kirli ağızlarda, üstelik tamamen laf olsun diye söylenerek tekrarlara maruz kaldığı için değerini yitiren, değeri bilinmeyen cümle.bir şarkıda söylediği gibi
seviyorum demek keşke zor olsa her zaman.ve keşke boş bir laf gibi gelmese insanlara.
bir araya gelince anlamlanan, mecburiyetten yada karşıdaki insanı mutlu etmek için değil sade ve sadece dilinizden önce kalbinizin seni seviyorum dediği zamanlarda söylenesidir...
Sevmek... farkında olmaksa yaşadığının, Sevmek; bakmak değil görmekse eğer
Aklın başından gitmesi değil, Duymak ve bilmekse eşit olarak; Yemeden, içmeden kesilmeden Çoğalmaksa sevmek eksilmeden, Çağına tanıklık ederek Ve kahrolmamaksa arabeske inat. için içine sığmamaksa Bir coşku, bir şenlik, bir erdemse sevmek;
insanları, çocukları, kuşları unutmadan Verem olmamaksa sevmek senin aşkından
Daha sağlam basıyorsam toprağıma, Unutmak, şaşkınlık, azap değilse...
Bilinç, öğreti ve sevinçse, Paylaşılan bir ekmek gibiyse sevgi;
SENi SEViYORUM ..!
Öyle güçlü, anlamlı, sihirli, insanı yerinden oynatan iki kelimedir ki... duyduğumuzda içimiz mutlulukla dolar. Hangi yaşta, hangi mevkide, ne olursak olalım, bu kelimeler bizi büyüler. Seni seviyorum, diyebilmek ve dedirtebilmek, aslında çok önemli. insan bu kelimeleri kendine de söylemeyi unutmamalı. Kendini seven ve değer veren insan, herkesi sevebilir ve sayabilir. Bazen kilometreler bir nefes kadar yakın olur. Hayat engellerle uğraşacak kadar uzun değil. Sevgi cesaret ister, emek ister, yürek ister. içinizdeki sevda bitmesin diyorsanız eğer, yapacak daha pek çok şey olmalı. Hayat sizin, tercihler sizin. Zaman tüm haşmetiyle akıp gidiyor. Ve bizler hızlı dönen çarkın içinde bir oraya, bir buraya sallanıp duruyoruz. Ne kendimize, ne çevremize sevgiyi gösteremiyoruz. Korkuyoruz belki de. Başkalarının bizi nasıl gördüğü çoğu zaman daha önemli oluyor. içimize sevgiyi, saygıyı, şefkati, merhameti sindirmeliyiz. Neyi istersek, neyi çağırırsak, neyi dilersek önümüzde çoğu zaman onu buluruz. Yaşam zaten acımasız, insanoğlunu yıkmak için fırsat kolluyor. En kötü anda bile içimizde sevgi varsa, ışığı daha kolay görebiliriz. Bunu deneyerek anlayabiliriz. Tecrübeler ne işe yarar ki, ders alınmazsa. Yaşamdan edindiğim en büyük tecrübelerden birisi şu ki; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene hiç kimse yardım etmez. Bizden sadece nacizane öneri... Seni seviyorum, seni seviyorum evet seni seviyorum bol bol tüketelim. Bizim için özel anlam ifade eden ve hayatımızda önemli bir yer teşkil ettiğini fark ettiğimiz insanlara, "Seni seviyorum ruhumla ve kalbimle" diyelim...
Tanımadığım bütün kadınlar adına seviyorum seni
Yaşamadığım bütün çağlar adına seviyorum seni
Enginlerin kokusu sıcak ekmeğin kokusu adına
ilk çiçekler adına eriyen kar adına
insanın ürkmediği temiz kalpli hayvanlar adına
Sevmek adına seviyorum seni
Sevmediğim bütün kadınlar adına seviyorum seni
Kim yansıyor bana sen değilsen ben kendimi pek az görüyorum
Sensiz uzayıp giden bir çöl görürüm yalnız
Geçmiş ile bugün arasında
Bütün bu ölüler vardı atlayıp geçtiğim samanın üzerinde
Delemedim aynamın duvarını
Yaşamı sözcük sözcük öğrenmem gerekti bana
Unutur gibi
Benimki olmayan bilgeliğin adına seviyorum seni
Sağlık adına
Yalnız kuruntu olan her şeye karşı seviyorum seni
Zorla tutmadığım bu ölümsüz yürek adına
Sen kuşku sanıyorsun kendini oysa akılsın
Sen başımda yükselen güneşsin
Güvendiğim zaman kendime.
sevgiden çatladığın, anlatabilir sözcük bulmak için kıvrandığın zamanlarda bunu söylemek bile yetmez. hatta 'çok' zarfıyla birlikte kullanmak bile eksik bırakabilir. seviyorum dersin, çok seviyorum dersin ama karşılamaz bir türlü içinde taşan-karışan şeyi. çok kötü bir şey bu sözlük. ***
En derinlerde, en korunaklı yerlerde saklanması gereken cümle. Lütfen öyle önümüze gelene kullanmayalım. içimizden geldiğinde kullanalım. Çünkü hakkaten çok değerli bi cümle. Yani benim için ve birçokları için de öyle olmalı zaten en değerli cümle. Bi insanın bir diğerine verebileceği sevgiden başka ne var? para pul verirsin de manevi olarak sevgi verirsin. O yüzden bu en değerli cümleyi en değerli anınıza sakladığınızda çok işinize yarayacak göreceksiniz. Hem karşınızdaki bunu hissedecek hem de siz onu gerçekten değerli hissettirdiğinizi bileceksiniz.
biz zor söylenir bilirdik bu sözü. hani öyle çok sevmeli ki diyebilmeli insan!
çok kolaymış meğer söylemesi, duydukça öğrendik bunu.
'keşke hiç duymasaydık' dediğimiz cümledir artık.
dogru zamanda ve dogru yerde soylenilmesi gereken sozcuk grubu. yanlis bir zaman ve cok farkli olaylarin uzerine soylenildigi kosulda negatif etki yaratir.
en iyisi zaman kontrollu bir thread kullanmak.
class ILU extends thread {
boolean _isactive=false;
.
.
ne aksi bir gündür yoldaşlar
evde eş dost patates haşlar
batısı lan medeniyet doğudan başlar
deli ediyor beni bu yapışkan tuşlar
herşeye kadirdir o iki kelime
ilkönce derler sonra tayyip verir eline
kimse sahip olamaz ki diline
iktidara koyayım
özür dilerim meclis seni seviyorum.
tuhaf hislere gark eden laf. söylemesi ayrı, duyması ayrı bir derttir bunun.
ilk duyuşumu hatırlıyorum.
izmir'deki yazlığımızdaydık. babamın bir tanıdığının torunu olan koray'a acayip bir sempati (!) duymaktaydım. benden iki yaş büyüktü yanlış hatırlamıyorsam. yani işte ben 9 yaşında isem, o 11 falan. bu böyle uzun yıllar sürdü. ankara'ya döndüğümde de sınıf arkadaşım olan engin'e yazardım. az değilmişim, ama küçüktüm, olur öyle diyerek geçiştiriyorum bu mevzuuyu.
bir de benimle yaşıt çiçek isminde bir arkadaşım vardı. bu koray hakikaten tuhaf bir çocuktu, iyi biri oduğu halde o yaşına rağmen tam bir ayarmatördü ve bu yüzden olsa gerek kimse koray'ı sevmezdi. yani koray'ın iki arkadaşı vardı; biri ben, diğeri çiçek. bu koray'ı dövmeye çalıştıklarında falan bizim eve kaçardı. ben sevinirdim. elimden gelse koray'ı dövmeleri için diğer çocuklara rüşvet verecektim. vermedim tabii.
sonra birgün çiçek'i ağlarken gördüm. yanına gidip ne olduğunu sorduğumda bana sarıldı. dedi ki, "ben koray'ı seviyorum. büğveaaa." içimden "vay kaşar" dedim, ama aslında onun öyle biri olmadığını biliyordum. "tamam işte, ne güzel" falan diye geçiştirmeye çalıştım; "bunun için mi ağlıyorsun?"
"yok" dedi. "koray seni seviyormuş". utanmasam kalkıp göbek atacaktım. ama "olur öyle boşver" falan diyorum kızcağıza. ne diyeyim? "aaa öyle mi çiçek'ciğim çok sevindim, hadi canım ben gidiyorum. okybye" hö?
her neyse, çiçek'i teselli ettim. sonra her zamanki gibi, sıradan bir şey oldu ve koray yine bizim eve geldi. bu sefer eve almadım. ablam alacaktı. kapıyı kilitleyip anahtarı çaldım. çiçek'in onu sevdiğini bile bile bunu yapamazdım çünkü. ayıptı.
sonuç olarak, koray o gün ilk dayağını yedi sitedeki çocuklardan. ertesi gün patlamış dudağıyla yanıma geldi (ki dudakları çok inceydi, sevmezdim, bence dayak yemiş haliyle daha yakışıklıydı)
koray: dün niye öyle yaptın?
ben: sen niye öyle yaptın?
k: ben ne yaptım?
b: çiçek?
k: ne çiçeği çiçek mi istiyosun? (bunu gerçekten dedi.)
b: çiçek seni seviyormuş
k: e biliyorum.
b: sen niye onu sevmiyosun? (yuh amk yuh!)
k: ben seni seviyorum.
b: git lan. (küçükken de kabaydım)
onun gitmesini beklemeden arkamı dönüp koşarak eve girdim. bütün yaz tarkan'ın yine sensiz albümünü dinleyip hüzünlendim. küçücük bokken, neyimeyse?! hatta kimdi gibi hareketli bir şarkıdan, başlarken insanların göbek attığı bir şarkıdan kendime bir aşk acısı fon müziği çıkartmıştım ben. hatırlıyorum. ben böyle çocuğun hissiyatına koyayım.
her neyse, sonra o yazın sonuna kadar benimle konuşmadı. ertesi yaz sünnetine gidip onunla dalga geçtim. önceki yaz onu döven çocukların hepsi yatağının çevresine kurulmuş, pipisine bakmaya çalışıyorlardı. kızlar bile. orospu çocukları.
şu an ne yapıyor bilmiyorum. ama bence artık dayak yemiyordur.
bu kelime sadeliği anlatmanı insanlığı
masum,sade,yalın kullandığında insan
inanılmaz güzel anlam yükleniyor sanki üstüne
en güzel onur akın kullanmıştır bu kelimeyi
seviyorum seni tuza ekmeği banıp banıp yer gibi
geceleyin ateşler içinde uyanarak
agzımı dayayıp musluga su içer gibi...seviyorum seni...
kim bilir şimdiye kadar kaç kişi kaç kere kullanmıştır?
kaç kişinin yüzünde gülücük oluşturmuştur bu iki kelime,
kaç kişinin hayatını değiştirmiştir,
kaç kişinin gözyaşını dindirmiştir...
zaman, mekan yada karşındaki kişinin kim olduğu önemli olmasada herkesde aynı mutluluğu veren tek cümledir; seni seviyorum...
ARAPÇA - Ana Ba-heb-bak
ARNAVUTÇA - Te dashuroj
BiRMANCA - Chit pa de
BULGARCA - Jbichim te
CAVACA - Kulo tresno
ÇEKCE - Miluju te
DANiMARKACA - Jeg elsker dig
ENDONEZYACA - Saya cinta kamu
ESTONYACA - Mina armastan sind
FARSCA - Asheghetam
FiLiPiNCE - Iniibig Kita
FiNCE - Mina rakastan sinua
FRANSIZCA - Je t'aime
GALCE - Rwy'n dy garu di
GRÖNLANDCA - Asavakit
HAWAiiCE - Aloha I'a Au Oe
HIRVATÇA - LJUBim te
HiNTÇE - Mai Tumhe Pyar Karta Hoon
HOLLANDACA - Ik hou van jou
iBRANiCE - Ani ohev otach
iNGiLiZCE - I love you
iRANCA - Mahn doostaht doh-rahm
iRLANDACA - Taim i'ngra leat
iSPANYOLCA - Te amo
iSVEÇÇE - Jag alskardig
iTALYANCA - Ti amo
iZLANDACA - Eg elska thig
JAPONCA - Ore wa omae ga suki da
KAMBOÇÇA - Bon sro lanh oon
KATALANCA - T'estim molt
KORECE - Tangshin-i cho-a-yo
KORSiKACA - Ti tengu cara
LAOCA - Khoi huk chau
LATiNCE - Vos amo
LETONCA - Es milu tevi
LiTVANYACA - Tave Myliu
LÜBNANCA - Bahibak
MACARCA - Szeretlek
MAKEDONCA - Sakam Te
MALAYCA - Saya sayangkan mu
MALEZCE - Saya cinta kamu
MAYACA - Canda munani
NORVEÇÇE - Jeg elsker deg
PAKiSTANCA - Mujhe Tumse Muhabbat Hai
PERSCE - Tora dost daram
POLONYACA - Ja cie kocham
PORTEKiZCE - Amo-te
ROMENCE - Te Ador
RUSCA - Ya vas liubliu
SIRPÇA - Ljubim te
SLOVAKCA - Lubim ta
SLOVENCE - Ljubim te
SRiLANKACA - Mama Oyata Arderyi
SURiYECE - Bhebbek
TAHiTiCE - Ua Here Vau Ia Oe
TAYLANDCA - Phom Rak Khun
TUNUSCA - Ha eh bak
UKRAYNACA - Ja tebe koKHAju
ViETNAMCA - Toi yeu em
YUGOSLAVCA - Ya te volim
YUNANCA - S'ayapo
ZULUCA - Mena Tanda Wena
ZAZACA-EZ TIRA-HES-KENA