Çaresizce, gizli gizli sevmek ne zor bir şeydir öyle!Bağıra çağıra sevmek istersin.Hiç kimseye söyleyemediğin öylece gizli sevmenin ağırlığı artık zor gelir bazen. Her şeyi anlatmak istersin olacakları umursamadan anlatmak istersin.
Anlatamazsın.Bir sancı gibi durur içinde saçma sapan şeylerden bir anlam çıkarmayı öğretir sana hayat.Bir gülüşe bir bakışa koca koca umutlar sığdırmayı da... Öğretemediği şeylerde olur kafanda cevaplamayı bekleyen binlerce soru bir baş ağrısı gibi durur öylece. Yüreğinin tam ortasına oturduğu halde nasıl oluyor da sana böyle uzak anlayamazsın..
Kalbin beyin yönetimindeki vücuda darbe yapmasıyla başlayan sancılı bir dönemdir. karında kelebekler uçuşması, her an onu düşünmek, her okuduğun şiirde,/romanda bir parça ona rastlamak başlıca belirtileridir.
Bazen acı çekmektir, sevmek.
Bazen değişmektir baştan aşağı,
Kendinden ona doğru değişmek
insanı sarhoş eden en güçlü içkidir bazen,
Ya da sarhoş olana kadar sevmektir, sevmek.
Her gün onu görme isteğiyle uyanmaktır sevmek,
Uyandığında ilk günaydını ondan duymaktır.
Tüm şarkılarda, şiirlerde onu aramaktır,
Ve hesapsızlıktır sevmek,
Hiçbir şeyi görmeden,
Hiç kimseyi dinlemeden,
Ve yüreğine söz geçiremeden bağlanmaktır sevmek.
Kendini ona adamak,
Bir olmaktır, ben değil biz olmaktır sevmek...
sevmenin en sade tariflerinden biri, orijinal ismi "the sheltering sky" olan, türkçe'ye "çölde çay" olarak çevirilen filmde geçer. filmin bir sahnesinde adam kadına, kendi için sevmenin ne demek olduğunu şöyle anlatır; "benim için sevmek, seni sevmek demek, biliyorsun".
Özcan Bülbül'e göre sevmek.
Benim senden daha önemli meselem olamaz. Ne değişen ekonomik dengeler ne de savaş. Ben senin arsızın oldum. Seninle devrimler, ufak tefek kazalar yapmak, renklerin isimlerini değiştirmek istiyorum. Bendeki bu halin bir açıklaması yok. Sorsalar ne cevap veririm bilemiyorum. Dışarıdan baksam kendimi aptal olarak tanımlarım. Kendime kulak asmam, kendime aldırmam, kendimi dinlemem.. Aramızda küçük farklılıklar yok değil, sen kahveyi seviyorsun beni seni. Sen maviyi seviyorsun ben seni, sen özledin mi bilemiyorum, ben seni bu gün günlerden pazar.. Anlamıyorsun, avuç içlerim kaç gündür kanıyor bilmiyorum, ellerim kaç saattir titriyor hatırlamıyorum. Yalnızlığın bir takvimi yok. Seninle tarih yazmak istiyorum. Bir kaç önemli gün kutlamak, geleceğime yön vermek küçük tartışmalar yaşamak, barışmak istiyorum. Sarılarak, öpüşerek barışmak..
Dudakların için, kokun için sonsuz sayıda bahane üretebilirim. Dökülen saç tellerini biriktiririm cüzdanımda, biten parfüm şişeni, rujunu diş macununu saklarım anı olsun diye. Kendimi biriktiririm çokça senin istediğin gibi sesinde, bir gün alır cümlene katarsın diye. Benim senden önemli meselem olamaz, anlamalısın. Bilmelisin sarılmalısın, bırak tek kişilik koltuk yalnızlığımı kenara, aldırma. Televizyonda saçma sapan bir film var..
uzan yanıma ölene kadar izleyelim istersen..