Sevgilim, en sevdiğim kelimedir "sevgilim,"
Zamanın yıprattığı aşkımızda bir hatıradır şimdi.
Hüzünle hatırladığım o eski günlerim,
Çatlayan cam misali, kırık parçalarımda gizlidir.
Bir zamanlar gözlerinde kaybolduğum,
Şimdi uzak, ulaşılmaz bir deniz gibi.
Ellerin ellerimdeyken dünyayı unuturdum,
Şimdi her dokunuş, sanki bir vedanın yankısı.
Gözyaşlarının anlattığı hikayeler,
Sessizce akıp giden zamanın izleri.
Birlikte kurduğumuz hayaller,
Rüzgarın savurduğu yapraklar gibi.
Ayrılık - soğuk bir kış akşamı,
Üşüten, sızlatan, yalnız bırakan.
Fakat sevdanın sıcaklığıdır hâlâ içimde,
Anılarla ısınır ruhumun derinlikleri.
Her yeni sabah;
Yeni bir umut.
Belki bir gün, bir yerde tekrar kesişir yollarımız.
Sevginin, yeniden filizlendiği o anı beklerim,
Tıpkı baharın gelişi gibi sabırla.
Sevgilim, bu aşk dolu mısralarım,
Bir gün gerçek olur mu yeniden?
Kalbimin en kuytu köşesinde saklı,
O büyülü an, bekleyişin sonunu getirir mi?
Belki de hayat, bize ikinci bir şans verir,
Güneş, yeniden doğar mı ufkumuzda?
Birbirimize verdiğimiz o sözlerle*
Yankılanır mı kulaklarımız?
sevgili, zamanla yarıştırmaz, hop oturtup, hop kaldırır, ama aklı karıştırmaz. uğraştırmaz, dünden bulanıklaştırmaz. gözleriyle kanıtlamıştır bunu. sevgilim dediğin, sevdiğin, zorlaştırmaz. akıldan çıkartılıp, kalpten atılmaz.
ister yüz kilometre, ister on santimetre olsun nefeslerinizin uzaklığı, o nefeslerin karıştığı atmosferde varlığını unutturmaz. zor zamanlarında yapmacıktan dudak asmaz, oyuncaktan ağlamaz, satmaz, sattırmaz.
sevgilim diyorsan, diyebiliyorsan, sarıldığında gözlerini açmaz, açtığında uzaklara dalmaz, uzaklarda kendinden ayrı, kendisinden farklı, yalan bir hayatı yaşamaz, yaşatmaz.
sevgilim, sevgili kelimesinin yaban ellerde, yalancı dudaklarda, basit sırıtışlarda harcanmasını kafaya takmaz. seven insan ne yapsa, anlamını boşalttırmaz. sevgilim derken yalan söylerse ona gözlerin, iki nadim gözyaşı gibi avuçlarına aksınlar ve göremesinler onu bir daha. sevgilin yoktur, belki de hiç olmamıştır zaten aslında.
sevgilim kelimesi çıkabilirse dudaklarından ve miyop değilse gözlerin ve zamanında belki kırılmışsa bile kalbin ve üşümüşsen yanlış şehirlerde, bir buz teni ürpertecektir içini ve yangın yeri kılacaktır kalbini, bunu bilmelisin.
bilmelisin ki, sevgilim dersen eğer, bir düşman öldürür gibi, tüpsüz dalış yapmadan önce aldığın son derin nefes gibi, annenin ağır hastalığında sabahlara kadar refakatçi kalman gibi ekonomik olmalısın.
sevgilim bu değilse eğer, tanışmaktan memnun kalmadığım onlarca insanın dediği gibiyse eğer, varsın sevgilim olmasın.
zaten sevgilim dediğiniz oysa eğer, bırakınız yaşanmasın.
daha ne kadar uzağa gidebileceğini düşündüğüm kişidir kendisi. bugün artık farklı bir ülkenin vatandaşı olmak için uğraşıyor ve ben kalması için tek bir sebep söyleyemiyorum. kaldı ki, ben kalması için bir sebep olamıyorum. gel diyor... gidemiyorum. anam diyorum, babam diyorum, ben ülkemi terkedemem diyorum ve o gidiyor sözlük. sevgili gidendir.
aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken
kapılar kapalı, dünya buzlu cam
uyuşmuş gözlerimin önünde
hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan
ikimizin yerine dinliyorum
sevdiğin şarkıları
siyah tişörtünü giyiyorum yatarken
gömleklerini, kazaklarını, kokunu
senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken
gün boyu elimde kahve fincanı
kapıyı açmıyorum
telefonlara çıkmıyorum
başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların
Sevgilim,
yetimim benim,
nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata
öldüğünden haberi yok fotoğraflarının
Fakat söylemeliyim. Sadece seni anlatmalıyım onlara. Ne kadar güzel ses tonunun olduğunu, konuşurken insanı yormayan, ılık rüzgâra kapılan tüy gibi hafif olan o sesini anlatmalıyım. Gözlerinden, burnundan, uzun kemikli parmaklarından söz açmalıyım. Onlar uçacak birazdan. Biri uçsa diğerleri de peşinden uçacak.