Gecenin bir yarisi arar ve karsilikli sessizligi dinlersiniz, oyle huzur verir ki orada oylece nefes aliyor olmasi. Sadece sususunu duyabilmek bile yeter o an size. Ismini soylemek bile guzeldir durmadan. Onu sinir etmek, boylece onun da durmadan sizin isminizi soylemesi. Cunku baskasindan duymak istemezsiniz. Sevgili, isminizi duymak istediginiz tek Ses, baskalarini umursamayacaginiz kadar baskin bir goruntu, mukemmel bir ruh ve de caninizdan bir parcadir.
Çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
sımsıkı etini dişlemek sıhhatli, beyaz bir elmanın.
Ey benim sevgilim, karlı bir çam ormanında nefes almanın
bahtiyarlığına benzer seni sevmek.*
gecenin 2' sinde, sabah vereceği ödev için çırpınırken istediği gibi paragraf yapamadı diye ''sevdiği adamı'' konuşmak istemiyorum kapat diyip herşekilde iletişimi kesen mahlukat.
onlarca kez katlayıp da koy demenize rağmen çıkarttığı eşorfmanını olduğu gibi sandalyenin üzerine bırakan,
şu balı, reçeli buzdolabına koyma demenize rağmen, o balı falan ertesi gün yine buzdolabında bulmanızın yegane sebebi,
hediye aldığında etiketini yırtmayan (ilk zamanlarda hediye paketi de yaptırmıyordur bu serseri)
tüm bunlara rağmen hiç içten kızılamayan hatta gözünüze daha da sevimli gelen, olduğu haliyle çok ama çok sevilen bir ateş parçasıdır.