O kadar yoruyorki hayat, bıkıyorsun istemesende. Sorun değil birşeyim yok. Bakkala gidiyorum deyip 10 yıl kaybolasım var sadece! gibi çok güzel sözleri dile getiren yazar.
ay hırsızı kitabıyla beni derinden etileyip en sevdiğim yazarlar arasına giren zat. çok farklı alanlardaki kişileri ortak olaylarda karşılaştırması ilgiyle okunan bir kitap haline getirmesini sağlamış.
trabzon maçkalı olmasıyla,memleketimle gurur duymamın sebeplerinden biridir kendileri.
olayları birbiriyle ilişkilendirme yeteneğine hayran olmamak elde değildir. anlamca birbiriyle alakası olmayan kelimeleri bir cümle içinde öyle bir harmanlar ki, o kelimeleri birbirinden ayrı düşünemez hale gelirsiniz.
üstünde konuşamayacağı bir konu yoktur eminim. konu ne olursa olsun mutlaka söyleyecek birçok şeyi vardır.
sunay akın'ın kitaplarını okumak sizi yorabilir aslında. ilginiz tamamen kitabının üzerinde olmalıdır. trende, otobüste, okulda, evde onun kitaplarını okuyup da anlayabilmek tamamen sizin dikkat yeteneğinizle alakalı bir eylemdir. sebep; bir hikayeyle başlar,arada en az 5 tane hikaye anlatır, sonunda ilk hikayenin sonunu anlatır. yani hikayenin sonuna geldiğinizde sayfaları geri çevirip hikayenin başına bakma gereği duyabilirsiniz.ama engin biligilerinden yararlanmak adına sunay akın okumanın çok da zahmetli olmadığını düşünüyorum kendi adıma.
not;en sevdiğim şiiri
Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
...Gözlerine
Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin
Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize
12 eylül 1962 yılında doğan şair, araştırmacı-gazeteci, tiyatro oyuncusu. 12 eylül olayları üzerine 18 yaşından itibaren doğum gününü kutlamıyor. şu sıralar '' yaşamdan dakikalar '' adlı programı hıncal uluç ile beraber sürdürüyor.
- Nazım Hikmet vapuru,
deniz ile arasına
dökülen asfaltı kırar
ve özgürlüğüne kavuşturur.
salacak iskelesini;
batmak pahasına.
Can Yücel vapuru,
alaycı bir düdük çalar
savaş gemilerine
ki rakı şişeleri asılıdır
can simitlerinin
yerine..
Attila ilhan vapuru,
keyfile yarar suları
içinde çünkü sevgililer öpüşür
ve güvertesinde
sigarasını rüzgara karşı yakan
bir katil üşür.
Edip Cansever vapuru;
denize yansıyan
otel ışıkları altında
gider gelir boğazın en uzak
iki iskelesi arasında.
Orhan Veli vapuru,
evlerine taşırken
telaş içindeki insanları
küpeştesinden atılan
simitleri kapışır
martı kuşları..
Cemal Süreya vapuru,
akşamüstleri giyince
ışıklı elbisesini
ince bir duman savurarak havaya
dansa kaldırır
kız kulesini.
şu ana kadar 3 kitabını okuduğum muhteşem yazar. kitaplarında muhteşem bir araştırma özetini şiirle, güzel edebiyatla önümüze sunuyor. zevkle okutuyor kitaplarını.
gösterisinin reklam metniyle beni benden alan, en sevdiğim şair sıfatını hiç çekinmeden armağan edebildiğim güzel kişilik...
"ilkokul birinci sınıfta okuyan çocuk, okuldan çıkar çıkmaz çırak olarak çalıştığı dükkâna gidiyor, yerleri siliyor, ustasına çay dolduruyordu. gece geç dönüyordu evine. avluya açılan bir kapı bir şato kapısından farksızdı. çocuk, ayak parmaklarının ucuna kalkıp mandala uzansa da dilini aşağıya çekecek güç cılız kollarında yoktu. yorgun çırak, kapının eşiğine oturuyor ve sokaktan kendisine yardım edecek bir gece bekçisinin ya da sarhoşun geçmesini bekliyordu. zaman makinesi icat ve bana tarihte yalnızca bir güne gitme hakkı verilse hiç düşünmeden o çocuğun önünden geçmek isterdim. beni görünce sevinecek ve şunları söyleyecektir. 'abi ben terzi çırağıyım. ustam işten geç bıraktı... gücüm yetmiyor... şu kapının mandalını açsana! ..' gülümserdim... saçlarını okşardım, diyeceğim ama başında mutlaka 5 numara traş vardır! açardım kapıyı... o da 'sağ ol abi' der ve yorgun bedeniyle avlunun karanlığında kaybolurdu gözden... ben de derdim ki ardından:
"sen sağ ol baba! .. hayatta bana açtığın tüm kapılar için sen sağ ol!..."
"kızılderili şair." kız kulesi'ndeki kızılderili kitabıyla büyüleyen, o büyüyle kapağında bir kızılderili olan onlar hep oradaydı kitabını da aldıran güzel kalemdir.
onu en iyi başka bir kızılderili anlar sanırım: (bkz: #8578982)
şu saçma sapan dünyada, biz de birer kızılderili şairiz sevgili sunay akın!
ay hırsızı adlı kitabını alıp taksim de imza gününe gitmiştim. biraz bekledim ve bir şiirimi okudum kendisine . kağıda dökmemmi istedi ve müzeye davet etti beni yazdığıma bakmak incelemek için. ben o gün bu gündür hala göremedim. özlediğim yazardır kendisi yakından tanıdığım için çok mutluyum.
çok yönlü bir sanat insanı olup kendisini daha çok meddah olarak tanımlayan zat-ı muhteremdir. kaliteli zaman geçirmek için meddah gösterisine gidilesi insandır. ayrıca türkiyedeki ilk ve tek oyuncak müzesinin sahibidir. şiirlerinin güzelliği ve özgünlüğü de tartışılmaz kişidir.
cevabı hazır olan soruları değil de soru sorarak cevaplara ulaşan araştırmacı ,şair ,Türkiye deki ilk oyuncak müzesi açan ,mistik ses tonuyla insanları etkileyen medeniyetin beşiği Trabzon Maçkadan çıkmış örnek insanlardan biri ...
'' yarısını tuttum,çocuk doktoru olmamı isteyen anneme hasta yatağında verdiğim sözün,doktor olamadım ama hep çocuk kaldım'' sözüyle bana çok şey düşündüren güzel düşünceli adam.
konuşurken, bir hikaye anlatırken abartarak hatta ağzından tükürükler fışkırtan, olayın gerçekliği kıvamını geçerek yapmacıklaştıran kişi. elinde değil, insanları bu şekilde etkilemeye çalışıyor ve çoğu da bunu yiyor.