bir gece yarısı uyanıp karanlığa çakmak yakıp sigaranın ilk dumanında ister istemez gözlerin gördüğüdür sevgili. koca yatağa tek yatarken sığamıyor ve rahat edemiyorken onunla hayatın en mutlu anları yaşanır, hiç olmadığın kadar huzurlu ve rahat olursun. hayat yolunda yürürken, etrafındaki her leke, her insan şu beyaz hayatta bir bir ölümle siliniyorken, daha büyük olmak için onunla birleşip dünyayı boşvermektir, kafa tutmaktır ölüme onunla iki nokta iken 'bir' olduğunuzda. bir olunandır sevgili, iki kişi tek yürek olunandır, tek vücut, tek ruh olunandır. hayatın en sıcak ve renk dolu anlarını hissedebileceğin tek insandır. hayat denilen o boktan içkiyi sek içmektir. yanına hiçbirşey katmak istemezsin, belki yerini alacak diye, kendi kendinden korkar, koymazsın. yakar boğazını, durmaz yine dikersin kafana düşünmeden içine akıtırsın. bilirsin ki aşktır o, canını yakar bazen ama dünyadaki yegane mutluluk kaynağıdır.
boş sokaklarına, ankara'nın karanlığına renk olduğu için kalma sebebindir. gecenin bir vakti sırf ondan bir parça bulmak için buz gibi havada onunla oturduğun yerlere gittiğindir. karanlığına renktir, ruhuna tat.. yaşamaya sebep ölüme inattır sevgili.
sevgili şunları yazarken yetmediğini, anlatmanın ucundan bile geçmediğini bildiğin halde yine sevdiğin için durduramadığındır parmaklarını.. sevgili candır dostlar, can hayat, hayat o, o can, can hayat, hayat o,o can...
sevgili olduğu sürece hayatınıza renk katan hayatınızın merkezinde olan insandır.
çekip gittiğinde keşke hiç olmasaydı dediğiniz insandır.
siz hayatınızdan çıkardığınızda pişman olup, keşke çıkarmasaydım dediğiniz insandır.
çok çeşitli duygular yaşatır. aşk, hüzün, acı, mutluluk, pişmanlık...
sade sevgili. eski değil yeni değil eski sevgilinin yeni sevgilisi değil yeni sevgilinin eski sevgilisi değil eski sevgilinin yeni sevgilisinin eski sevgilisi ya da yeni sevgilinin eski sevgilisinin yeni sevgilisi hiç değil.
hayatınıza giren her yeni insanda, yaşadığınız her yeni hikayede, baktığınız her yeni gözde, duyduğunuz her yeni cümlede, yine yeni yeniden aklınızda olandır.
sana ebenin örekesinden bahsetsem üstüme hızarla saldırma hazırlığının baş aktörü olursun. örekeyle ip eğrilir oysa ki.
yani senin sevgili dediğin bugün, birilerinin sevgili dediğiyle aynı değilse, bırak leyla'yı ip eğirsin.
en son sadece seni seveceğim demenden itiraberen elli son daha geçti. son, sondaj vurulmaya ihtiyaç duyar hale geldi, düşün ne kadarı birikmiş üstüne.
bu çok yüzlülüğü ben anlamıyorum. anlıyorum da işime gelmiyordur.
en bir zirve ifadesidir, evereste çıksan görürsün. yapay tepelerde "en çok seni" demelerin ne kadar alçakta ve alçakça.
oysa yarın sevip başka birini ve unutup aslında başka birini sevdiğini "en çok seni" diyeceksin.
yaşadığından sonradan pişman oluyorsan, o yaşadığın aşk değildir demiş adam. sen ise "sen daha iyilerini hakediyorsun zaten" diyen arkadaşlarınla safa durup, yeni sevgililer için niyet ediyorsun.
kör olsan, hayatım dediğin insanı tanıyamazsın bile. köpek gibi sevdiğini iddia eden sen, köpek gibi koku alamazsın. bu onun kokusu diyemezsin. bu parfüm çakma dersin ancak. çünkü burnunun anten ayarı kozmetiği kıble bellemiş. hele bi yol sefa geldin desene diyen haydar'ı kokusundan tanıyan eşine bakar sümüğünü çekersin sinemada, bir elin meme ararken en arka sırada.
ellinci sevgilinle aşkın ne kadar ulvi bir şey olduğundan dem vurur, yatağa yuvarlanmak için can atarsın.
o once uzaklarda bir kivilcim tanesidir. giderek yaklasir. yaklasir ve bir ates topuna doner. gozlerini alamassin bir de bakmissin ki icindesin her yanin kavrulmus. onunla birlikte yanmaktasin... iste sevgili boyle bir sey
siz bağırırsınız, siz kızarsınız, siz kırarsınız, siz yıkarsınız, ama o hala size, seni asla bırakmayacağım der,gözlerinin içinden aşkın tüm hallerini görürsünüz ve şu hayatta sahip olabileceğiniz en kıymetli şeyin o olduğnu anlarsınız.sizin her halinize katlanabilecek bir insan evladı olarak onu karşınızda gördüğünüzde,aziz olabileceğinden şüphelenmezsiniz.
özlemdir eğer birde uzaklardaysa kavuşma anını delice beklersiniz onun sıcaklığını yaşama hayaliyle yatarsınız sabahları yanınızda olması umuduyla uyanırsınız. aniden çalan telefonda ki sesiyle mutlu olursunuz. üzülmesin diye susarak özlersiniz. vardır o yokluğunu ürpererek düşünürsünüz. bazen kavuşma anlarınız gelir yapılması için planlanan bir sürü planlar ama birbirini görünce sadece sarılarak yürüsünüz hiç uyanmamak adına uyumalarınız ve bir sürü yapılmış şeyler. varlığı var eden yokluğunun düşüncesi bile yok eden senin senden bile öte bir parçandır.
öyle birşey ki tarifi imkansız... bazen bir can yoldaşı... bazen bir arkadaş.. kimi zamansa sığınacak bir dal... yağmurlardan, fırtınalardan seni koruyup kollayacak bir dal... uçurumlarda gezerken elinini sımsıkı tutan biri... gözlerine bir ömür bakabileceğin hüznünün, gözyaşının sebebi... mutluluklarını anlamlı kılan, yaşamındaki heyecanlardan biri... bazen omzuna yaslanıp türkülerde kaybolursunuz.. bazense birlikte direnirsiniz hayata. yaşamak direnmektir ya birlikte yaşar, birlikte direnirsiniz... okuldan çıkarsınız koşa koşa heyecanlı heyecanlı olup bitenleri anlatırsınız ve aynı heyecanla size bakan bir çift göz... bilemezdiniz o gözlerin birgün size ayrılığı anlatacağını, bilemezdiniz o gözler birgün size hiç bakmayacak. insan herşeye katlanırmış da sevgilinin gitmesine katlanamazmış, dayanamazmış... terk etmiştir ama hala sevgilidir... terk bir farkla eski sevgili... eskimeyen sevginizin sahibi...
candır sevgili... nefessiz nasıl yaşayamazsan, onsuz da yaşayamazsın..