insanın özellikle gün batımlarında kederlendiği mevsim. güneşin rengi sararmış yapraklara benzer. bütün doğa enerjisini kayıp eder, miskinleşir sanki; işin garip yanı tüm bunlar bana tarifsiz bir haz verir.
yapmacık insanların sokaklardan çekilmesini ve sokakların asıl sahiplerinin yalnız kalmasıdır bence. şarapcılar, tinerciler, evsizler... insanların ısrarla görmezden geldiği gerçekler onlar. sonbaharın o her şeyi alıp götüren ve aslı bırakan rüzgarıyla var oluyor onlar. kendilerini diğerlerinden daha 'insan' gören bazılarının pisliklerini yine yağmur temizliyor kaldırımlardan.
ilkokulda geyik bir kompozisyon dersinde "en sevdiğim mevsim sonbahardır. çünkü sonbaharda yağmur yağar. ben yağmurda ıslanırım. ıslanınca hasta olurum. hasta olunca annem en çok beni sever." cümleleriyle tanımladığım mevsim.
aslında yaprak sıkılmıştı ağaçtan;
bahaneydi sonbahar.
sağda solda rastlıyorum bu söze, burada da olsun.
yaprakla ağacın aşkı sonbahara kadar olur zaten diye bir şeyler de içimden geçiyor, sen kendine yaprak pozisyonunu uygun görmeye dur.