her dönemde görevi değişen ve size özel davranan kimselerdir.bu kimselerin orta okuldaki görevi arkadaşlar arasında erkeğe çapkın,kıza da sahipli sıfatı kazandırmak;lisedeki görevi duygusal uçurumlarda gezindirmek;üniversitedeki görevi cinsel ihtiyaç karşılamak;hayatın geri kalan kısımda da eşliğe terfi edip dünyayı önce cennet sonra cehennem kılmaktır.
sevgisi hiç de bol olan biri değildi
ondandır kendisine kolay kolay yakıştıramazdı sevgililiği.
sevgili...
hep büyütmüştü aklında da kalbinde de dilinde de bu kelimeyi
aklındaki ağırdı, düşünmeye başladığında diğer bütün düşünceleri bastırırdı,
kalbindeki deliydi,
öyle bir çarptırırdı ki kalbini, tek gerçek odur zannettirirdi yaşamdaki,
dilindeki baskındı,
çünkü bir bakıma kalbindekiyle zihnindekinin ortaklığıydı,
birleşip asıl sahibine doğru çıkışlarıydı.
birine sevgilim dedi aklıyla ama hissedemedi kalbinde
bu nedenle de hiç söyleyemedi diliyle
birine kalbiyle dedi zannetti ama nedense hiç kelimeye dökemedi
daha sonra farketti kalbinin kolayca kanabildiğini ama dilinin emin olmayı beklediğini,
birine sevgilim dedi sonunda
sevgilim
sevgisi olanım
sevgimi içine alanım
sevgisini içime sunanım
sevgilim
zihnime kalbime dilime sevdirebildiğim.
insanı sinir krizlerine sokabilen dünyalar tatlısı yaratık. paranoya sebebi. insanı deli eder, ne yapacağına karar vermesini engeller. anlatılmaz yaşanır. ama yaşamamak en güzelidir, yalnız takılmak gerekir. ne diyorum ben lan.
Dünyanın en güvenli kalesi, uğruna uzun zamandan beri hayalini kurduğu mesleğinden vazgeçilecek hatta peşinden her yere gidilecek insan, can, canan....
uzaktaykene beklenen, yakınındaykene dahi özlenen; sözün özü, yüreğin közü; yokluğu harap eden, varlığı heyecan veren diye başlayıp uçsuz bucaksız kafiyeli, uyaklı lafızlarlan tarifini yapıp başucuna koyulabilecek kişidir. sevgili'dir işte. o sıfatı layıkıylan taşıyan, her daim sana yaşatandır. acısı baldır, beraber geçirilen her dakika yanına kardır. nasıl ki tuzun bol olduğuna "tuzlu", şekerin bol olduğuna "şekerli" denirse; işte aynı ölecene sevgini bolca verdiğin, sevgisini gani gani aldığın kişiye de "sevgili" denir.
büdüt: yukarıda dememişim, içimde kalmasın ukte yapar, sonra döner dolanır yine benim başıma konar. o sebeplen bunu da lafımın şuracığına iliştirem. bu entry peri-ilham ilişkisi göz önünde bulundurularak yazılmıştır. demem o ki: "yazana değil, yazdırana bak!" de haydi sus oldum.
parca değill bütündür. eksikliğini biraz tuzlu suyla tamamlamaya çalışılan ama bir türlü becerilemeyendir. kıymetlidir.hatasız kul olmaz sözünü yalanlayandır. Arada esen geldiğinde gitmeyen ve yıkıma sebep olandır. en buyuk çelişkidir.gözyaşının sebebi sanatın icrasıdır. yalnızlık durumunda melancoly yasama sebebıdır. çoğul olmadığı halde tek olmayandır.beden formunun dısına çıkandır. gördüğümüze inanabileceğimiz bır kaç melekten biridir. baş agrısıdır. ilacın kendısınde olduğunu bilmeyendir. uzak durandır. anlatılamayan paragraflar haykırılamayan şarkılardır. felsefık konusmanın sebebidir. anlaşılamayan ve anlaşılamayacak tek konudur. can sıkıntısı ve ezıyetten zevk alma durumudur. başkasının söylediklerini anlamsız bulmasının sebebidir*
Geçirdiğin vakit en değerli olanıdır. özlenendir.eziyeti hoştur. onun için ağlamak onur ölmek şehadettir. bazen kendinden sakladığın gızlı oznedır
bazısının hiç bulamadığı, hatta "ben seçici davranıyorum ondan, alelade davransam bi dolu olur" diye kendini serinlettiği, diğer bazısının hayalinden uydurup, dinleyenleri bayma pahasına anlatıp durduğu,ama bi türlü görülemeyen, tam tanışma safhasına gelinince bi terslik bahane edilen, bir diğerininse bulmakta hiç zorluk çekmediği,hatta allahın bereketli kıldığı tek hususu olan, haftada bir değiştirdiği şey. bu durum tabii diğer hasetlerin "vay o ... hiç de sıradan bulmaz haa" gibi nitelemelerine sebep olsa da, haticeye değil neticeye bakılmalıdır. en nihayetinde, o yalnız, şu yalnız, bu hep çift.