özelliği her bölümün farklı bir senarist tarafından yazılmasıdır. aile ilişkileri, evlilik, aldatmak ve eş cinsellik konularına sıkça değinir. bir cenaze evi işleten ve o evde yaşayan ailenin hayatına dair kara mizahtır.
6 yıl geçti, hala daha iyisi çekilemedi ve çekilemeyecek de. six feet under izlemek hayatı izlemektir ve bunu başka hiçbir dizi yapamaz onu en iyi yapan da budur zaten. karakterler öyle özenli seçilmiştir ki her yaptıklarını sadece onlara yakıştırırsınız. dexter, nip/tuck falan bahane. bu diziyi izlemeyen çok şey kaçırır.
diskografisinde bir ep sekiz studyo albumu uc cover album bulunduran , kadrosu günümüz itibariyle greg gall , terry butler , allen west , chris barnes'tan oluşan oldschool death metalin dibine dibine vuran grup.
fx'de bütün bölümleri ard arda verilen, her yeri ölüm kokan vurucu dizi. üzerine çok şey söylenebilir irdelenip, analiz edilebilir ancak en can alıcı ve zorlayan kısmı şudur, dizinin birçok sahnesinde içinize ansızın çöküveren acı ve bu acının bizi gerçek denen şeyle ilişkimiz hususunda düşünmeye sevketmesi. ölüm,ölmek nedir sorusundan çok yaşamak nedir sorusunu soran bir dizidir. garip bir hazla izlenir. mazoşist bir haz verir sanki kendi ölümünü dışarıdan izliyorsundur. karmakarışık, birbiri ile çelişen duyguların en uyumlu biçimde aynı anda nasıl insan ruhunda yaşanabildiğine şahitlik edersiniz. ve hiçbirinin yanlış olmadığını görürsünüz. hasılı soru basittir ''yaşıyor muyuz'' bu soruyu ölüm üzerinden soruyordur sadece. güzel dizi.
--spoiler--
nate: you can't take a picture of this. it's already gone.
bir battlestar galactica bir de bu. bir efsane nasıl sonlandırılır, bunun dersi niteliğindedir ikisinin de finalleri. ağır spoylır, son bir uyarı açmadan düşünmeniz açısından.
tavsiyelere uyup izledikten sonra umdugumu bulamayinca beni cok huzunlendirmis olan dizidir. diziden aklimda kalan (bkz: bol bol kufur) * ve (bkz: sex)
bu ülkede çekilen tüm dizi ekipleri yanyana gelse, bir parafını bile çıkartamaz. metimler o kadar doludur. izlerken hayat ve ölüm hakkında öyle elegan sözlere değil; yaşanmışlıklara rastlarsınız. hayatın neye bağlı olmasıyla, neyi getirdiği arasındaki saçmalığa ne kadar küfretsenizde azdır zaten. kendi temasında bir başyapıttır.
daha yeni yeni izlemeye karar verdiğim dizidir ve ilk bölümünü izledim.Henüz ilk bölümde Michael C. Hall'in bir zenci erkekle yiyiştiğini gördüğümde dumur kere dumur oldum.yapılır mı lan bu koskoca dexter'ımıza dedim.iyi ki dexter'dan evvel seyretmemişim bu diziyi dedim,yoksa çok garip hissederdim.şaka bir yana;ölümü çok iyi,ironik bir dille anlatan kaliteli bir dizi.devam edeceğim izlemeye sanırım.
six feet under ın genel gidişatı şöyle: fisher ailesi bir cenaze evi işletmektedir.(funeral home) her bölümde değişik şekillerde ölen insanlar bu cenaze evine getirilir ve işlemleri yapılır.
temada ise ölüm ve aile içi ilişkileri incelenmekte. ve bariz şekilde bazı konular hakkında(eşcinsellik) fikirler sunulmakta. zaten bu zamanda propaganda amaçlı olmayan bir yapıma rastlamak imkansız gibi. amerikan kültürü, eşcinsellik ve ahlaki yozluk azami seviyede. tamam bunlar gerçek hayatta olan şeyler ve dizide de bulunacak ama her gay'lerin ve lezbiyen'lerin yatak aşklarını seyirciye 5 sezon boyunca bol bol izletmenin başka bir mantıklı açıklaması yok. ama ne kadar zıt gelsede sizi kendine bağlayıp nate in ölümünde size şakır şakır gözyaşı döktürebiliyor. buda oyucuların mükemmel olmasından geliyor heralde.
bir de nate in cenaze töreninde müslümanlar gibi gömülmek istemesi ve mevlana nın eserlerinden bir kesit okunması şaşırtmış ve sevindirmiştir.