sen, nokta gibisin. hayat cümlemin sonunu belirleyensin. diğer cümlelerin başlangıcını belirleyensin. kader diye yazmış rabbim alnımıza bir yazı sen o yazının en önemli unsurusun.. sen, noktasın işte...
Ama şunu da bil ;
nokta kadar menfaat için, virgül gibi eğilecek değilim..
albümde bıkmadan dinlenen ortaçgil çizgisi kaybolmamış. sözler yine birbirinden değerli ve özenle seçilmiş. yine tüm söz ve müzikler bülent ortaçgil'e ait olup; üstadın dışında Baki Duyarlar (klavye), Cem Aksel (davul), Gürol Ağırbaş (bas gitar), Birol Ağırbaş (perküsyon) ve Barlas Tan Özemek (elektrik gitar) enstrümanlarıyla sanatçıya eşlik ediyor. "SEN" in ilginç bir özelliği de 14 kişilik bir yaylı gurubuyla çalınmış olması. bu emeğe değer bir şekilde albüm indirilmemeli satın alınmalı. bülent ortaçgil'in emeği yanında albüm fiyatı çok hafif kalıyor.
bir "ortaçgilsever" olarak üzülerek diyorum ki, bi tike benzemeyen albümdür. öncelikle melodi namına birşey bulana aşk olsun. sonra, enstrüman icraları bildiğin vasat. diyeceksin ki "ortaçgil sözleri toparlar abi, sen ona bak". baktım valla, bu kez olmamış.
neticede, ortaçgil dediğimiz adam, şarkı sözlerini gayet iyi yazan, basit melodiler üzerine yürüyen akorlar yerleştiren ve erkan oğur tayfasını da yanına alıp kayda girdi mi ortaya şaheserler çıkaran bir müzisyen. ama bu kez bu saydığım dört unsur ( : basit söz, basit melodi, yürüyen akor, enstrüman performansı) da ne yazık ki vasat düzeyde.
kendisine kendi şarkısının sözleriyle seslenelim o zaman:
Sen başıma gelen en az en çok hatalarım
Ah sen,
Herşeye rağmen bana sevap günahlarım.
Sen, geceler boyu buram buram yandığım
Ah sen,
Kokuna hasret uykularla dalaştığım...
dumanı üstünde bülent ortaçgil albümü. yeni çıkmış albümün ismine dair eşin önerisi kabul edilmemiş. 2003 çıkışlı gece yalanları'ndan 7 yıl sonra çıkmış olması şarkılarla ne denli yüzleşildiğini gösteriyor.
beğeni çıtası yükseklerde doğal olarak. ayrıntılar şarkısı eray aytimur tarafından hayli beğenilmiş. ortaçgil de bu şarkının eşini hatta kendisini darmaduman ettiğinden bahsetmiş. cdyi elime alacağım zamanı merakla bekliyorum efendim.
ne yaptıysa aldım, ne yaparsa büyük zevkle arşivime katarım insanı. heyecanla beklemekteyim.
çok güçlü bir tual şarkısıdır. ve sanırım ki şu dizelerden daha iyi ifade edilmemiştir;
--spoiler--
birisi var gül yüzünde nur bahçesi gördüğüm her seferinde,
bir aşık var bir de maşuk.
biri ben olmuşum, biri kalbi yakan ateşten elleri olan
biraz lâl, biraz âmâ, biraz dost olmuş gönlüme, biraz ağyar.
biri bulutların üstünde uçan ben, biri kolumdan tutar uçurtma misali
ah beni semalarda dalgalandıran yar.
bir kapı var içerisinde bir testi, gönül şarabı dolu,
bir beyaz mendil yanında, yeni doğmuş bebek gibi,
dalında bulutlar gibi serilmiş tarlalara sığmayan pamuk misal,
ve baldıran var yanında kimine aşktan tatlı,
birisi var ellerinde pamuk tarlasının izleri var emekle büyütülmüş.
birisi var dudağında dilinde ellerin izi var.
ikisi de baldır bana, sen aldırma baldırana,
ne şarabı içebildim ne zehrine karışabildim yar.
birisi var sevsem gönlümü yakar, kaçsam ruhum haziran ortası kışı yaşar.
birisi var dudağında dilinde ellerin izi var.
--spoiler-- cihaner35e selam ederim.
senden sonra hep uyudum ben. masalların karanlığında unutmak ya da umutlanmak amacıyla. mucizevi sonlar bekledim aptal uyakların süzüldüğü boşlukta. dilimin ucunda tuttum kelimeleri geldiğinde sana sarfetmek için...
senden sonra hep uyudum ben. uyuyan güzel oldum
bi postmodern masalda sen elime batan çıkrık iğnesi, sen duvarlarımı çevreleyen sarmaşık, sen kasvetli,vahşi,dikenli ve sen tüm güzelliklerine rağmen çirkindin.
beni değil duvarları kucakladığın için yüzyıllık uykumdan uyandığımda aptal bi bahçıvanın hünersizliği ya da ne bileyim kör bir budama makası yüzünden...
sen
keşke seni anlatmaya
yetse kelimelerim...
her insan biraz salaktır manyaktır hatta anguttur. sorgula bilinçaltını?! bak zaman zaman salaklık da yapmışsın manyaklık da angutluk da.. ama her insan asalak değildir hain değildir satıcı değildir iki yüzlü değildir. salaklığına manyaklığına angutluğuna eyvallah da ötekilerde dur!!
sen...
adı sen yalnızlığın,
gözyaşım'da ki gizin tadı sen.
kararan ufukta yitip giden güneş sen
ben karanlık, aydınlık olan herşey sen.
kahvemin tadı, anıların adı sen.
gözyaşlarım mutluktandı eskiden şimdi her biri sen.
esen rüzgarın geldiği iklim sen getirdiği koku sen.
yere düşen her yaprak ben sonbaharda.
yüzüme çarpan yalnızlık sen.
herkes için, her şeyin ilham kaynağı olan ikinci tekil şahıstır.
sen, tadı damağımda bir bal...
sen, doyumsuz bir bebek...
sen, sonsuz bir beste...
sen, uzaklarada parıldayan küçük bir yıldız...
sen, saçlarımı dalgalandıran ılık bir rüzgar...
sen, zihnimde ahududu aromalı bir hayal...
sen, beni şaşkına çeviren...
sen, beni bulutlara taşıyan...
sen, buruk bir özlem...
sen, benim...
sen, işte öyle...
sen, her neyse...
yok yok... sen hep büyülü kal !
Sonsuz bir düş bu
içinde kaybolan yollar oldu mu?
Son bir söz söylerken
Sesin yok oldu mu?
Tüm şehir aslında sen oldu mu?
...sonsuzluğa ağlarken...
Eski bir sen yarattım içimde
Korkulardan arınmış
Ve ben arkanda günahlarımla bekleyeceğim
Geceysen eğer...
Savaştın ellerinle
Anladın ki yorgun her gece
Unutulan oyunlarda vazgeçtin benden
Soğuk bir nefretle
Anlamsızlığın acıtırken tenimi
Yarım kalan bir rüya bu
Ve ben aslında yalnızım
Gözlerin ardında
Kaçıp giden bir yalan bu
Ve ben aslında yorgunum
Sözlerin ardında
Dinlerken geceyi
Sesler duyardım karanlıktan
Sözlerim gerçekliğin olur o an
Sen düş ol
Gerçek hayal
Yarım kalan bir rüya bu
Ve ben aslında yorgunum
Gözlerin ardında
Kaçıp giden bir yalan bu
Ve ben aslında yorgunum
Sözlerin ardında...
2 yılı geçmiş seni tanıyalı. garip bir tesadüftü galiba. sanırım hayatımın en şanslı günlerinden biriydi o gün, bunu sonradan fark ettim. ben giderek büyürken, sen daha çok olgunlaştın. sorgulamadan dinledin beni ilk zamanlarda, sonra da seni dinlememe izin verdin. beni içtenlikle dinlemeni, sonra da gülümsemeni seviyordum. konuştuklarımız basit, önemsiz şeyler gibi duruyordu, ama ikimiz de birbirimiz için oldukça değerli anılar paylaştık zaman geçtikçe. sanırım kimse beni senin gibi tanıyamadı. bense doğru tanınmayı beklemiyordum zaten. ama şaşırmıştım senin beni bu denli iyi anlaman karşısında. sonrasında sana daha çok bağlandım galiba, seninle sohbet ederken sabahlamayı, etrafta uykusuz, tıpkı bir salak gibi dolaşmayı bile sevdim. şimdi sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki; seni kahkahalara boğacak dalgınlıklarım, saçmalıklarım ve çocukluklarım... ama bu sefer de sen yoksun, kendime saklıyorum birçoğunu. gülümsemeni, açıkça söyleyememeni ve yazdığım her şeye yorum yapmanı öyle özledim ki... şarkılar, bana bunu kasıtlı yapıyor sanki, hepsi içinde senin olduğun başka bir anı hatırlatıyor. sana böyle seslendiğimi bilsen ne derdin acaba? bunu ve benzerlerini sana yazdığımı hiçbir zaman bilemeyeceksin. her şeyden öte, benden öte doğum günün kutlu olsun, koca adam. o, hep istediğin ve hak ettiğin mutluluğu en sonunda yakalamışsındır umarım hatırlarken her zaman gülümseyebildiğim yegane insan...