Erika ewald ın askı ve bilinmeyen bir kadının mektubu kitapları ile erkek gozunden kadın askını cok guzel analiz etmis ve yazmıstır.
Her iki hikayede de sonlara dogru bogazıma bir yumru oturdu cok duygulandım.
Çeviri olmasından mı kaynaklı bilemiyorum, hikayeleri türk klasikleri gibi okurken akmıyor. Uzun uzun tasvirleri var lakin okurken konudan koptuğumu hissettim. 2 kitabını okudum. Bir daha okur muyum bir düşünmem lazım. Belki iyi bir yazar ama bana hitap etmedi.
Eğer ölüyorum diye üzülseydin, ölemezdim!
...
Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.
"Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?"
Kitapları piyasadaki en ucuz ve ince kitaplardan olması dolayısıyla çok okunan bir yazar öyle olmasaydı kimsenin okuyacağı yok kısacası overrated bir yazar.
Kitaplarının güzelliği dışında hayatı ve ona son verişi de derinden etkileyen yazar. Herkeste bu cesaret yoktur, amk dünyası yüzünden gidiyor böyle güzel insanlar.
Tamamen "iş Bankası Yayınları"nın satış politikası ile gündemde bu kadar tutunmuş bir yazar. Ha yanlış anlaşılmasın kötü bir yazardır, overrated vsvs demiyorum Allah çarpar ki zaten 1-2 kitabını okudum sarmadı çok ama hoş, akıcı, zamanınız için ideal.
Fakat asıl mesele şu ki: bu adamın kitapları önceden de basılıyordu ama böyle tek tek değil, toplu haldeydi genelde. Mesela 1 kitap içersinde 4 5 öyküsü, hikayesi vardı 350 300 sayfa tarzı bir şeydi ve daha ucuzdu ama Türk milletinin 200 sayfa yukarısına ilgisi olmadığı için de pek ilgi çekmemişti. Aynı hikayeleri, satırları ayrı ayrı kitaplara basınca herks "hurra" dedi.
Edebiyatla aranız orta düzeyde ise ya da yeni yeni kitap okumaya başlayan kişilere okumayı sevdirmek istiyorsanız idealdir zweig kitapları. Ama tabii ileri düzey bir felsefi, sosyolojik, metaforik öğeler beklemeyin.Hoş, akıcı, tatlı.
‘Acımak’ romanı, beni en derinden etkileyen eseridir. Okuduğum yayınevinin çevirisi de güzeldi. 6 sene oldu romanı okuyalı, hala olay örgüsü olduğu gibi hafızamda.
Kitapta bir subaya aşık olan kötürüm bir kızın hikayesi anlatılıyor. Ama olay bu kadar basit değil.
Kitapta geçen ‘size göre sevmek sadece sağlıklı ve yakışıklı/güzel insanlar içindir. Kötürüm ve çirkin bir insanın sevmeye hakkı yoktur.’ Benzeri cümleler ve hem öncesinde hem sonrasında olan olaylar insanlara olan bakış açınızı oldukça etkiliyor.
Savaş karşıtı yazdığı yazılar ile nazilerin tepkisini çekmiş, nazi ve gestapo'nun baskısına maruz kaldığı için karısı ile birlikte intihar etmek zorunda kalan kalbi güzel, değerli yazar. Daha sonra 2. Dünya savaşını kaybeden Hitler de karısı ile birlikte intihar etmek zorunda kalmıştır. ''Etme bulma dünyası'' sözünü bir nebze olsa da realist kılan bir hadisedir.
--spoiler--
Yazar intihar etmeden önce son bir kitap yazıyor, kitabın adı ise satranç. Bu kitap da nazileri rahat rahat eleştiriyor. Öykü bir gemide geçiyor ve yıllarca satranç oynamamış bir adamın, satranç dünya şampiyonunu nasıl alt ettiğini anlatıyor. Kitabı değerli kılan sebeplerden biri ise yazarın intihar etmeden hemen önce yazmış olması. Bir Solukta okunabilecek kısa bir öykü.
--spoiler--