sınavlara girmeden önce lahikalarını okuyup sınırsız bilgi edindiğim kişi. adamın gemi inşaatı üzerine bile uçsuz bucaksız bilgisi vardır. Ha birde bilmem kaç kere zehirlemeye çalışmışlar bunu zehiri koltuk altından atmış valla. öyle muhteşem bir adam.
dünyada ifşat komitelerince ezilen bütün insanların haykırışı, dünyada her kaderdaşı gibi inandığı değerler uğruna acı çekmiş, söylediklerini yaşayan, yaşadıklarını söyleyen dava adamı ve devrin alimidir.
--spoiler--
O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfât-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfâtı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü ahirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem ahirzamanda Hazret-i isâ'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, islamiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve "Hazret-i isa'ya (a.s.) mensup Hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir". Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zayıflar, müstebit büyük zalimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, Cenab-ı Erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten teselli buldum.
--spoiler--
tırnak içinde ifade edilen kısımda da belirtildiği üzere belli şartlara bağlı olarak şehadet mertebesi ifadesi kullanılıyor.
--spoiler--
Avrupa ve Amerikadan getirilen ve hakikatte yine islâmın malı olan fen ve sanatı, nur-u tevhid içinde yoğurarak, Kur-an' ın bahşettiği tefekkür ve mânâ-yı harfî nazarıyla, yani onun sanatkârı ve ustası namıyla onlara bakmalı ve Saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-i imaniye ve Kurâniye mecmuası olan Nurlara doğru ileri, arş! demeli ve dedirmeliyiz.
Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin torunları olan muhterem din kardeşlerim!
Beş yüz senedir yattığınız yeter! Artık Kurân ın sabahında uyanınız. Yoksa, Kurân-ı Kerîmin güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrasında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perişan edecektir.
Kuran ın mecrâsından ayrılarak birleşmeyen su damlaları gibi toprağa düşmeyiniz. Yoksa, toprak gibi sefahet ve şehvet-i medeniye sizi emerek yutacaktır. Birleşen su damlaları gibi, Kurân-ı Kerîmin saadet ve selâmet mecrasında ittihad ederek, sefahet ve rezalet-i medeniyeyi süpürüp, bu vatana âb-ı hayat olan, hakikat-i islâmiye sularını akıtınız.
--spoiler--
bu bölümdeki alıntıyı vikinger, külliyattan değilde ilk dönem eserlerinden aldığını belirtmiş; fakat ibarenin sahihliğine dair bir delili mevcut değil. orjinal hali yukardaki gibidir.
"Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün" sözü kanıttır..Nedenseside yok..
Gönülden aşırı bağlı birinin ise asla türklüğü ön kimliği olarak görmediği kesindir..
kürtçülükle terörle kesinlikle alakası olmayan insandır.
yazılarında sadece islamda, dinde birlikteliğin önemini vurgulamış; kesinlikle din kardeşlerini ırkları, kökenleri nedeniyle ayrılıklara düşsün istememiştir.
atatürk kendisine zamanın diyanet işleri başkanlığı nı teklif etmiş, ama o elinin tersiyle itmiştir bu teklifi.
"Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün" gibi lafları bitarafından uydurup da o söylemiş gibi lanse etmeye çalışan zavallılar da yok değildir tabi.
yurdumun güneydoğu kısmında bolca bulunan köy şeyhlerinden bir tanesi. kimilerince reklamı daha fazla yapıldığından bir kesim tarafından baş tacı yapılmıştır.
Nur cemaatinin, kurucusu said-i Nursi anısına istanbul' da düzenlenen uluslararası sempozyuma Türk Hava Yolları sponsor oldu. Said-i Nursi' nin talebelerinden Mehmet Nuri Güleç' in genel başkanı olduğu ilim ve Kültür Vakfı, Said-i Nursi öğretilerini konu alan bir sempozyum düzenledi. Tebliğ sunmak için yurt dışından davet edilen 90 bilim adamının uçak biletlerinin yarısını THY karşıladı. Sabah Gazetesi, 20 Kasım 2007
THY pilotlarından, Fethullah Gülen' in okul açtığı her ülkeye muntazam uçuş seferleri düzenlendiğinive bu uçakların o ülkelere çoğu zaman boş koltuklarla uçtuğunu ve kurumu zarara uğrattıklarını da öğrenmiştim.
Nurculuk tarikatının ateşli bir mensubu olduğunu gizlemeyen Fethullah Gülen, şöyle diyor; "Bediüzzaman' a talebe olabilmeyi, o şerefi elde edebilmeyi cana minnet bildiğimi arzetmek isterim."
Nurculuk hareketinin aslında Amerikan destekli bir kürtçülük ve bölücülük hareketi olduğunu daha önce belgelemeye çalışmıştım (bkz. irtica ve Bölücülüğe Karşı Militan Demokrasi, s. 36-43)
Şeyh Said, Atatürk ve Cumhuriyetimize karşı yaptırdığı ayaklanma sırasında, bacanağı olan binbaşı Kasım' a "Din için kıyam farz oldu. Bir Türk' ü öldürmek, yetmiş gavuru öldürmekten daha üstündür" demiştir.
Said-i Kürdi (Nursi) ise, hasta yatağındayken "Ben birader'i azamim, ekremim Şeyh Said efendi' nin hayatını (öcünü) alacağım, aldım" demiştir.
Diyanet işleri Başkanlığı tarafından hazırlanmış ve yayımlanmış olan Nurculuk Hakkında adlı eserde:
"Said-i Nursi' nin tevil ve iddialarının islami esaslara uymadığı...Nurculuğun milli ve dini birliği parçalayan zümrecilik olduğu... Nur risalelerinde kürtçülüğü körükleyen sözler bulunduğu..." belirtilmiştir.
Dönemin Genel Kurmay Başkanı Cemal Tural' ın, 15 Nisan 1966 tarihinde bir ön emirle, tüm Silahlı Kuvvetler birimlerinde okunmasını emrettiği, Nurculuğu suç sayan Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı' nda şu ibarelere yer verilmiştir:
"Said Nursi, 31 Mart vakasından önce Derviş Vahdeti ile münasebet kurmuş, o zaman yayınlanan Volkan gazetesinde çıkan yazıları ile 31 Mart vakasını körüklemiştir.
Said Nursi aynı tarihlerde Kürt Teali Cemiyeti' ne girmiş, bu arada yayınladığı kitabın gerekçesinde, "Uyan Ey Selahittin-i Eyyübi' nin torunları kürtler diye, kürtleri, Türkler aleyhinde tahrike gayret etmiştir."
Nurcuların cezalandırılmasına esas teşkil eden ve 1991 yılına kadar yürürlükte kalan TCK' nın 163. maddesi, "Vatana ihanet" kapsamında mütalaa edilmiştir (ayrıntılı bilgi için bakınız Vural Savaş, Dip Dalgası, Bilgi Yayınevi, s.233 ve devamı).
TCK' nın 163. maddesi, halen yürürlükte bulunan Anayasamızın 24/son maddesiyle de kelime kelime örtüşmektedir.
Üçüncü Uluslararası Saidi Nursi Semineri' nde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan' ın "Said-i Nursi keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir", Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik' in "Eğer Cumhuriyetin başında Bediüzzaman resmi makamlarca dinlenseydi, bugün ülkenin durumu hiç şüphe yok ki böyle olmazdı" diyebildikleri bir ülkede; 1991 yılına kadar vatana ihanet kapsamında değerlendirilen bugün de anayasal düzenimize ters düşen bir akımın propagandasını yapmak için düzenlenen sempozyuma, THY' nin sponsor olmasına şaşılacak bir şey yok... Görüyorsunuz, irticai örgütlenme kollarını nerelere kadar uzatmış!..."
(bkz: Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, AKP Çoktan Kapatılmalıydı, Bilgi Yayınevi, s. 73, 74)
Nur cemaatinin, kurucusu said-i Nursi anısına istanbul' da düzenlenen uluslararası sempozyuma Türk Hava Yolları sponsor oldu. Said-i Nursi' nin talebelerinden Mehmet Nuri Güleç' in genel başkanı olduğu ilim ve Kültür Vakfı, Said-i Nursi öğretilerini konu alan bir sempozyum düzenledi. Tebliğ sunmak için yurt dışından davet edilen 90 bilim adamının uçak biletlerinin yarısını THY karşıladı. Sabah Gazetesi, 20 Kasım 2007
THY pilotlarından, Fethullah Gülen' in okul açtığı her ülkeye muntazam uçuş seferleri düzenlendiğinive bu uçakların o ülkelere çoğu zaman boş koltuklarla uçtuğunu ve kurumu zarara uğrattıklarını da öğrenmiştim.
Nurculuk tarikatının ateşli bir mensubu olduğunu gizlemeyen Fethullah Gülen, şöyle diyor; "Bediüzzaman' a talebe olabilmeyi, o şerefi elde edebilmeyi cana minnet bildiğimi arzetmek isterim."
Nurculuk hareketinin aslında Amerikan destekli bir kürtçülük ve bölücülük hareketi olduğunu daha önce belgelemeye çalışmıştım (bkz. irtica ve Bölücülüğe Karşı Militan Demokrasi, s. 36-43)
Şeyh Said, Atatürk ve Cumhuriyetimize karşı yaptırdığı ayaklanma sırasında, bacanağı olan binbaşı Kasım' a "Din için kıyam farz oldu. Bir Türk' ü öldürmek, yetmiş gavuru öldürmekten daha üstündür" demiştir.
Said-i Kürdi (Nursi) ise, hasta yatağındayken "Ben birader'i azamim, ekremim Şeyh Said efendi' nin hayatını (öcünü) alacağım, aldım" demiştir.
Diyanet işleri Başkanlığı tarafından hazırlanmış ve yayımlanmış olan Nurculuk Hakkında adlı eserde:
"Said-i Nursi' nin tevil ve iddialarının islami esaslara uymadığı...Nurculuğun milli ve dini birliği parçalayan zümrecilik olduğu... Nur risalelerinde kürtçülüğü körükleyen sözler bulunduğu..." belirtilmiştir.
Dönemin Genel Kurmay Başkanı Cemal Tural' ın, 15 Nisan 1966 tarihinde bir ön emirle, tüm Silahlı Kuvvetler birimlerinde okunmasını emrettiği, Nurculuğu suç sayan Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı' nda şu ibarelere yer verilmiştir:
"Said Nursi, 31 Mart vakasından önce Derviş Vahdeti ile münasebet kurmuş, o zaman yayınlanan Volkan gazetesinde çıkan yazıları ile 31 Mart vakasını körüklemiştir.
Said Nursi aynı tarihlerde Kürt Teali Cemiyeti' ne girmiş, bu arada yayınladığı kitabın gerekçesinde, "Uyan Ey Selahittin-i Eyyübi' nin torunları kürtler diye, kürtleri, Türkler aleyhinde tahrike gayret etmiştir."
Nurcuların cezalandırılmasına esas teşkil eden ve 1991 yılına kadar yürürlükte kalan TCK' nın 163. maddesi, "Vatana ihanet" kapsamında mütalaa edilmiştir (ayrıntılı bilgi için bakınız Vural Savaş, Dip Dalgası, Bilgi Yayınevi, s.233 ve devamı).
TCK' nın 163. maddesi, halen yürürlükte bulunan Anayasamızın 24/son maddesiyle de kelime kelime örtüşmektedir.
Üçüncü Uluslararası Saidi Nursi Semineri' nde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan' ın "Said-i Nursi keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir", Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik' in "Eğer Cumhuriyetin başında Bediüzzaman resmi makamlarca dinlenseydi, bugün ülkenin durumu hiç şüphe yok ki böyle olmazdı" diyebildikleri bir ülkede; 1991 yılına kadar vatana ihanet kapsamında değerlendirilen bugün de anayasal düzenimize ters düşen bir akımın propagandasını yapmak için düzenlenen sempozyuma, THY' nin sponsor olmasına şaşılacak bir şey yok... Görüyorsunuz, irticai örgütlenme kollarını nerelere kadar uzatmış!..."
(bkz: Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, AKP Çoktan Kapatılmalıydı, Bilgi Yayınevi, s. 73, 74)