nedendir bilmiyorum ama ismi bana çok sempatik geliyor.
ayrıca çaylaklığımda şu macerayı da anlatmadan geçemiyeceğim: yine çaylak olmuşum bir gün işte. "bir derdim var" dan ben formata uydum, çaylak olmam haksızlık falan dedim. karşılık olarak mod 10 gün çaylaksınız falan dedi. sonra bana salca yı gönder favori modum o dedim. ve bir baktım yazar olmuşum. iyidir, candır.
bir derdim var butonuna sempati duymamı sağlayan, yardımsever, centilmen moddur efenim. kalbi kadar temiz bu nickaltından bana da yer ayırdığı için şükranlarımı sunuyorum kendisine. *
sözlük yazarlarının şimdiye kadar çeşitli nedenlerden dolayı gürültü patırtı koparttığı, dalaştığı ve zaman zaman kamplaştığı moderatörümüzdür kendisi.
ben bu zamana kadar iyidir, kötüdür bir şey demedim kendisi hakkında. (zaten milletin nick altına kötü şeyler yazılmasına karşıyımdır her daim) her zamanki cool tavrımı korudum; hep uzak köşede, elinde sigarası, saçlarını rüzgara savuran adamı oynadım aga. (ha sigarayı da bıraktım ama burada mizansen gereği tellendirdim bi' tane hacı, rol gereği yani)
derken efenim formspringen şitrase'de dolaşırken, kah can sıkıntısından kah meraktan kimler var kimler yok deyu araştırırken iş bu: http://www.formspring.me/salca adrese takıldım. ve bu saatten sonra bu kişi hakkında tek kötü laf edenin ağzını burnunu kırarım aga! *
ota boka günlerce bazen de haftalarca çaylak yapan modlardan. sözlükte ergen sürüsü sözlüğün amına koyar bir şey olmaz, biz bir popçu-striptizciye* hakaret niteliği taşıyacak bir benzetme yaptık diye günlerce çaylak oluruz. birileri sözlüğe girer, sabahtan akşama kadar atasözü yazıp sol framenin amına koyar, biz 4-5 başlık üst üste siyasal içerikli başlık açtık diye tek tip entri giriyor olur ve 2 hafta çaylak oluruz. gördüğüm muameleyi herkes görmüş olsa şu an sözlüğün %90'ı çaylaktı.
Salça Bursa Ticaret lisesinin kendine has özellikleri olan ekonomi hocasıydı. Ağızda piposu, boynunda papyonu, ayağında bir parmak kalınlığındaki ütü izi olan pantalonu, yaz kış nedense hiç çıkarmadığı beyaz pardüsesi ile başlı başına bir tipti.
Her derste ekonomiyi anlatır anlatır ve en sonundada muhakkak domatesi salça yapıp satmanın ekonomiye kazandıracağı katma değerden bahsederdi. Domatesin tane değil salça olarak satılmasına takıktı.
Bekardı, Hiç evlenmemiş bir geçmişi vardı. Dolaşan söylentilere göre çok sevmişti , ama bilinmeyen bir sebepten evlenememişlerdi. O da ondan sonra ne sevmiş ve nede evlenmişti. hayatı okulla evi arasında geçer, tasvip etmez ama zaman zaman kendiside yaz akşamları piyasa yapardı. ( Sirseri, sirseri, hiykel ünü pustane - hiykel ünü pustane ) deyişi unutulabilecek gibi değildi. Yada ( Millet millet diyorsun, millet dediğin nedirki, bir sürü hergele ) dediğinde Sınıfca kopar, uzunca bir süre dersi kaynatırdık. Akşama eve gittiğinde yatarken pantalonunu nasıl özenle ütü yerlerini üst üste getirip , yatağının altına koyup üstüne de yattığını misal gösterip, bir ekonomi derside oradan verirdi. Kopardık.
salca...
ne yazsam bilemedim şimdi. ***
eğlenceli insan, kahkalardan yerlerde yuvarlanma sebebi iyi ki doğdun. suratındaki o koca gülücük eksik olmasın; hep neşeyle, hep aynı enerjiyle nice güzel senelere...