değerli bilimadamımız prof. dr. aziz sancar'ın kimya dalında nobel aldığı böyle bir günde (bkz: ilk fen nobelimizi bir kemalistin alması), taraftarlarının sanki faydalı bir şey başarmış gibi adını anmaya cesaret ettikleri raporlu akıl hastasıdır.
bir tarafta nobel ödülü alan, atamızın yolundaki kıymetli bilimadamımız, diğer tarafta batılıların telsizleri cinlerin yardımıyla çalıştırdığını sanan said-i kürdi, diğer bir tarafta ise (bkz: yahudi cesaret ödülü alan tek müslüman) ünvanını alan malum zat... durumun ne olduğu ortada değil mi?
Uluslararası ülkelerde bu alimi anlamak adına o ülkenin akademisyenleri, ilim adamlarının sempozyumlar düzenleyip, son 100 yıla damgasını vurmuş zamanın alimidir islam dünyasında. Yazdığı sözler, mektubat, asayı musa, Şualar ve diğer kitaplarıyla insanların maneviyatını koruması adına can alıcı tespitler yapmaktadır. Özellikle sözler kitabının ilk 9-10 sözüne kadar olan kısmı ahiretini düşünen her insan için başucu niteliğindedir. Ve günümüz koşullarında tam bir merhemdir bu maneviyatsız dünyada. Ayrıca gençlik rehberi kitabı, gençlerin günahlara dalmadan iffetlerini koruyup nasıl ebedi saadete ulaşacaklarını anlatıp, gerçek yurt olan ahirette ne müjdelerin olduğunu anlatıyor.
heryere şu nobel ödülünü kemalist aldı demek zorunda olanları görüyoruz.
said nursi "türklere silah çekilmez zira onlar islam sancağını en tepeye çıkardı" demiştir. yani kürtçü falan değil seni cahil seni.
yahudi cesaret ödülü rte ye değil ülkeye verilmiştir. bu delillerlede verilen beyanatlarlada sabittir.
şapkınlıklarını vardır, abdulhamit tarafından tımarhaneye kapatılmıştır bu zat. ve kendine bediüzzaman denir ki denmesi yanlıştır, çünkü bedi allahın isimlerindedir.
yandaşlarının "biz, deli bir şairin lafıyla ilahlarımızdan mı vazgeçeceğiz?"(saffat suresi/36) ayetini kullanarak peygamber olarak gördüklerini itiraf ettikleri akıl hastasıdır.
akıl hastası raporunu kemalistler değil, 2. abdülhamit han hazretlerinin emriyle kendisini muayene eden ehil doktorlar vermiş ve kendisini tımarhaneye tıkmışlardır.
Deliymişmiş de rapor verilmiş de pardon ama bir şeyi ilk söyleyen sensen sana deli derler.
Tarih boyu da pek çok bilim insanına deli denmiştir.
Galileo, kepler, deli değil zır deli idi, kafirdi, ne demek dünya değil de güneş merkezde. Ya Macellan?
Bu da böyle bir delidir tevhid ilminde. Mutasavvıflar hala şeytanı ötelerken, hakikatini düşünemeyecek kadar boş iken bu deli şeytanın yaradılışının hikmetine dair bahisler yazmıştır. Ve o kadar haklıdır ki.
Ötekiler esma ül hüsna mı hmm işte onu zikir çekersin allahı düşünürsün, öyle olur gibi saçma sapan izahlar ile gelirken
inkişaf ı esma terimi ile çıkmıştır tevhidin en ihmal edilmiş ancak en mühim konusu olan bu kavrama eserlerini bina etmiştir. kainatın esma ayinesi olduğunu, tüm ilmin ve bilimib esmadan neşet ettiğini akla hitap eden bir şekilde anlatmıştır, insanın kıymetini de esmanın en cami bir misali musaggarı olmasından kaynaklandığını çoluğun çocuğun bile anlayabileceği bir basitlikte anlatmıştır.
Bir satırı bile okumadan hakkında böyle ithamlar yapılması deli saçmasıdır.
Ama Deli tabi. Binlerce akıllıyı ters takla attıracak kadar delidir.
müritlerinin, kendisini tımarhaneye tıkanın 2. abdülhamit han hazretleri olduğunu unutturmak için çırpındıkları, batılıların telsizleri, radyoları cinlerden istifade ederek çalıştırdıklarını iddia ettiği halde, hiç utanmadan sıkılmadan galileo ve kepler gibi büyük simalarla bir tutmaya çalıştıkları akıl hastasıdır.
söz konusu akıl hastası, 2. abdülhamit han'a kızdığı için, tımarhaneden çıkar çıkmaz soluğu ittihatçıların yanında almış ve 2. abdülhamit han hazretlerini devirmek için çalışmıştır.
Bazılarına göre akıl hastası, mürteci veya ingiliz ajanıdır. Adam 1920lerden itibaren rejim muhalifi daha doğrusu iktidar ile arasında ciddi bir ayrılık olan bu adam susturulamamıştır. Sürekli oradan oraya sürgün edilmiştir. sürgün edildiği yerde de faaliyetlerini sürdüren bu adam hakkındaki davalardan sürekli beraat etmiştir. Adamı öyle zararlı görüyorlar ki "deli" diye iftira atıyorlar. Abicim madem deliydi, Bu alimi (Isparta, Kütahya, afyon, eskişehir, denizli kastamonu veya burdur gibi) şehirden şehre sürmeyip deliyse bakırköye Hainse darağacına, asi ise de hapishaneye yollasaydınız. Eğer değilse niye yaptınız bu eziyeti?
doğrusunu kırk kere dediğimiz halde ve hatta müritleri de inkar etmediği halde, kimi gereksiz ahmağın "1920'lerden sonra muhalefette olduğunu" ve de kendisine "deli raporu" verenin kemalistler olduğunu iddia ettiği şahıstır.
ulan daha bu şahsın hayatını bile bilmiyorsun ama kalkıp burada hikaye anlatıyorsun!... söz konusu şahsa deli raporu veren kemalistler değil, 2. abdülhamit han'ın emriyle kendisini muayene eden doktorlardır ve de tımarhaneye tıkmışlardır.
ayrıca yönetime muhalif olması 1920'lerde başlayan bir iş değildir. tımarhaneden çıkar çıkmaz ittihatçılara katılarak, 2. abdülhamit han'a muhalefet etmeye başlamıştır.
hayır, illa bir şeyler yazacaksan bu gerçekleri öğren ondan sonra yaz... daha kaç kere tekrarlamam gerekecek?
gerçekler karşısında çaresiz kalanların, "şunu demiştir, bunu demiştir" diye savunmaya çalıştığı sahte peygamberdir.
bir de hiç utanmadan "daha yazayım mı?" diyorlar!... yahu böyle saçmaladıktan sonra yazsan ne olur, yazmasan ne olur? mevzu
1- söz konusu şahsa deli raporunu kimin, ne zaman verdiği ve
2- söz konusu şahsın ittihatçılarla bir olup, 2. abdülhamit han aleyhinde çalışıp çalışmadığıdır.
şunların haline bak!.. çıkıp "said-i kürdi'ye deli raporu veren ve de kodese tıkan 2. abdülhamit han'ın görevlendirdiği doktorlar değildir" ve "ittihatçılarla bir olup, 2. abdülhamit han aleyhinde çalışmamıştır" diyemiyorlar, onun yerine bu herifin konuyla alakasız sayıklamalarını örnek gösteriyorlar!...
işte meydan!... "çamur at izi kalsın" diyenler dediklerimi inkar etsinler de görelim bakalım... asıl siz benim daha fazla yazmamı ister misiniz?
6000 küsur sayfalık risale külliyatından sevdiğim bir cümlesi:
"izzet ve azamet isterler ki, esbab, perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. tevhid ve ehadiyet isterler ki, esbab ellerini çeksinler, tesir-i hakikiden."
Şimdi bu zata deli diyen muhakkak delidir ya da artniyetlidir.
sonunda bazı sevenlerinin hakkındaki bazı gerçekleri itiraf ettiği sahte peygamberdir.
böylece şu "akıl hastahanesi" meselesi çözülmüş oldu... umarım kendisini tımarhaneye tıkanın kemalistler olduğunu iddia edecek kimse çıkmaz artık...
ne var ki hakkındaki gerçekleri anlatan sevenleri, tımarhaneden sonra, hop ittihatçılar tarafından 31 mart ayaklanması vesilesiyle yargılanmasına atlıyorlar!... ittihatçılarla işbirliği halinde 2. abdülhamit han'a karşı çalıştığı dönemi, ittihatçılarla birlikte çıktığı rumeli gezisini, meydanlarda yaptığı konuşmaları gözardı etmişler. evet, said-i kürdi ittihatçılarla işbirliği yaptı ama bir süre sonra onlara karşı döndü. bu arada 31 mart ayaklanmasını kışkırtan ingiliz ajanı derviş vahdeti'nin volkan gazetesinde yazdığı halde, serbest bırakılmasının üstüne "yaşasın zalimler için cehennem" diye bağırması da ilginçtir. isyanı kışkırtan bir gazetede yazan bir şahsın, suçsuz bulunup, serbest bırakıldıktan sonra kendisini yargılayanlar için "zalim" demesi, akla ikinci abdülhamit han'ın doktorlarının haklı olabileceğini getiriyor.
gelelim istiklal harbimize istanbul'dan yardım ettiği iddiasına... said-i kürdi'nin kurucu üyelerinden olduğu, sonradan adını "islam teali cemiyeti" olarak değiştiren, "cemiyet-i müderrisin" 26 eylül 1919'da içinde şu ifadeler
--spoiler--
"Nitekim bu defa da Anadolu’da Mustafa Kemâl ve Kuvâ-yı Milliyye maskaraları Yunan askerlerinin önünden nâmerdâne bir surette kaçarken,; kendinize ne hakla, ne yüzle, ne utanmazlıkla Kuvâ-i Milliye namını veriyorsunuz? … Utanmaz hâinler, artık yetişir, yakamızı bırakın: Cenâb-ı Hakk’ın gazap ve lâneti sizin üzerine olsun! ; Şimdi sulh imzalandı Kuvâ-yı Milliyye belâsının tevlit ettiği mecburiyetle gâlip devletlere karşı yeniden taahhüt altına girdik. Devletler şimdi bize: “Eğer Anadolu’da Kuvâ-yı Milliyye isyanını devam ettirir ve bastıramazsanız istanbul’u da elinizden alacağız” diyorlar. Kuvâ-yı Milliyye eşkiyası ise istanbul’u da elimizden çıkarmak ve memlekete son hizmet şeklinde son ihanetlerini de yapmak için çalışıyorlar."
--spoiler--
geçen bir bildiri yayınlamıştır. daha sonra buna benzer iki bildiri daha yayınladılar. ilk bildiri said-i kürdi cemiyetin yönetim kurulu üyesiyken yayınlandı. taraftarları söz konusu bildirinin said-i kürdi'nin haberi olmadan yayınlandığını ve buna kızan said-i kürdi'nin cemiyetten istifa ettiğini söylüyorlar. dedikleri doğruysa istiklal harbimize yaptığı tek "hizmet"(!) budur. başka hizmeti olduğunu iddia eden varsa, buyursun yazsın...
trablusgarp ve 1. dünya savaşı sırasında osmanlı'ya hizmet eden arap asıllı şeyh sunusi bile istiklal harbimizde anadoludadır ve kasabaları gezerek kuvvayı milliye lehine propaganda yapmaktadır. harp boyunca istanbul'dan ayrılmayan said-i kürdi'nin ise yaptığı bu kadardır...
batılıların telsizleri, radyoları melekleri, cinleri devreye sokarak çalıştırdığını sanan söz konusu şahsın "...asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. bu hususta en derin mes'eleleri hallettim. hattâ bu hususta da bazı eserler te'lif eyledim." demesi de nasıl bir şahıs olduğunun en açık delilidir. hangi "fen" ile meşgul olmuş? o "fen" konusunda hangi meseleyi halletmiş? "fen" konusunda hangi eserleri telif etmiş? bunları hangi fen eğitimi ve bilgisiyle yapmış?
sevenleri son paragrafımdaki sorularıma yanıt verebilirlerse, "müfteri" olduğumu (!) açıkça kabul edip, hakkında olumsuz tek bir satır daha yazmayacağım.
ii. abdulhamit'in karşısına hançerle çıkmaya çalışan ve yine ii. abdülhamit'e "kürdistanı tanı" diyecek kadar küstah olan, bu olayın sonucunda ise tımarhaneye kapatılan bir deli.
*
"Siz, Türk ve Müslüman mısınız? Türkseniz, hangi sebeple cahil bir Kürdün ardından gidiyor, onun telkinleriyle kendi ırkınızı, kendi dilinizi hor görüyorsunuz? Aranızda “Türkçe de dil mi?” diyen ahmaklar, resmi dilin Arapça olmasını isteyen hainler var. Siz ne biçim Müslümansınız ki, cahil bir kürdün telkini ile evlenmeyi lanetliyor, dinsiz çocuklar yetişir de günaha gireriz diye bekar kalmaya azmediyorsunuz? Putperest olduğunuzun farkında değil misiniz? Bir cahil kürdün sakalını, tırnaklarını, abdest aldığı suyu kutsal emanetler gibi saklamak hangi Müslümanlığın, hangi insanlığın, hangi temizlik kaidesinin, hangi şuurun işidir? Uyanın! Radyoyu melekle açıklamaya kalkan bir budalanın müridi olarak eşe dosta, dosta düşmana karşı gülünç olmayın. Müslümanlık, temeli atılmış, büyük bilginlerini yetiştirmiş, tedvin olunmuş bir dindir. Onun yeni baştan açıklanması için Kürt Said gibi maskaralara ihtiyaç yoktur."
Kendisini, tüm benliğini Allah yoluna adamış abide bir şahsiyet. Kimseden korkusu olmamıştır bu yiğit adamın, hatta ruslar bile bu korkusuzluğunu görüp onu serbest bırakmıştır. Kurtuluş savaşında dostlarıyla ve öğrencileriyle mücadele vermiş,bir kürt olmasına rağmen şeyh said'in isyanına karşı çıkmıştır.
Dünyada ne malı ne mülkü, ne de bir dikili ağacı vardır.
Onun tek derdi vardı o da insanlığı içinde olduğu bataklıktan çıkarıp iman derdiyle dertlendirmek.
Ona boş yere laf atanlar az da olsa okusunlar. Ordan burdan duyma sözlerle adını karalamasınlar.
Tabi sizler adamı sırf kürt olduğu için eleştiriyorsunuz da neyse.
Peki ya kemalistlere ne demeli? Beyinleri o kadar sulanmış ki said nursinin teşkilat-ı mahsusa üyesi olduğunu bile bilmeden yapıştırmışlar ingiliz ajanı sıfatını?
Yahu said nursi ingilizlerin desteklediği fetvaya karşı hutuvat-ı sitte diye karşı bir fetva yayınlıyor ve ingilizler bunun üzerine ölüm fermanını imzalıyor...
Hadi said nursi ajan. Peki said nursiyi destekleyen ve mecliste konuşturan mustafa kemalde mi ajan?
Hala hutuvat-ı sitte ve yukarda anlattığım durum apaçıkken gelip utanmadan pişmiş kelle gibi cemiyet-i müderrisinde çıkan fetvayı gösteriyorlar.
Yahu o fetvanın saidle alakasını(?) geçtim nasıl kabul edildiğini biliyor musunuz? Yok.
Devam edelim. abdulhamid muhalifi olarak suçlanıyor. Eyy bre cahiller siz abdulhamide muhalif olmayan bir adaö gördünğz mü?
Said nursi Afgani takipçisi bir islamcı ve ittihat terakki üyesiydi o zamanlar. Yani muhalif olmasında ne gariplik gördünüz arkadaş?
Bşr diğer grup kalkmış risale-i nur şöyle böyle diye eleştiriyor.
Hatta ve hatta mustafa sabri efendiden uydurma metinler bile yazıyorlar bu uğurda.
Deliler hastanesine her yatırılan deli mi sanıyorsunuz gerçekten? Risale-i nur evet abartılıyor ve bir çok yerde sıkıntıları var ama sizin sayıklamalarınıza ve nefret söylemlerinize bakınca anlıyorum değerini...
Deli ve kürt dediğiniz adam türklüğü savunuyor o eserlerde biliyonuz mu?
Ama atsızın olmayan türklüğünü değil gerçek türklüğü...
O eserlerde siyasetle birbirimize girmememizi söylüyor, başka partiden diye nefret etmememiz gerektiğini söylüyor.
(#30009801) Seyh said bu adam değildir. Bilip bilmeden sallama cahil herif. Bir bok bilmiyorsunuz kafadan sallıyorsunuz. Kürtçüler bu adamı sevmez çünkü said nursi ırkçılığa karşıdır. Kürt asıllı bir vatan sevdalısıdır ve kurtuluş savaşına katılmıştır.