Küçükken (12-13 yaş) internete girip kendime oyunlardan sevgili yapardım.
Adımı bile bilmezlerdi.
Geçmişi de silmezdim şifrem de hatırlanırdı isteyen girip okuyabilirdi.
Kimse de okumadı vay arkadaş.
hiç tanımadığım daha önce ilk defa gittiğim bir muhitte (istambulun tarlabaşı gibi düşünün). 4 tane çingeneye kafa tutmuştum (hakkımı savundum diyelim haklıydım çünki).
atışmaya başlamamızla yan taraftaki kahvaneden 50 kişinin dönüp bizi izlemeye başlaması bir oldu. bi hareket bekliyor adamlar resmen palaları çıkartmak için.
nasıl yaptım bilmiyorum ama kendimden taviz vermeden ikna ettim herifleri tokalaşıp ayrıldım oradan, hatta arkamdan bi tanesi "biri sıkıntı yaparsa hallederiz kimse dokunamaz sana burda kardeş" diye bağırmıştı.
Viski şişesini kafama diktim. Gecenin öncesinde de viski içiyordum. Neyse viski içme yarışı yaptık filan derken ben yamuldum. Otele odama çıkardılar. Sonra ne olduysa kendimi ayaklarım çıplak üstümde pijamayla ve elimde telefonla dışarda buldum. Butik otel. Kapılar da çelik. Neyse arkadaşımı buldum bunların hepsi hayal meyal tabi. Sonra buna annemi arayacaktım dışarı çıktım kapı kapanmış demişim. Sonra bunlar balkondan benim odaya girip kapıyı açıp beni kucaklayıp geri yatırmışlar. Sakın kalkma diye tembihleyip gitmişler. çok ilginç değil mi?
inmem gereken durakta inmeyip son durağa kadar gidip "ulan nereye gidiyor acaba" merakımı giderdikten sonra pisi pisine aynı otobüs ile yeni bir ücret karşılığı 2.5 saat önce ulaşmış olmam gereken evime gitmiştim.
küçükken bi kedim vardi babam buyuteç almisti bi gün güneşli bi günde kedinin gözlerini buyutecimim merceğine tutup kedinin gözlerini yakmistim. Allah affetsin
pleurektomi sonrası ( akciğeri saran dış zarımın alınması ağır ve kanlı ameliyattır ) 6. günde eşim bostancı lunaparktaki zincire binmek istedi. akrabalarından kimse korkusunu yenemeyince ben binmiştim o ameliyatlı halimle.