lig tv"ye gec kalinmis okkali bir kapak takarak gonulleri bir kez daha fethetmis teknik adam. sansal'in morarmasi, merk'in kizarmasi paha bicilmez bir keyifti.kendisiyle 25 senelik sözleşme yapılmalı. çok yakışıyor çok.
markus merk: "not enough for a penalty."
slaven bilic: "and for fenerbahçe it was a penalty last week? come on give me a break."
ısrarla kerim frei' ı neden oynatmadığını anlayamadığım hocadır. 12 kilometre koşup maça herhangi bir etki yapmayan filip holosko kadar oynamayı hakettiğini düşünüyorum kerim' in.
taktik üretemeyen bir taktisyenden söz edilebilir mi?
taktik çok boyutludur. derin bir kadron vardır, neredeyse her mevkiye aynı vasıfta 1den fazla oyuncu almışsındır, o sebeple klasik taktiğinin dışına çıkmazsın. bu kabul edilebilir. yahut dar bir kadron vardır, oyuncu eksikliklerine göre taktiksel değişiklikler yaparak zararı engellemek mümkündür.
bilic 4-3-3 dışına ne zaman çıkar? kaldı ki 4-3-3 denizli sonrası beşiktaş'ın üzerine çökmüş bir karabuluttur. hiç bir faydası olmadığı gibi bir çok oyuncuyu da kendisine kurban etmiştir. holosko gibi sprinter yetenekli bir ikinci forvet sırf bu taktik uğruna kalas bir sağ açığa evrilmiştir. fernandes gibi mücadeleci ve fark yaratan bir göbek ortasaha sırf bu taktik hasebiyle sorumsuz bir 10 numara olup çıkmıştır. pektemek gibi yetenekli bir forvet, zaman zaman kanat oynatılması ve daha çok da tek forvetli sistemde almeida'yı kesememesi sebebiyle resmen bir kazmaya dönüşmüştür.
bu 4-3-3 ile ne başarısı sağlanmıştır peki? bir şampiyonluk, bir kupa? hiçbiri yok.
öyleyse nedir bu ısrar? nedir bu kalıp taktik ısrarının mantığı?
dibindeki galatasaray maça göre gerekirse 3-5-2, 4-4-2, 4-3-3 oynarken sen neden 4-3-3 gibi senin takımında işe yaramayan bir taktik diziliş içerisinde hapsolup kalıyorsun?
sebebi bellidir? üretememek.
bilic üretemeyen, risk alamayan bir hocadır. başarısızlık eskiyi devam ettirerek yakalanamaz. bu hayatın kuralıdır.
dünkü maçta orta sahayı bozmayıp atiba'yı yerinde oynatarak dany'i sağa çekerek olumlu iş yapmış hocadır. çünkü atiba-veli-oğuzhan üçlüsü şimdilik tutmuştur. ve dirençli bir orta sahayla oynamak takımı maçın içinde tutmakta mücadele gücünü arttırmaktadır.
artık takımı iyi tanımakta. ve dünkü kadrosuyla ersan atıldıktan sonra yaptığı necip hamlesi ve oğuzhan'ı çıkarmasıyla hatta golü atan almeida'yı çıkarak fernandes'i oyuna almasıyla takımını artık tanıdığını göstermiş ve maçı adeta tek başına almıştır.
galatasaray maçına da bir sakatlık olmazsa
tolga
serdar- franco-dany- ramon
gökhan-atiba-veli-oğuzhan-olcay
almeida
serdar'ın olduğu bölüm zayıf tarafımız. kadro derinliği açısından sağ bek hem alternatifsiz hem de ilk 11 başlayan serdar bırakın büyük takımı orta karar takımlarda bile bu mevkii de zorlanabilir. adam da sağ bek değilim diyor zaten. hilbert'ten bir tık iyi bir sağ bek bulursak ve almeida'yı da takımda tutarsak vaziyet tadından yenmez.
franco'nun kumaşının iyi olduğu açık. ligin ilk yarısında hiç düşünmemesi bence yapmış olduğu en büyük hataydı ki artık ondan da döndü. muhammet'e ısrarla şans verdi, yetenekli ama bu lig için kırılgan bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. ömer ve kerim frei'ye de 70. dakika sonrası yer açabilmeli.
bu arada dünkü kadroyu sürpriz olarak niteleyenlere paşa maçı sonrası yaptığımı yorumu tekrar göstermek isterim.
danny'i sağ bek oynatarak beni çıldırtmış hocadır.
ha ne oldu? bir devresini 10 kişi oynadığımız maçı kazandık. dolayısıyla danny meselesi de, necip meselesi de göze batmadı. fakat bu kumarlar her zaman tutar mı işin bu noktasını düşünmek lazım.
bu hamleler takımı geriletir. beşiktaş tarihi bu tecrübelerle doludur. baki'nin sol bek oynaması, toraman, diatta'nın sağ bek oynaması, ersan, escude, egemen, atiba gibi adamların sol bek oynaması ne katmıştır? aksine bu hamleler bizzat puan kayıpları ile dolu fiyaskolarla sonuçlanmıştır.
bilic umarım bu tarz yamalardan vazgeçer.
beşiktaş, umarım bu yamalara mahal oluşturmayacak bir kadro planlamasına gider. kadroda alternatif bir sağ bek bulundurmak gibi. üstelik tek sağ beki serdar kurtuluş gibi bir tenekeyken.
ligin ikinci yarısı itibariyle trabzonspor maçı hariç oynadığı 4 maçta da oyuncu seçimleri ve taktik hamleleri çok yerinde olan hoca. ilk yarının son haftaları çok eleştirmiştim hakkını vermek istedim.
futbolu içinde yaşayan futbolcularından her maç en üst performans bekleyen fakat uyguladığı saçma antrenman programları yüzünden bunu göremeyen hırvat teknik direktör.
beşiktaşta çok rahat olduğunu düşünmediğim teknik direktör adam.
o küpe takaan , bere giyen , güzel giyinen, gitarıyla birlikte görüntülenen biridir esasında ama beşiktaşa gelirken sanırım fiko tarafından bak abi, beşiktaşın bir duruşu var o küpe takılmayacak , gitar da yok diyip şart koştuğu muhakkak. hani nerede şapkalı küpeli bilic hani nerede gitarı , Beşiktaş marşı bile yapmadı daha. bilic rahat edemediği yerde başarılı olabilir mi tabi bu ileride
mutlaka sorgulanacaktır. ayrıca bu sene şampiyonlar ligi bileti alındığı zaman bilic takımı terk edebilir , ingiltere de everton gibi bir kulüp daha cazip gelecektir her zaman ona. gideri de var hani. biraz rahat bırakılsa o hırsılı kazanan bilic geri gelicek. hakeme itiraz bile edemiyor doğru dürüst. karakterini ispat etmiş biri ve yaptığı herhangi bir hareket beşiktaşlı duruşuna ters düşmez.düşerse de zaten canı sağ olsun. kısacası Beşiktaş ın morinhosu
bursaspor maçında serdar'ın yokluğunda atiba'yı sağ bek'e çekmemesi gereken teknik adam. orta saha atiba-veli-oğuzhan oldukça başarılı iş çıkardı. olcay ve gökhan'ın silkinmesi almeida'nın sezon başından beri olumlu futbolu çerçevesinde takımın en zayıf mevkiisi sağ bek tarafı. serdar'ın oynadığı yer, zayıf halkamız.
dany-pedro-ersan ve ramon defans kurgusu sanırım daha mantıklı. çünkü atiba orta sahada oldukça direnç katıyor takıma.
oğuzhan 60. dakikadan sonra oyundan düşünce fernandes kullanılabilir son yarım saat.
sözün kısası atiba'yı yerinde oynatmaya devam etmeli. serdar'ın yokluğunda dany'i oraya kaydırmalı.
dünkü kasımpaşa maçının devre arasında, ikinci yarı başlamadan kulübeye gelirken boynumdaki kravatı çıkarıp hediye ettiğim Beşiktaşımın teknik direktörüdür.
Basketbol koçu gibiydi, kenardan sürekli futbolcuların durması gereken yerleri işaret etti, yaşıyor maçı canını yediğim.
Beşiktaş için bir projedir bilic. ancak türk futbol severler tarafından yine eleştirilecek bir yönü bulunmuştu deniyor ki; yedek oyunculardan pek faydalanamıyormuş, alternatifleri gözetmiyormuş ve her şeyden önemlisi rotasyon yapmıyormuş.
ulan kirloz pasaklı
ulan şapşal suratlı
sulu salyalı ayyaş...
topu topu bir yılda 34 maç yapıyor Beşiktaş . Galatasaray 3 kupa da yarışıyor onların rotasyon yapmaları gerekiyor ama Beşiktaş her milli takım arasında veya tatillerde hazırlık maçları yapıyor harıl harıl görmüyor musunuz , ey millet , ey cemaat i müslimin. bu kadar tümevarım yapamayacak kadar köreldi gözler , nereye yöneldi sözler hangi leyla ya kaydı gönül de Beşiktaş ın menfaati unutuldu. var olan güzel hareketler de görülemez oldu. yoksa kalpler mi soldu...
eyyorlamam bu kadar ancak bilic , takıma standart kazanmak için elinden geleni yapıyor istikrar rotasyon kazanılmaz.tek kupada ilerleyen Beşiktaş ın sakatlıktan burnu kurtulmuyor 11 belli değil. bilic bunun için uğraşıyor, aykırı yorumlar lütfen sonsuza kadar çıkmasın beyinlerden.
beşiktaş futbol takımını belli bir disipline soktuğu açık ve net
beşiktaş schuster döneminden sonra geniş alanda oynayan çabuk tükenen, uzun toplarla ve deparlarla , kontra atakla çok gol atan bir takımdı , oyu düzeniyse tam olarak buydu.
bilic ise dortmund tarzı bir futbol seviyor belli ki.takım 18 maç böyle oynamaya çalıştı.şu anda iki önemli sorun var gibi görünüyor. takım 90 dakika aynı oyunu sergileyemiyor ve rakip kale önüne ne kadar çok gidip yoğunlaşılsa bile bir türlü gol gelmiyor.
ceza alanı dışından şut çekebilecek oyuncu sayısı az olduğu için goller genellikle almeida nın ceza içindeki topla buluşmasından geliyor. bu sorun görülmüş olmalı ki önce ronaldinho transferine koyuldu yönetim o olmayınca başka bir oyuncu transfer edildi orta alana.
beşiktaş defanstan topla rakip sahaya çıkmaktadır . modern futbol bunu gerektiriyor zaten. diğer türlü dinamo 4 atar liverpool 8 atar durduramazsın...
fenerbahçe maçının ilk yarısı stoperler rakip alanda pasla oyun kurmaya kalkmıştı hatırlanmalıdır. ancak bunu görmeyen futbolseverler ikinci yarı geri çekiliş için bilic e ateş püskürttüler.
bilic çok doğru bir sistemle oynatmaktadır takımı. eğer doğru oyuncular da olsaydı beşiktaş zirvedeydi belki de. serdar-motta-ersan-escude defansı normal şartlarda kalemize 2-3 gol girmesine engelm olamayacaklardı ancak takım oyunu ile toplu hücum ve toplu savunma yapan beşiktaş bu sayede defansta açık vermiyor artık, aslında veriyor ama bu kaliteye göre iyi yine de.
toplu hücum ve toplu oyun ile tam dortmund gibi oynayan beşiktaşın bu sayede bütün oyuncuları aynı anda yoruluyor ve takım büyük ihtimalle bu yüzden ikinci yarı işlemez duruma geliyor.
golün erken gelmeyişi üzerine bilic in oyuncuları git-gel git-gel ile yorularak artık gol atamaz duruma geliyorlar . aslında gol erken gelse li erken gol gelen maçlarda olduğu gibi rölanti durumuna geçen takım oyundna düşmeyerek ikinci yarı başka goller de buluyor aslında.
sonuç olarak bilic in takımı tam bir takım görüntüsü veriyor , bu yönüyle kimsenin bilic e çemkirmeye hakkı yok. ancak önder özen bu sitemin oyuncularını bulamamış malesef sorun bu...
bu yıl takımını ikinci yapması halinde başarılı addedilecek teknik adam.
hatta ben beşiktaş'lı olsam, üçüncülük bile kötü olmaz der, sesimi çıkartmazdım. çünkü belli bütçelerle ve belli parasal sıkıntılarla belli bir kadro yapıldı bu sene. yanlışları vardır kadronun, tartışılabilir tabi.
(bkz: zeki önder özen)
seneye mutlaka daha doğru ve daha yerinde transferlerle takımı bir tık üste çıkarabilirler tüm teknik ekip.
göreceli olarak 2 iyi yabancı yıldıza ihtiyacı var beşiktaş'ın, mevcutlar sadece yıldız kategorisinde, şampiyonluğu alacak yıldızlar değil.
julien escude ve pedro franco sakat değilken necip uysal 'dan defans yaratabilme tercihiyle göz doldurmuş teknik direktör. bu zamana kadar eleştirmedik, artık içimde kalmasın yazayım. lige escude'yle başladın şans verdikçe verdin yeri geldi hata yaptı ama oynattın ki adamın görev yeri defans. franco alındı pek ortalıkta gözükmedi, koskoca kamp dönemi bu adamı hazırlayamadın mı derler adama? kumaşı iyi deniyor, üzerinde durmak adamı mevkisinde oynatmak gerekmez mi?
bunu söylerken kendisinin maç içinde yeri geldiğinde çok kuralcı ve statik takıldığını da biliyoruz. herkes mevkisinde oynayacak kuralcılığı yaparken necip kardeşten libero yapmaya kasmak herhalde en hafif tabirle çelişki oluyor.