''kış kıyamet bir gün bakarsın çıkıp gelmişim
varsın azgınlaşsın tipi
ve uğuldayadursun dışardaki rüzgâr
sakın şaşırma küçüğüm
üşümüş bir serçe gibi titremesin ellerin
apansız çıkıp geleceğim
kış kıyamet de olsa bir gün
uğuldayan bu rüzgâr,
bu delice yağan kar ürkütmesin seni
direnmektir artık bekleyişin öbür adı
sen türküler söyle ve gülümse küçüğüm çünkü;
sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları
bekle beni küçüğüm
umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle
döneceğim bir gün elbet bekle beni küçüğüm.''
hayatımda olması yada olmaması hiçbir şeyi değiştirmediği gibi, ek olarak uğraşmam gereken yeni insanları hayatıma sokmuş oluyorum. bu kadar gereksiz bir şeyi hayatımda bulundurmam çok saçma olurdu.
seks dışında tek bir olumlu tarafı yok benim için.
onunlayken üstünüze titreyip, endişelerden deli olan sevgiliniz, ayrıldığınızda nerde, o sözleri nereye gidiyor, sözleşme bitti mi, meraklanma süresi doldu mu yani.
bazen, hayat hakkında hiçbir şey bilmediğimi düşünüyorum.
...sadece izledim, ses yoktu. Çenesi düşüktü zaten. Bal kadar koyu, çöl kadar ıslaktı gözleri. Gözleri sadece, yetti desem de inanma. içimdeki arzuyla dokunamadım dudaklarına, hep eksik kaldı.
parmakları benimkilerden küçük mü bilmiyorum mesela ya da sarılırken, nasıl kokuyor.
geldiği günden beri yalnız bırakmadı beni, gitmedi. çünkü hiç gelmedi, kül oldu, bitti ve yandı...
Dünya padişahın, kayserin, hakanın olsun;
Cehennem kötünün, cennet iyinin olsun;
Tesbih meleklerin olsun, temizlik Rızvan'ın:
Sevgili bizim olsun, canı canımız olsun.
ders çalışırken gözleriniz gider, uyku çöker, mayışırsınız. masaya kapanıp 5 dk kestirip gözlerinizi rahatlatmak istersiniz. ama o an telefonunuz kıpraşır. ondan gelen mesajdır bu. gözleriniz güler ağzınız kulaklarınızdadır. 8 saat uyumuş gibi bir enerji verir birden size. seviyorum bu duyguyu.