insanlardaki telefon bağımlılığının sebebi olan geneli uygulamalı internet bağlantılarıdır. bunu önlemek içinse en güzel yol yüz yüze iletişim kurmaktır. ama onu da ara da nerde bulasın?
Popüler olana karşıtlık üzerinden ben zekiyim profili çizen tiplerden de irrite olmaya başladım. Tamam en cool sensin reyiz. Ama sözlük de sosyal medyaya dahil bir platform, bil istedim.
insanların ne kadar da onaylanmaya ihtiyaç duyduğunu gün geçtikçe gözüme gözüme sokan oluşum.
gönderisi etkileşim almayınca şaka yollu kendini favlatmaya çalışan arkadaşlar hatta herkesin anonim olduğu böyle bir platformda bile entrysi eksi oy alınca kudurup edit yapanlar... vallahi çok enteresan.
sen, ben, hepimiz... takdir edilme duygusu, doğanın merkezinde olan bir şey;
bir primat'ın sürüyü yönetmesi, dişi aslanın avlanması, doğru kararın memelinin sürüsünce takdir edilmesi...
clarks (batı dalgıçkuşu) çiftleşmek için dans eder ve partnerine güzel gözükme için çabalar; ben sosyal medyayı buna benzetiyorum; memelinin çiftleşme çağrısı
not:sosyal medyaya en son 7 yıl önce fotoğraf yüklemiş biri.
black mirror dizisinin senaristi, televizyon eleştirmeni charlie brooker' ın sosyal medya hakkında yerinde bir tespiti var. şöyle diyor;
"bence sosyal medya çok güçlü bir araç. ancak insan türü olarak henüz onu nasıl kullanacağımızı çözemedik. sanki birdenbire vücudumuzda bir kuyruk çıktı ve şu anda o alışamadığımız yeni uzvumuzla tüm mobilyaları deviriyoruz."
insanların mutsuzluklarına vakit ayırmamak, daha çok mutlu olmak için kullandığı mecra. yersen tabii. bir kere adıyla bile bu kadar bağdaşmayan bir oluşumun, yalandan mutluluk pozlarına bürünüldüğüne inanmamak çok saçma olur zaten. insanlar adı sosyal taşıyan bir oluşumun, durumun hakkını verebilmek için, dışarı çıkar, etkinliklere katılır, gezer, uğraş edinir vs. belki sosyal medya, sizi sosyalleştireceğiz diye bir slogan falan atmadı ama, sosyal medyası olmayan ne yapıyor atom mu parçalıyor, buluş mu buluyor gibi savunma mekanizmasına geçmenin de pek manası yok. her şeyin savunulmasına gerek yok cidden. özgürüm, ben seviyorum böyle şeyleri deyip polemiğe girmeden geçebilmeli insan.
sosyal medya diye kabul edilen bu kavram insanları birbirinden uzaklaştırdı. sanal bir dünya yarattı insanlar arasında. kimse 30cm'den uzağı göremiyor artık. baktığımız ekranlar hayatlarımız oldu.
Herkesin çok mutlu gözüktüğü, normalde birbirinden nefret edenlerin birbirine methiyeler dizdiği, insanların ikinci yaşam alanı, kimi gerizekalıların tam olarak yaşama sebebi olan boktan mecra.
Şimdi de, yapay kanser hastaları türemiş. Sağdan soldan buldukları fotolarla kendilerini kanser hastası gibi gösterip fav almaya çalışıyorlarmış. Ve en tuhafı da şu ki zamanla kendileri de buna inanıp hayali bir kanseri yeme öyküsüne inanıyorlarmış.
Sanal Alem ile gerçek dünya arasındaki zıtlık gitgide büyüyor. Hangisi gerçek hangisi yalan hepten karışmaya başlıyor.
Aha lan bundan çok güzel psikolojik gerilim filmi konusu olur!
küçükken en büyük sosyal medya kaynağımız televizyondu.o zamanlar öğretmenimiz aptal kutusu diyordu.içimden ne diyor adam diyordum, sonradan anladım her şeyi.akıllı kullandığın ölçüde hiçbir zararı yok fakat abartınca cidden yozlaşmaya sebebiyet veriyor.neden mi bahsediyorum?tabi ki facebook, instagram ve twitter gibi nice sosyal medya gereçleri.akıllı telefon üretilmeden herkes bu kadar kolayca ve fazlaca vakit ayıramazdı soysal medyaya.gel görelim ki akıllı telefonlar bizim aklımızı almış.yazık, çok yazık!
gerçek hayatta konuştuklarını kimse dinlemiyor insanlar da bir süre sonra madem öyle konuşmayım diyor. ama şişiyor. sonra uyanığın biri gelin millet reelde konuşamadığını, konuşsa bile kimsenin dinlemediğini gelip buralarda yazsın gazı gitsin milletin demiş. bence amacına da gayet iyi hizmet etmiş.
ciddi ciddi bırakmam gereken nefretlik bağımlılık. aaa bakalım şu nereye gitmiş kiminleymiş ne giymiş derken dakikalar saatler geçiyo resmen. üstelik sinir bozucu, hiçbir stalktan mutlu çıkamıyo insan.