dün akşamki antalyaspor maçında quaresma'ya özenmiş futbolcudur. cezasahası ön çizgisinde buluştuğu topa sağ ayağının dışıyla kesme bir vuruş yapmış fakat her zaman olduğu gibi yine kaleyi tutturamamıştır. kendisini yeni vuruş teknikleriyle izlemek dileğiyle.
kendisiyle dalga geçenlere inat kadroda olmadığı zaman eksikliği hissedilen oyuncu. eğer daha iyi bir sağ bekseniz siz çıkın olum o zaman milli takımla maça, daha iyisi mi var elimizde onlara şans tanımıyoruz. tek rakibi gökhan gönül varmı bir başkası.
tamam yetenek olarak cafu değil,varsın yaptığı 10 ortadan 9 u rakibe gitsin, yeterki versin, koşsun, çabalasın 3 lü çektirsin.formanın hakkını versin. iyi ki varsın aslan.
geçenlerde fanatik gazetesinden galatasaray maçının canlı anlatımını okurken gülmeme neden olan adam.
"sabri sarıoğlunun kullandığı ofsayttan doğan serbest vuruşta top tek kişilik baraja çarptı"
beni koparan bi sözle açıklamak gerekirse: "futbol bir din oolsa maradona tanrı messi peygamber sabri de ateist olurdu.. ayrıca da (bkz: başka söze gerek yoktur kanımca)
yeri gelir, bir galatasaraylıya saç baş yoldurur; yeri gelir taraftarın sahadaki gülen yüzüdür. en ufak bir futbol bilgisi olmayan insan dahi sabri'nin kötü ortaları üzerine konuşabilir. tıpkı guiza'nın "yine mi gol değil" repliğinden bağımsız düşünülemeyen pozisyon kaçırışları ve bilica'nın kazı merakından konuşabileceği gibi. sabri elbette bir guiza, bir bilica değildir; olamaz. aslan parçasıdır o. bazen kötü ortasıyla, bazen golüyle, iyisiyle kötüsüyle galatasaray'ın sadığıdır. benim anlamadığım, galatasaray ya da futbolcuları üzerinde en ufak bir hakkı olmayan kişilerin sabri'yi kötüleme çabası. "bugün de sabri'nin ortalarıyla dalga geçtim ehehe". sabri, futbolun peygamberi olacak konuma da gelse bu kişilere yaranamaz artık. önemi de yoktur.
güldük, eğlendik, bitti. tamam? daha sağlam şeylerle gelin.