bırakıldığına inanmadığım düşman, sadece askıya alınıyor ve iradesiz bir birey için tekrar askıdan indirilip hayata dahil olması da an meselesi oluyor. henüz bırakmış değilim, ufukta da görünmüyor. (iradesiz birey ey ey, hey gidi hey)
Sabah uyandığında nescafe eşliğinde ve yemeklerden hemen sonra insana yaşadığını hissettiren duygudur. Alınan haz arttıkça bağımlılıkta aynı oranda artar. Bırakmak istiyorum ama bırakamıyorum diyenler kendini kandırmaktadır.
ilham kaynağı olan, dumanının bir kıvrımında otuz romanlık kurgu kurulabilecek, bağımlılık yaratan tütün ürünüdür. helena bonham carter'ın eline ve ağzına pek yakışır.
Onunla tanıştığımız zaman ben 14 yaşındaydım, o ise benden oldukça
yaşlı. Hayatına giren ilk kişi değildim ve sonuncusu da olmayacaktım
kuşkusuz. Herkes bu beraberlik için yaşımın çok küçük olduğunu
düşünüyordu. Aslında hiç bir zaman yaşınızın uygunluğu söz konusu olamaz
böyle bir ilişkide...
önceleri sadece yakın arkadaşlarımla paylaştım küçük sırrımı. Sadece
gönül eğlendiriyordum onunla (ne kadar da aptalmışım...) Aileme
anlatamazdım. Sanırım "kıyametin kopması" diye adlandırılan durum,
olanca gerçekliği ile çıkardı karşıma. Gizledim, gizlendim...
Başlangıçta çok seyrek buluşuyorduk. Daha sonra buluşmalarımızın sayısı
arttı. Gönül eğlendirmek demiştim ya, palavra. Çok zaman geçmesine gerek
kalmadı hayatımda kapladığı yeri anlamam için. Evet, onu seviyordum. Ama
yine de, aklımda hep ayni düşünce vardı : "Onun tutsağı değilim ve
istediğim zaman terk edebilirim." Buyurun size ikinci palavra. Ne,
zamanla hayatimin her safhasına yerleşmesini fark etmem yetti onu terk
etmeme ne de annemin bizi yakalaması. Aslında bizi yakaladı demem
yanlış. izlerimizi buldu, ardında bıraktıklarını gördü. Kızmadı,
bağırmadı, sadece kısa bir nasihat çekti. Biliyordu çünkü buluşmamızı
yasaklamasının bir şey ifade etmeyeceğini. O zamana kadar gizli devam
ediyordu, yine gizli kalabilirdi ne de olsa.
Zaman geçtikçe birbirimize bağlandık (Palavra üç... Ben ona bağlandım,
tabii ki onun umurunda bile değildim.). Su an dönüp geriye bakıyorum
da, 12 uzun yıl geçti ve veren taraf hep ben oldum. O bana sahte
mutluluklar verdi sadece, bense her şeyimi. Herhalde hayatta canımı
vereceğim tek o oldu. Onun için kavga ettim, onun yüzünden hastalandım,
ama hiç bir zaman ayırmadım yanımdan, ayıramadım...
Biliyordum nelere yol açtığını, görüyordum. Önce onu sevmeyi öğrendim,
sonra nefret etmeyi. Beraber olmayı istemediğim anlarda bile yanımda
olmaya devam ettiğini gördüm. irademi yerle bir ettiğine, beni kendimle
karşı karşıya getirdiğine şahit oldum. Başkalarını kırdım onun yüzünden
ve ben daha da fazla kırıldım. insanlarla arama girdi. Arkadaşlarım
ondan nefret etti çoğu zaman. Hatta ben bile tiksindim bazen, ondan,
bedenime ve ruhuma sinen kokusundan. Dudaklarımın her dokunuşunda, ben
onun ruhundan çalıyordum, o benim bedenimden. O her seferinde
yeniliyordu kendini, bense gittikçe kötüleşiyordum. Ama bir türlü terk
edemedim.
Aslında bir kaç kez denedim ayrılmayı. Hepsinde de dönüşüm bir
öncekinden güçlü oldu. Yokluğunda kıvrandım hasretinden, alışmaya
çalıştım, ama asla aklımdan atamadım. Uzun ve stresli geceler hep ev
sahibim oldu. Tırnaklarımı yedim, yetmedi kuruyemişe başladım. Ayrılık
kilo aldırdı. Ve ben hep geri döndüm. Hatta su an bile yanımda.
Ama yine de yemin ediyorum burada, hepinizin önünde:
"Bir gün bırakacağım, bu lanet olasıca sigarayı."
Bu kelimeyle aklıma ilk gelen şey Van'da yaşan dört yaşındaki kuzenimin yengeme ''anne içme içme singerleeine çamır dolar lafıdır' ki reklam olayının çocukları etkilediğinin en büyük kanıtıdır. Ve yengemin sigarayı bırakmasındaki en önemli nedendir.
Tertemiz ciğerlerimi sayesinde rezil ettiğim , sevdiceğimle defalarca onun yüzünden kavga ettiğim bırakmaya çalıştığım pis meret. ama olmazsa da olmuyor be.
içenden başkasının anlamayacağı ama ortamda içenden başka herkesin muhabbetini yaptığı ve sanırım bundan içten içe zevk aldıklarını düşündüğüm zehir.
şöyle ki efendim;
bir ortamda sigara içildiğinde içmeyenler (üstlerine ne hikmetse) başlarlar "ben hiç içmedim" "nasıl içiyorsunuz şunu ya" "öff nasıl da kokuyor" "ömrüm boyunca ağzıma almadım." "sağlığa büyük zarar ee tabi bütçeye de". tarzı bir sürü saçma salak konuşma yaparlar. sanki içenler bilmiyor. neden bu yavşaklığınız anlamıyorum. tamam içmeyin size ve yeşil ayınıza inceden selamımızı çakıyoruz zaten. saygı duyuyoruz. ama siz neden bu kadar savunmacı oluyorsunuz çözemiyorum. eğer sigara yaktıysak bir sebebimiz olduğundan yakmıyoruzdur. belki de bir sebebimiz var da bundan size ne ? biraz kendinize gelin gözünüzü seveyim. sağlığınızı bu kadar düşünüyorsanız hamur işi yemeyin, kola içmeyin kafein kullanmayın. saygılı yavşaklar sizi!