Bugün belgeselini izlerken "gençliğinde de yakışıklıymış" dediğim psikanaliz üzerine çalışmalar yapan bir nörolog. Kokaini tedavi için kullanmış ve böylece bastırılmış duyguların ortaya çıkmasını sağlamıştır.
"anksiyete sorununun, çeşitli ve önemli sorunların birleştiği bir düğüm noktası, cevabının ise zihinsel varlığımızı aydınlık seline boğacak bir muamma olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur."
Kendisini antisemitizme kadar "alman bir entelektüel" olarak, o zamandan sonra ise bir yahudi olarak tanımlayan freud'un; bir röportajında ölüme dair enteresan düşünceleri;
"Ölüm biyolojik bir zorunluluk olmayabilir, belki de ölmek istediğimiz için ölüyoruz.
içimizde aynı kişiye karşı hem sevgi hem de nefretin bulunması gibi bütün yaşam da; kendini sürdürme arzusunu kendini yok etme arzusu ile birleştirir. Gerilmiş bir lastik parçasının ilk biçimine dönme arzusunda olması gibi, bütün canlı madde de bilinçli ya da bilinçsiz olarak, inorganik maddenin tam ve mutlak ataletine dönmeyi özler. Ölüm arzusu ile yaşam arzusu içimizde yanyana bulunur.
Ölüm sevginin ortağıdır, dünyayı birlikte yönetirler.
Biyolojik olarak her yaşayan varlık, içinde ne kadar şiddetli yaşam ateşi yanarsa yansın, "nirvana"yı özler, yaşam denen hummanın sona ermesini, "ibrahim'in bağrı"nı özler. Bu arzu dolambaçlı sözlerle gizlenebilir fakat yine de yaşamın nihai hedefi kendi tükenişidir.
Psikanaliz başlangıçta tek önemli şeyin sevgi olduğunu kabul ediyordu, bugün ölümün de onun kadar önemli olduğunu biliyoruz.
En en en çalıştığı uğraştığı kafa patlattığı alanı kesinlikle cinsellik olan diğer konularda bazen saçmalayan psikanalizin kurucusu bir psikiyatrist bir doktor.
kız çocukların babaya, erkek çocukların ise anneye bir hayranlık duyduğunu ve anne/babayı rakip olarak gördüklerini savunan bir teori ileri sürmüştür.
(bkz: elektra kompleksi) (bkz: oedipus kompleksi)
kendisi tütüne, özellikle puro ve pipoya çok düşkün bir şahıstı. ve bu ağız içi kanserine yakalanmasına yol açmıştır. hayatının 16 yılını bu hastalıkla geçirmiş, 30a yakın operasyon geçirmek durumunda kalmış fakat buna rağmen tiryakiliğini sürdürmüştür.
fakat ölümüne bu değil, yüksek doz kokain sebep olmuştur.
Bu arada 73 yaşında ölmüş diye hesaplamıştım, 83 imiş. *
1880'lerde sevdiği kadın olan Martha'ya 900'ün üstünde mektup gönderen Freud'a bakıp utanın biraz beyler. Şimdi WhatsApp'tan yazmaktan acizsiniz. Teknoloji zamandan tasarruf ettirmedi, insanları tembelliğe itti.
Konuya neden böyle girdim bilmiyorum neyse.
T: psikanalizin babası. Bir süre sonra gına getirir ama. Her konunun ucu aynı yere, çocukluğa çıkıyor çünkü.
Bu nedenle başıma bir şey gelmeyecekse erikson'un daha geniş kapsamlı olan psikososyal gelişim teorisini tercih ederim. Psikoseksüelde 0-18 yaş arasında sıkışıp kalıyorsunuz.
Ama lütfen iki kuramını ezberleyip veya fazladan bir kitabını okuyunca kendinizi psikiyatr, uzman nörolog, psikolog, terapist falan sanmayın ya. Kusasım geliyor.
her ne kadar rutin hayatı olanlara obsesif dese de kendisi 50 yıl boyunca aynı hayatı yaşamıştır.
günde ortalama 20 puro içen freud kansere yakalanmasına rağmen yine de ölene kadar tütünden vazgeçmemiştir. ağız kanseri nedeniyle 33 ameliyat geçirmiş lakin ilerleyen kanser hastalığı artık tedavi edilemez bir hal almıştı.
doktoruna “bu işkenceden başka bir şey değil ve hiçbir anlamı yok” diyerek yüksek dozda morfin ile ötenazi talep etmiş ardından hayata gözlerini yummuştur.
“Herbert marcuse, tek boyutlu adam adlı kitabında, freud’ün hiçbir ahlâkî sistem üzerinde durmaksızın, hegel’in düşüncelerini nasıl tâdil ettiğini anlatır.”
Ölümünü doktorlar gerçekleştirmiştir. Belgeselde torunu anlatıyordu. Dedesi zaten yanlış hatırlamıyorsam 33 ameliyat olmuş ama gene de pro içiyormuş. Artık doktorlar ameliyat edemeyeceğini söyleyince freud u öldürmüşler.
Öldüğünü biliyordum ama yine duyunca yine üzüldüm.
Zamanında ona ahlakın mikrobu da diyordular. Çok hakarete uğradı, çok hırpalandı.
Ayrıca gene yanlış hatırlamıyorsam 3 veya 4 kızını nazi kampında kaybetmiştir.
Bunlar aklımda kalanlar.