insan onu bir defa yaşar sonrası zaten koymaz. geriye dönüp baktığında o bir saniyelerin toplamının saat olduğunu bile farkedersin ama sadece bir tanesi hatırındadır. (bkz: ağlarım hatıra geldikçe gülüşlerimiz)
boş bir çuvalla aranızda bırak yedi farkı üç fark bile olmadığını hissettiğiniz andır. gözler dolar anlam veremezsiniz.. kulaklar uğuldar anlam veremezsiniz.. elde birden bi sigara bulursunuz ne ara yaktığınıza da anlam veremezsiniz.. en berbat anlardan biridir...
ayrılık telefonla olmuşsa,heykel gibi hareketsiz kalınan dakikadır. gözler yaşla dolmuş halde telefona kilitlenmiştir. yaşanan ne güzellik varsa burundan fitil fitil getiren acımasız altmış saniyedir. bir enkaza dönüşmenin bir dakika aldığını öğretir.
ayrılma, ilişkinin bitmesi ise ve ilişkinin yanlışlığı net olarak anlaşıldıysa oh beee dedirten dakikadır. o bir dakika da muhtemelen ilişki yaşayan kişiden biri sevinip biri üzülecektir. ayrılma olayı başka etkenlerden kaynaklanıyorsa iki tarafta hala birbirini seviyorsa "ben nire gidemmm" diye ağıt yakılan bir dakika da olabilir.
geri dönsem mi acaba diye düşünürsün. sonra yok yok yapma dersin şöyle bir yaşadıklarını gözden geçirirsin ve ne kadar sevsen de gene aramızdaki sorunlar devam eder dersin ve çıkar gidersin. **
yıllar süre unutulamayacak dakikadir. yillarca o bir dakikada yasamaya calisilir.
ve ardindan birisi gelir biter o anda ikinci dakika saymaya baslar.
filmin sonunu biliyorsunuz tabi.
bos bir tramvayin en arkasinda kollarini acip, raylarda dikilen sevgilisini kucaklayacakmis gibi ona bakmak...
sonunda tramvay uzaklastikca, raylar üzerinde kollari acik bakan sevgilinin yavasca gözden kaybolmasi yüzünden; kalbin merdaneli makinenin merdanesinde skisircasina ezilir gibi hissedildigi andir...