"çiçekler ve agaçlar toprağın derinliklerindeki sırrı bize ifşa ederler. Oradada da kokuların ve renklerin bilmediğimiz tecellileri olduğunu lisanıhal ile söylerler. Fakat biz birşey anlamalıyız. bu anlaşılmaz lisanlarını kulağımıza fısıldağanlar, anlaşılmadıklarına mahzun sönüp giderken, biz de yeni mevsime gireriz. işte bu mevsim sonbahardır."
bu sonbahar değişik bir şey yapmak istiyorum daha önceki tüm mevsimlerden farklı. sarının her tonunu ezberleyeceğim. bütün rüzgarların kokusunu üç mevsim daha yetecek şekilde depolayacağım önce ciğerlerime, sonra tüm gözneklerime... ve hava karardıkça koklayacağım yaprakla karşık toprak kokusunu, yani sonbahar olacak yeni parfümümün adı. iliklerime kadar sonbahar kokacağım yaz-kış bu sene.
geri dönüp bakacağım sonra, işte o zaman demeyeceğim neden basmadım sanki yerlerdeki kuru yapraklara... neden duymadım sanki yaprakların bastıkça çıkardıkları feryatları...
bir zamanlar eylül, ekim, kasım aylarına tekabül eden mevsimdir. Eskiden ilkokul müfredatında kışa yapılan hazırlıklar öğretilirdi bu mevsim konu olarak işlenirken..
Eylül, ekim ve kasımı bünyesinde bulunduran, sarının renk olarak kendisini en güzel ifade ettiği, yalnızmış gibi gözüktüğünden sevilesi, öpülesi, kucaklanası mevsim... hüzünlü hazan...
gazellerin yerde ayaklar altında çığlıklar atarak ezildiği, kışa gebe, esen rüzgarıyla inceden titreten, kimileri için hüzün, ayrılık; kimileri için tebessüm ve özlemleri sona erdirip kavuşmalar getiren, insanı silkeleyip tekrar hayata döndüren ilham dolu aydır sonbahar.
düştü elleri içimdeki boşluğa,
su titredi, yaprak oynadı dalında.
kesti elimi yüzündeki kirpiği,
kalbimde bir çiçek açtı.. yine...
bir rüya olmalı gördüğüm,
gördüğüm bir rüya olmalı,
belki de belki de hiç uyandırmamalı...
sonbahar sonbahar olmalı,
sebebi sebebi sonbahar,
sonbahar sonbahar..
korkmuyorum hiç !
başla hadi!
sar karanlığına beni,
al en derinine hadi!
sar bikere sar bikere!
başla hadi!
vur yalnızlığınla beni,
yerden yere yerden yere hadi!
vur bikere vur bikere!
başla! yıka yağmurlarında beni,
ıslat yine ıslat yine hadi ağlat!
kaybet kaldırımlarında beni,
yürüt yine üşüt yine hadi!
aşk çürütür rüyalar ise yanıltır insani
yağmurlar yıldız olup aksa da değiştiremiyor mevsimleri
bir avucumda sonbaharları taşıyorum
diğerinde kök salan kardelenleri
avuçlarım yanıyor...
her aşktan bir pul taşıyorum üzerimde
bende her giden mektup gibi büyütüyorum yalnızlığı
teğet geçip tüm mutluluklara
koşar adım kaptırıyorum kendimi yanıltan rüyalara
içimde yaşadığım gerçeğini gömme isteği taşıyorum
bildiğim bütün büyüler elimden alınmış
sadece dünden kalan artıklarım var
benliğimi gömüp bu artıklara kapıyorum avuçlarımı
kök salan kardelenler ağlarken
yıldızlar yağdırıyor sonbahar arkamdan...*
rüzgarı güzel mevsim. bi de bardaktan boşalır gibi yağan yağmuru güzel. bi de sararıp dökülen renk renk yaprakları. bi de insanın içine düşürdüğü yalnızlık arzusu. bi de durup düşünmeden öylece olanı biteni izleme isteği.. mevsimlerin en güzeli..
yazın, yalancı samimiyetiyle birlikte yitip giden umutların ardından bakıştır önce. sonra karanlığa tutulmuş fener olmak, sorulara cevaplar bulmaktır.
yeniye hazırlayandır... doğa az sonra uyuyacak, ardından canlanacaktır.