--spoiler--
O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfât-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfâtı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü ahirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem ahirzamanda Hazret-i isâ'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, islamiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve "Hazret-i isa'ya (a.s.) mensup Hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir". Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zayıflar, müstebit büyük zalimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, Cenab-ı Erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten teselli buldum.
--spoiler--
tırnak içinde ifade edilen kısımda da belirtildiği üzere belli şartlara bağlı olarak şehadet mertebesi ifadesi kullanılıyor.
--spoiler--
Avrupa ve Amerikadan getirilen ve hakikatte yine islâmın malı olan fen ve sanatı, nur-u tevhid içinde yoğurarak, Kur-an' ın bahşettiği tefekkür ve mânâ-yı harfî nazarıyla, yani onun sanatkârı ve ustası namıyla onlara bakmalı ve Saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-i imaniye ve Kurâniye mecmuası olan Nurlara doğru ileri, arş! demeli ve dedirmeliyiz.
Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin torunları olan muhterem din kardeşlerim!
Beş yüz senedir yattığınız yeter! Artık Kurân ın sabahında uyanınız. Yoksa, Kurân-ı Kerîmin güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrasında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perişan edecektir.
Kuran ın mecrâsından ayrılarak birleşmeyen su damlaları gibi toprağa düşmeyiniz. Yoksa, toprak gibi sefahet ve şehvet-i medeniye sizi emerek yutacaktır. Birleşen su damlaları gibi, Kurân-ı Kerîmin saadet ve selâmet mecrasında ittihad ederek, sefahet ve rezalet-i medeniyeyi süpürüp, bu vatana âb-ı hayat olan, hakikat-i islâmiye sularını akıtınız.
--spoiler--
bu bölümdeki alıntıyı vikinger, külliyattan değilde ilk dönem eserlerinden aldığını belirtmiş; fakat ibarenin sahihliğine dair bir delili mevcut değil. orjinal hali yukardaki gibidir.