Sadık olmayanlar önce kendine ihanet etmiş oluyorlar, sadece bunun farkında değiller. Kendine ihanet edebilen birinden de her şey beklenir şaşırmamak lazım.
ilişkinin ekmeğidir, suyudur. eğer uzun yaşatmak istiyorsanız tabii bu böyledir. iki üstte ki entry'de bahseden yazarın dediği gibi, sadakatın test edilmesi yolları vardır erkeğe de kadına da. yani ben sevdiğime " sadığım" demekle olmuyor. icraat burada da önemli. hiçbir şey yapmayarak da sadakat gösterilmez. sevdiğini belli etmek gerek, göstermek gerek ki, sadakat duygusu işlesin, hem kendinize, hem sevdiğinize.
Hayatımda bundan daha fazla saygı duyabileceğim bi olgu olamaz. Sadakate sahip olan insanlar öyle onurlu öyle asil öyle yüceler ki gözümde. Sadakat varsa eğer herşey olur gider, güveni getirir peşinde, huzuru katar yanına. Şimdi bunlar varken mutsuzluk diye birşey olabilir mi ? Mutluluk diye delirenler sebebini burdan işlesin. Yoksa kuru mutluluk sadece anlık kahkahalardan ibarettir. Önce sadakat, önce onu kendine, sonrada karşındakinin yüreğine bunun inancını yerleştir. Bak bakalım kimse yıkabiliyor mu seni ?
Bağlılıktır. Özellikle eşler arasında olması gereken beşeri hallerin dışında manevi hayatta da imanına sahip çıkmak sözünün eri olmak genel özellik ve gerekliliklerinden dir. Sadakatın sağlanamadığı ortamlarda huzurun olabilmesi hayaldir.
bu özelliğim nedeniyle sevmediğim birine tahammül ediyorum. tabiki sonunda kazık yicem. diğer dostluklarımdaki gibi. yani her zaman iyi bir özellik değil bence.
insanoğlunun barındırdığı en içten duygulardan biridir. Sadakat, bir seçimdir, lakin tutarlı olmak zorundadır. Kişi, sadakatini yansıtmak istediği kişiye/olguya karşı ikilemde kalmamalıdır. Aksi takdirde buna farklı bir tanım yapılır. ikili ilişkilerin en sağlam dayanaklarından biri olmakla beraber, ilişkinin temelinden başlayarak en uç noktasına kadar etkin rol oynar, aslında bu sebepten dolayı “adanmışlık” ile benzerlik gösterebilir. Sadakat, “iyi olanlarla” var olmak zorundadır. iyi niyetin, hoşgörünün, mütevazılığın olmadığı yerde sadakat bulunamaz. Aynı zamanda bir kabulleniş senedidir, tüm bunları yansıtacağınız kişi/olgu sizlerin seçimindedir. Bana göre sadakat, samimiyet adı altında bir araya gelen; minnet, kabulleniş ve istem duygularından sonra vuku bulmalı ya da bu duyguların sağlamlığına paralel olarak vücut bulmalıdır. Sadakat bir seçim olduğu gibi, yoğunluğu ne olursa olsun devamlılığı da bir seçimdir. Lakin bunu belirtirken şu noktalara dikkat etmek gerekir; bu üzerinde durduğumuz konu, ayaklara düşürelerek kıymetsiz bir olay haline getirilmemelidir. Özenle yaklaşılmalı ve özenerek, dikkatlice yansıtılmalıdır. Sadakatinden şüphe duyulan bir insanın bunu tekrar yerine koyması çok zordur, sadakatsiz olduğuna kanaat getirmiş biri bile, karşısına kendisi gibi biri geldiğinde içgüdüsel olarak onu direkt kabullenemez. Hayatımızın orijininde mevcut olan ve bazen unutulmaya yüz tutan, bize “insan” sıfatını veren diğer olgularla birlikte en tepede bulunan bu nadide hissiyatı; bulunduğu tozlu mahzenden çıkarmalı ve hak ettiği parlaklığı kendisine takdim etmeliyiz, zira bu üstleneceğimiz en asil vazifelerden biridir.