zaman hiçbir şeye yetmiyor. yapmam gereken o kadar çok şey olmasına karşın o kadar azını yapabiliyorum ki bu beni yoruyor. özellikle de psikolojik olarak.
kedilerimden biri cuma gününden beri kayıptı. aramış her yeri bizimkiler, geri gelirdi normalde gelmeyince kayıp ilanı verdik.
bugün komşumuz "cuma akşamı araba çarptı bir hayvana, üzülürsün diye sana söylemedik." demiş anneme. komşu kediye çarpıldığını görmüş de haber vermemiş bizimkilere. belki kurtarabilirdik düşüncesi çıkmıyor aklımdan.
güzel kızım, ayağına taş battı diye günlerce topallamıştı bir keresinde. canı çok tatlıydı. keşke yaşlılıktan elimde ölseydi de öyle bir acı çekmeseydi.
bedenini de bulamıyoruz.
yurtsuz kaldı kızım.
Yüzüm her zaman fondötenli gibi tek renkti makyaj yaptıgımı hatırlamıyorum. Şu 2 senedir yüzümde kızariklıklar oluşuyor ve geçmiyor. Baya dertliyim bu konuda.
(bkz: nazar ettiniz hayın insanlar)
odamdaki buzdolabından çok rahatsızım, bu yüzden sürekli odama giriliyor, kişisel yaşam alanım ihlal ediliyor ve geceleri sesinden rahatsız oluyorum.
güncel derdim olaraksa birkaç gündür kulağım ağrıyor.
bu sabah saat 08.00 civarları benim acilen şirketime gitmem gerekiyordu. hızlı bir kahvaltı yapmalıydım bir de ne göreyim : esra hanım bana kahvaltıyı getirdi getirmesine ama portakal suyumu istediğim kıvama getirememiş. tam çıldırılmalık.