bütün toplumlarda suçların kamu adına kovuşturulması zorunludur. savcılık bu görevi yapmak adına konulmuştur. hukukun en yeni kurumu sayılmaktadır.
önceleri, savcılar kralın istemlerini mahkemelerde gözetmişler, daha sonra hükümetler kralın yerini almış, savcılara sahiplenmişlerdir. iler ülkelerde savcılar siyasi baskıların kölesi olmaktan kurtulmuşlardır.
Bizde müdde-i umumilik (savcılık) ilk defa 1880′de Adliye teşkilatı kanunu ile ihdas edildi. Unvanları “hasmı mansup”tu (yani tayin edilmiş hasım). iki taraf varken 3. şahsın muhakemeye müdahalesini halk ilk zamanlar anlayamamıştı.
Savı araştırarak soruşturan iddia makamı iken, başından savarak segah makamına takılan içedönük karakter odası.
Türk filmlerinde izleriz duruşma savcısı; ayağa kalkar, çatır çatır konuşurken şüpheliyi hem psikolojik hem hukuki açıdan gömer, hakime bir sürü delil sunar ve iddia makamı olarak kararı etkiler.
Geldik gerçek hayattaki duruşma savcısına; uykusundan henüz uyanmış modda oturduğu yerden hakim söz hakkı verdiğinde fısır fısır bir diyeceğinin olmadığını ya da gökten zembille sahte delil gelmesini bekler gibi toplanacak deliller araştırılsın, kalıp cümlesini söyleyen makam şoförü gibidirler.
istisna var mı? Olmaz mı… davaya sonradan katılıp hakim yerine konuşan, özgüveni (?) ve duruşuyla yargı kararını etkileyen duruşma savcısı da gördü bu gözler.
Bir de soruştur-ma savcısı var; çoğu görevsizlik addetmiş gibi, sanırsın grevde! azı görev ifa ederken sözlük tabiriyle; ya uçurulmuş, ya çaylak yapılmış, ya da başka sözlüğe sürgün edilmiş.
Aynı kişinin hem soruşturmasına hem duruşmasına katılan mizah eserlerine konu olabilecek çok amaçlı savcılarımız da var. Bu konu nereden açıldı, hakimlik, savcılık, bakan yardımcılığı, başsavcılık ve nihayet bakanlık koltuğuna geçen akın gürlek’ten… şahsını tanımam; ama memlekette ya cumhuriyet savcısı yetiştiremiyoruz ya da yetiştirdiğimiz insan evladına erişemiyoruz.