gösterir, hayırlısıyla ilerde anneanne filan gibi hacmine hoş bi unvana kavuşursun... evlat katili, idamlık safiye, deli safiye... çık... bunlar kulağa hoş gelmiyo... yine de sen bilirsin... zeplinci safiye...
- kız sus bak, atarım kendimi şu balkondan aşağı...de hayatının sonuna kadar "hayırsız evlat" damgasıyla yaşarsın...
- o balkona hayatta çıkamazsın, babam öldürür seni... zira karşı balkonda fanilalı ve şortlu herifler var... adam ayak parmaklarını balkonun demirine geçirmiş öööle gökyüzüne bakıyo... ben ise namuslu bir ev kızı statüsünde bulunduğum için, balkona çıkamıyorum... dolayısıyla sıcaktan beynim ütü gibi oluyo ve saçmalıyorum... ya adetli heriflerin önüne, balkona çıkarak "orospu" olucam, babam evlat katili olucak, ya da sıcaktan oynatıp bööle konuşmaya devam edicem, sen evlat katili olucaksın... susmak istiyorum fakat olmuyo... ben sutyenle balkona çıksam o herifler utanıp içeri kaçar mı acaba?.. belki de birazdan tv'de naklen maç vardır o zaman bu heriflerin alayı balkonu terk eder, balkonlar karılara kalır... karşı cinsin de balkona ihtiyacı var, fakat cemiyetimiz bööle şeylere hazır değill... suscam anne söz bak, valla elimde değill... çok sıcak... ben komaya girdim heralde..sayıklıyorumdur belki... susmak istiyorum ama susamı... lan... suscam... susu...
--spoiler--
bir dönem show tv'de yayınlanan, komik dizi. sıdıka karakterini hasibe eren'in canladırdığı, eve hapsedilmiş zeki ve meraklı bir kızın başrol olduğu kaliteli yapım.
--spoiler--
sıdıka ile safiye adak için türbeye giderler.
safiye:kız ne dilek diledin marpuçcu baba hazretlerinden?
sıdıka:park yeri.
safiye:neden araba değil de park yeri?
sıdıka:bu devirde park yeri olmadan arabayı nereye koyacağız?
safiye:uğraştırmasana kız hazreti.marpuçcu baba hazretleri senin park kahyan mı?kaltak.
--spoiler--
--spoiler--
samim salondan bağırır:
-sıdıka sıdıka kız!
sıdıka:
-buyur entegre abi tesisleri,cep herkülü,potansiyel naim
samim:
-şu halterleri topla,yayları falanda kaldır.
sıdıka:
-niye ben topluyomuşum,götür sen yerine koy,biraz kas yaparsın
samim:
-tamam,ip getir o zaman,ip atlıcam
sıdıka:
-dönüşte senin yerine sırıkla atlıyim mi
(kendi kendine söylenir)
-herif kas yapıp,kızlara hava atıcak diye günün birinde silkmede rekor kırıcam,
rüyanda zeki trikonun mankenlerini görüyosun dimi,
her plaj mevsimi öncesi ailecek halter kaldırıyoruz!(diye yakınarak devam eder)
--spoiler--
--spoiler--
zekeriya ile samim halı saha maçına gidecektir.zekeriya yemek masasında taktik verir:
zekeriya:bak oğlum,bu domates sensin,bu turşu da benim,peynir de top olsun.şimdi biz paralel paslarla rakip kale önüne gelirken...
samim:baba şu salatalık bizden mi?
sıdıka:evet abi,çengelköy'den ara transfer.
zekeriya:samim,tribüne oynama çocuğum..beni dinle sen.
--spoiler--
internette bulmamla çok sevindiğim dizi.
safiye, sıdıka'nın neden dünyaya geldiğini anlatırken;
--spoiler--
sıdıka: ay iyi ki o zamanlar reality show'lar falan yokmuş, kış günü intihar cinayet olmadan yırtmışsınız.
safiye: ya sen de ananı durduk yerde böyle delirdi sanıyorsun. işte böyle oynattırırlar insanı. yıllar yılı senin poponla pipinle kukunla felan uğraşıp aralıksız hikayeler anlatırlar
--spoiler--
bu sabah itibariyle güne gülerek başlamamamı sağlayan dizidir. eskiden de izlerdim sanırım on yaşında falandım yayınlanmaya başladığında, sonra tekrarlarınıda defalarca izledim. yine yayınlamaya başlamışlar ben gene izliyorum. güzel dizidir, entel sıdıka ve annesi arasında geçen diyaloglar çok güzel.
"sıdıka:kız anne dışarı çıkıp kardan adam yapsak?
anne:koca gelinlik kızsın, komşunun gözü önünde yapılmaz öyle!"içi adam çekiyor."derler"
küçükken babama mahmutpaşadan günlük almasına zorladığım ve buna neden olarak gösterdiğim dizidir.
bu dizi sayesinde küçükken hergünümü not eder dururdum. çok sevdiğim dizilerden ve geçmişte hatırladığım nadir dizilerden biridir.
harika bir dizidir-ydi.
efenim eve ilk kez bilgisayar girmiştir;
sıdıka: evvet girdik işte windows ortamına
safiye: gözü körolmayasıca ben senın yasındayken çoktan aile ortamına girmiştim.
fıldır fıldır internette bölümleri aranan kahramanın dizisi,kitabı. kitabını okuduktan sonra gelse de iki sohbet etsek denir.
--spoiler--
- marpuçcu baba hazretlerinden ne diledin kız?
- park yeri...
- hazretleri'nin huzurunda çimdirmiyim şimdi! ulu kimselerin türbesinde huzura çıkınca makara yapılmaz... hele anneyle dalga geçmek hiç olmaz, çarpılırsın alimallah... böyle yamulup helezonik kalırsın...
- niye? dalga filan geçtiğim yok, ben hazretleri'ne dua okuyup, park yeri istedim... seneye de araba istiycem kısmetse...
- o dilin şişer de kalır ağzının içinde, dalga geçme diyorum sana! park yeri istemişmiş... direkman araba istesene madem... niye işi uzatıyorsun? marpuçcu baba hazretleri park kâhyası mı sana park yeri bulacak?
- bizi batıran bu zihniyet işte... önce alt yapı sorununu halletmeye çalışıyoruz heralde.. park yerin, sürücek yolun olmadıktan sonra rolsroys'un olsa ne yazar... bütün hıyar tüketiciler gibi üç kuruşu denkleştirip araba almakla olmuyo bu iş...
- hıyar deme hazretleri'nin huzurunda... hem senin araba istemen bile manasız... gelinlik kızsın, hayırlı bi kısmet istesene... en azından kısmetinle ilgili altyapı hizmetleri iste, kocana iyi bi iş, bedelli askerlik filan...
- bana ne, onları erkek tarafı istesin*...
- manyak! önce akıl fikir istemek lazım sana...
- hakkaten fikir isteseydim keşke... acaba marpuçcu baba hazretleri'nin 2000 yılının eşiğinde bir megapol olarak istanbul'un sorunlarıyla ilgili çözümsel fikirleri var mıdır? kız anne hakkaten bi düşünsene... bööle bi fikri hazret lütfedip bana verse, ben bu yerel seçimlerde aday olsam...
- töbe de kız çabuk... bi dilek dile dedik, koca istanbul'u istedi salak... sana kaldıydı... elin değmişken eflak ve boğdan'ı da isteseydin... hem sayın tansu çiller istanbul'u senden önce istedi bi kere...
- hazret'in huzurunda kapışmayalım şimdi anne... ben öölesine söyledim zaten. fikir iste diyen de sensin... hem hazret bilse de kimseciklere söölemez ki... arazi mafyası bi öğrenirse kabrinde rahat bırakmaz adamı... gelip türbesinin üstüne gecekondu plazası yaparlar...
- .........................
- hadisene kız...
- içimizden diliyoruz heralde...
- niye? annenden gizlin saklı bişeyin mi var? damat bu boru diil, kızımın kısmetini bilmek en tabii hakkım.
- manyaklaşma anne, damadın henüz tasarı safhasında... şööle ela gözleri, siyah saçları olsun diyorum, iki yanağında gamzesi mutlaka bulunsun, fazla uzun boylu istemez... bebek gibi yüzü olsun...
- çok yakışıklı olmasın, gözü dışarıda olur... şimdiki gençlerin hepsi manyak, televizyondan felan kışkırıyorlar... sen kendine göre bişey iste... siyah gözlü filan olsun, kara kıvır saçlı, bıyıklı, hafif kel ve göbekli de olabilir... evine bağlı olur o tipler... bira içip maç seyreder, iki de çocuk doğurup atarsın önüne, sen sağ ben selamet...
- hazret de şaşıracak şimdi bu işe... kısmeti kim istiyor karıştıracak... adı geçen kısmet benimdir efendim, annem kafayı yedi, mümkünse onu kaale almayın, amin...
- sen yedin esas kafayı... o çocuk itin teki.
- hangi? kim?
- ela gözlü olan. gamzesi var hani... serseri o...
- kız yok ki ööle birisi anne, nerden biliyoruz serseri olcaanı...
- ana sözü dinlenicek, o kadar... düdükler o çocuk seni, yüzünden belli, sahtekâr o, koca olmaz ondan...
- lütfen siz annemi dinlemeyin, amin...
- yürü kız, yok sana kısmet felan, kaltak! töbeler...
- evelallahın izniyle; bi yanlış anlaşılma olmasın hazret... anneminki diil benim dileğim yani... ela gözlü, iyi yürekli olcak... amin... tamam anne çekiştirme... amin... ela göz... tom kuruyz...
--spoiler--