ikinci dünya savaşı'nda ingiltere'ye nazi zulmünden dolayı sığınmıştır. çok zor vize/oturma izni alabilmiş veya alamamış(tam olarak bilemiyorum), sığınmacı olarak londra'da vefat etmiştir. meşhur yazar stefan zweig(freud'un yakın arkadaşlarından birisidir. kendisine ingiltere tarafından vize/oturma izni verilmemiştir. o da basmis güney amerika'ya gitmiştir. orada bildiğiniz gibi buhrandan kurtulamamış ve eşiyle intihar etti. hayat ne garip, nazi zülmünden avrupa'da paçayı kurtar sonra kendi ellerinde hayatına son ver.) yine yanılmıyorsam ikinci dünya savaşı devam ederken güney amerika'ya gitmeden önce hasta yatağında freud'u son bir kez ziyaret edebilmiştir. kendisini bitmiş, tükenmiş olarak görmekten çok müteessir omuştur.
stefan zweig der ki: avusturya'dan psikoloji alanında alimlerinin çıkması tesadüfü değildir. iki savaş arasında Avusturya ve Almanya'da toplum ahlakındaki çürüme inanılmazdır. erkek fahişeliğinin, homoseksüelliğin ve ateistliğin zirve yaptığı bu dönemin insanları, ekonomik olarak çökmüş, savaşta yenilmiş devletlerin vatandaşlarıydı. mark'daki develüasyon öyle noktalara ulaşmıştı ki fırına giderken el arabası içinde (ağzına kardar baknot dolu) ekmek parasını taşıyorlardı.
jung ve lacana göre, ataerkil, gelenekçi, bilince daha çok eğilen, bireyi daha arka planda bırakan ve sınırlandırıcı sistem ortaya koymuş nörolog.
jung bütüncü ama daha özgür, bilinç ve bilinçdışı bağlantısına analitik bir şekilde eğiliyor... lacan ise daha matematiksel, olguları çok daha da soyut oLARAK ele alır.
https://galeri.uludagsozluk.com/r/1188590/+ önceki entrylerde freud'un önemiyle ilgili yapılan tartışmalara istinaden engin geçtan'ın "varoluş ve psikiyatri" adlı kitabından bir alıntı.
Psikoloji bilimi daha bebeklen alanı boş bulduğundan aklına gelen bütün her şeyin tanımını yapmış kuramlar yaratmış onun üstüne de kuramlar uydurmuş o kadar çok konuya el atmış ki bunların her biri sadece bir insanın araştırma alanı olsa bir ömür eder. Belki yüzlerce hayatın çalışmasını tek başına yapması imkansız olduğundan çoğu düşüncesi bana göre uydurma, tahmin, hayal gücüdür. Fikirleri viktorya döneminde kalmalıdır ve modern psikolojide yeri olmamalıdır.
sırf adını duyurabilip ünlü olmak için türlü haltlar yemiş; en son kişilik analizi yazarak insanların yaptığı mallıkları bilimsel bi şekilde kategorize ederek başımıza bela etmiş başarısız "tıpçı"..
'' ifade edilmemiş duygular asla ölmez; sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür ederler ''
olsa gerek psikanalist. bence az biraz sapık.
Freud'un "düşlerin yorumu" adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.Bence freud'un en iyi kitabı.bilinçaltının rüyayla arasındaki ilişkiyi en iyi açıkladığı eserlerinden birisi.Bunun yanında yaşadığımız her türlü olayın bilinçaltına etkisini de anlatıyor.
dünyayı değiştiren üç kişiden biri olduğunu iddia etmesine karşın, bir gün mütevaziliği tutmuş ve bir vagon dolusu yazılarını kenara itip; yazdığı tek güzel şeyin "leonardo da vinci ve çocukluğundan bir hatıra" adlı kitabı olduğunu söylemiş, da vinci'nin bakire meryem, azize anna ve isa'yı çizdiği tablosunu bir güzel psikanalize tabi tutmuş, elbette bunu yaparken de da vinci'nin "çocukluğuna dönmüş" olduğunu öngörmek için freud uzmanı olmaya gerek yok. lakin da vinci'nin çocukluğunu yazdığı metinlerin almanca çevirilerine güvenmekle hata etmiştir. yanlış olamayacak kadar güzel bir çözümlemenin kilit sözcüğü "akbaba" aslında bir çeviri hatasıdır.
işte freud'cum, ne oldum dememeli ne olacağım demeli. Kendine göre tek güzel eserinin temel dayanağı bir çeviri hatası.
Açık Radyo'nun Didik Didik Freud programıyla tanımaya çalıştığım, kitaplarını okumayı planladığım, düşüncelerine ve hayatına merak duyduğum bilim insanı.