ulan ibne sana bişiler yazacağımı hiç düşünmezdim. askerdeyken çok faydanı gördüm. senin bir müptelan olmadığım halde, her zaman yanımda bulundurdum. askerde insanlarla iletişim kurmanın bir numaralı aracı sendin. ekstradan çarşı izinleri, değiştiriliveren nöbet saatleri hep senin yüzün suyun hürmetineydi. en it kopuk insanalrın dahi dilini çözen, aynı anda hem baklava börek, hem de zehir zıkkımsın sen.
o kadar tatlısın ki, sana doyamıyorum. nedir seni bu kadar vazgeçilmez kılan bilmiyorum. ama sensiz bir tek günüm bile geçmiyor ve ben sana her yeni gün yeniden, daha sıkı bağlanıyorum. ölümüm elinden olacak!
merhaba birader,
henüz seninle tanışmadım ama yakındır. zira insanın bir yarene ihtiyacı oluyor. hele ki; birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu dönemde. ben seni arayana kadar herhangi bir irtibat girişiminde bulunmaz. zira o an yaklaştı. öptüm. kib.
bir hevestin gençlik yıllarımda, özenirdim keyifle sana sarılanlara. O kadar güzel görünürdün ki seni tanımadığım zamanlar kokun daha bir güzel gelirdi burnuma. keşke hep öyle kalsaydın. keşke sadece uzaktan izlediğim özendiğim olsaydın...
o kadar da güzel değilmişsin meğer, özenilecek kadar güçlü değilmişsin. herşey seninle ilgili merakımı dindirme kararımı verene kadarmış...
ama ne oldu? seninle tanışmam bana ne kazandırdı? tamam ilk zamanlar sağladığın hafif baş dönmesi ve arkadaşlar arasında hava atma hevesi çok iyiydi, fakat bilemezdim bu kadar kahpe olduğunu bilemezdim beni kendine bağlayıp gün gün canımı alacağını. baba parasıyla daha güzel gidiyordun hem. neyse...
senden nefret ediyorum sigara, her zaman sana koşsamda senden nefret ediyorum...
Ne senle yapabiliyorum nede sensiz. Kahvenin yanında yemekten sonra yatmadan önce karanlık odamda mutlu olduğumda mutsuz olduğumda çok iyi gidiyorsun. biliyorum beni her gün daha yaklaştırıyorsun ölüme amma velakin ölümüne seviyorum seni... (bkz: swh)