Kız sen de benim hoşuma gidiyorsun. Hem de hergün yiyip sana vermediğim, çok sevdiğim Şamfıstıklarından daha çok. Ama ben, hoşuma gidiyor diye, seni kabuklarından sıyırıp şamfıstığı gibi yeşil ve tatlı içini yiyor muyum?
dostluk, paylaşmak, muhabbet ve daha niceleridir.
3-4 kişi hadi gidelim, yakalım diye başlarsın ve sonra çağırdığın ahbaplarınla 9-10 kişilik bir kalabalığı odun ateşinin etrafında toplarsın. üstelik azıcık çay ve biraz şekerle başarırsın bunları, çok şey değil...
semaver bahanedir, dostluksa şahane...
Ruslar Erzurum'u işgale geldiklerinde, soğuktan korunmak amaçları ile atlara bağlanmış kalın keçelerin üstüne, semaveri koyarak işgale gelen askerlere sıcak çay vermesi sebebiyle Türkiye'ye gelmiştir. Ardından bizim milletimiz bu aleti çok sevmişler ve kendileri de üretmeye başlamışlardır. Erzurum'dan tüm yurda böyle servis edilmiştir. Kısacası Rusların ilkel çay makinası diyebiliriz.
semaver çay demleme ve su ısıtma için kullanılan, içinde kömür veya odun yanan ocağı bulunan musluklu kaptır. Günümüzde elektrik enerjisi ile çalışan, kömür ve odun kullanılmayan semaverler de mevcuttur. Semaverler, bakır, tunç, pirinç ve saçtan üretilmektedir.
Rusya kökenli bir cihaz olduğundan ismi Rusça’da kendi kendine kaynamak anlamına gelen sama ve varit kelimelerinin birleşiminden gelmektedir. Bağ, bahçe, balkon, piknikte, kısacası her yerde kullanılabilmektedir. Semaverde odun ve kömür yanarken çıkardığı çıtırtı sesi, insana huzur vermektedir.
Şu yalan dünyanın sevmeye değecek üç beş yanından biri. Bundan daha lezzetli bir şey içmedim ben şu dünyada. ileride bahçeli bir evim olsun her akşam demleyip keyfin dibine vurucam, yanına bir de nargile ohh. Şu hayattaki tek amacım bu artık*
ana yurdu rusyadır ve rus evlerinin çoğunda nostalik olarak bulunur. bakır, tunç, pirinç yada sactan imal edilir. çay kolikler için mükemmel bir buluştur bana göreyse çok luzumsuz bir alettir. çay sevmem çay diye deliren insanlardanda bir o kadar nefret ederim.
semaver aynı zamanda sait faik abası yanık'ın 1936 yılında yayınlanan ilk kitabının ismidir ve kesinlikle çaydan çok daha lüzumludur...
herkese renkli günler
sait faik abasıyanık'ın 1939 yılında yayınlanan ve içinde, sait faik'in yazdığı ilk hikaye olan ipekli mendil'in de bulunduğu öykü kitabıdır. babasının maddi yardımlarıyla basılmıştır.
"Ali'nin annesine ölüm, bir misafir, bir başörtülü, namazında niyazında bir komşu hanım gelir gibi geldi."
semaver hikayesi'nde geçen yukarıdaki söz ölüm denen olguyu orjinnal bir şekilde anlatmasıyla ilgi çekicidir.