''tarım bakanlığı'na bağlı bodrum süngercilik araştırma ve uygulama enstitüsü, 1986 yılında yöredeki sünger dalgıçlarının tedavileri için iki basınç odası aldı. bir tanesinin bir gemiye yüklenerek kıyılarda seyyar olarak dolaşması planlanırken, bu hayata geçirilemedi.
enstitünün 2005'te kapanmasıyla bir tanesi bodrum devlet hastanesi'ne verilirken, diğeri ankara atatürk eğitim ve araştırma hastanesi'ne götürüldü. uzmanların, dalgıçlar için kullanıldığı söylemesine rağmen ankara'ya götürülen basınç odası, 3 yıl kaderine terk edildi.
sualtı gönüllüleri harekete geçerek, fethiye devlet hastanesi'ne nakledilmesini istedi. fakat, geçtiğimiz ay basınç odası gaziantep avukat cengiz gökçek devlet hastanesi'nin bahçesine taşındı''
* * *
dalgiçlar için alınan 'basınç odası'nı dört tarafı ''deniz''le değil ''kara''yla çevrili gaziantep'e göndermek.....
orada da hastanenin bahçesinde açıkta bırakarak çürümeye terk etmek...
;deha; dedikleri herhalde bu olmalı!
kim bilir türkiye'nin kaç yerinde bu ''dehanın eserleri ''kendi hallerinde sergilenip duruyor!
anıt gibi!..
hiç merak etmiyoruz, bu ''basınç odası''nın gaziantep'e gönderilmesinin nedenlerini ilgililer mutlaka açıklayacaklardır!
onlar açıklayadursunlar, marmaris'ten kaş'a kadar, sahillerde vurgun yiyen kaç kişi ''ah bir basınç odası olsa' diye kıvranmaktadır.
biri eline balyozu alsa, bu basınç odası'nı parçalasa, insan bu kadar tepki duymaz.
Mecliste etnik bölücü birinin resmi dil dışında Resmi kayıtlara tabii oturumlarda konuşma isteğinin insan hakları, demokrasi gibi gösterilmesi. Bunu alkışlayacak kadar devlet yönetimi, yasaları anlamamazlıktan gelen hıyarların olması.
öğretmenlerin görevi öğrencileri okula kazandırmak olmalı ama bırakın kazandırmayı, bazıları hayattan bile soğutabiliyor. ben sana öğretmen olmazsın demedim, adam olamazsın dedim. http://www.32gunhaber.com/Haber/Haber.aspx?NI=4412
ilkokul öğrencisinin koluna mühür basarcasına tükenmez kalemle ''tem. par.'' yazan bir sözüm ona öğretmen1 ytl gibi komik bir tutar, paradan sayılmayacak bozukluk için bu çocuğa yapılan davranış.eğitimli, çağdaş, bilinçli, öğretici olarak anlayışınız yönteminiz buysa vah çekelim halimize...
(bkz: şakayşa hiç komik değil ciddiyse çok komik)
öss ye giren ikiz kardeşlerden birinin ilk sene tıp fakültesini kazanıp diğer sene ikiz kardeşinin yerine öss ye girerek ona da tıp fakültesini kazandırması.
öss puanı hesapladığı kadarıyla türkiyede istediği bölüme girebilecek kadar yüksek olan bir kız öğrencinin optik kağıdının kaybolması ( sınava giren 1.200.000 kişi içinde sadece bu kızın optik kağıdı kayıptır! ). Kızın şikayeti üzerine ösym yetkilisinin " burasi türkiye kızım olur böyle şeyler seneye tekrar girersin " demesi.
Tanıdık doktor var diye izmite yaralanan adamın istanbula getirilirken ölmesi.
Elektirik diregine vuran şahsı elektirik çarpıyo diye kafasına kürek vurmak.
bütün bankalarda yolsuzluk oranı bilindiği hale bundan sorumlu olanların işe devam etmesi ve hiç bi alakası olmayan başka kurumlarda çok saçma konularla işten çıkartılması.
m: ne bu gitar mı?
b: evet gitar
m: çal bakayım biraz, neresinden ses çıkıyor bunun?
b: bunu amfiye bağlıyorsun böyle ses çıkmıyor
m: e hadi madem nereye baglıyorsan bagla da tıngırdat iki
b: ?!?!
m: bizim yegen de başlıcaktı da buna
b: peki. geçeyim mi?
m: yok dur
b: neden
m: şunun bi resmini çekeyim yegene gösteririm.
b: *
Bir haber başlığı: Bu nasıl şaka?
arkadaşının makatına kompresörle hava verip komaya sokan U.K. kendini savundu: "Bu sadece şakaydı. O da bana yapmıştı."
Bu ve buna benzer olaylar zinciri...