bu zamana kadar hep uğur var diye sabrinin gönderilmesini istemiştim. uğurun bir yıl süren sakatlığı ne zaman geçecek diye gün saymıştım. ama baktım ki, uğurun eski halinden hiç eser yok, sabrinin eksikliğini hissettim. ta ki 25 şubat galatasaray atletico madrid maçına kadar. uğur yüzünden yediğimiz 2 gol, avrupa kupalarından eledi bizi. ve sabriyi ilk defa orada özlediğimi farkettim. bugün ilk ombirde oynadığını duyunca sevindim. 2. yarıda uydu düşürmeye giden topu görünce de pavlovun şartlı refleksi gibi bi gülümseme yayıldı yüzüme. hoşgeldin sabri.*
stada gidip üçlü çekmeyi beklemek gibi. heyecanla beklenen ama bir türlü çekilmeyen üçlünün, maç sonu, galibiyetle beraber ve binlerce insanla çekilmesi sonucunda, bünyede meyadan gelen mutluluktan sarhoş olmak gibi bir şey.