rüya

entry806 galeri30
    452.
  1. Eski rock gruplarından Grup Ünlü'nün, günümüz kalitesinde yapılmış şarkısıdır.

    "gözümü açtım gördüğüme inanmadım
    sanki bir kötü rüya korkarım aman allah"
    4 ...
  2. 451.
  3. Rüya” yı nasıl tanımlarsınız?

    Rüya bir uyanma çağrısıdır. Bizi halihazırda bildiklerimizin ötesine götürür.Rüyalar ruhun dili ve deneyimleridir.

    Elbette “büyük” ve “küçük” rüyalar vardır. Büyük rüyalarda seyahat edebilir veya ziyaret edilebiliriz. Diğer gerçeklik boyutlarına ve zaman içerisinde ileri veya geri seyahat ederiz. Bunun yansıması, güçlü rüya görme geleneklerini korumuş ve rüyacılara saygısı olan yerlilerin “rüya”yı anlatmak için kullandığı sözcüklerde bulunur. Örneğin, Venezuela’nın şamanik rüya görücüleri olan Makiritareler arasında bu sözcük, “ruhun bir seyahati” anlamına gelen “adekato”dur.

    “Rüya yalnızca uyku sırasında olanlar değildir; rüya görmek gündelik zihnimizin uzanabileceği yerlerin ötesindeki rehberlik, şifalanma ve yaratıcılık kaynaklarına uyanmaktır”diyorsunuz . Bununla anlatmak istediğiniz nedir?

    Uyumadığımız zamanlarda bile çok sıklıkla, zaman çizelgelerini izleyerek, diğer insanların beklentileri ve programlarına cevap vermeye çalışarak, yaşamlarımızın daha derin olan anlamıyla bağlantımız olmadan, uyurgezer olarak hareket ederiz. Rüya görerek, içsel pusulamızı ve yaşamlarımızın büyük hikayesini bulur ve gündelik meydan okumalarla karşı karşıya kaldığımızda bunlardan aldığımız cesaret ve berraklıkla daha iyi seçimler yaparız.

    Uyanma çağrısı uyku rüyası esnasında gelebilir. Uyku ile uyanıklık arasında olduğumuz hipnagojik durumda da gelebilir, ki bu durum Rüya Görmenin Gizli Tarihi adlı kitabımda anlattığım gibi sıradan zihnimizin ulaşamayacağı bağlantıları kurarak yaratıcı keşifler yapabilmemiz için harika bir yerdir. Uyanma çağrısını gündelik yaşamımızın ortasında da anlamlı tesadüflerin oyunu veya etrafımızdaki dünyada aniden beliren semboller aracılığıyla alabiliriz. Eşzamanlılıkla seyretmek rüyacının 24/7 yaşama yoludur.

    Eski şamanların yaptığı şekilde, Aktif Rüya Görme
    yaklaşımımda insanlara öğrettiğim gibi, tamamen uyanık ve bilinçli olarak rüya dünyasına seyahat etmeyi öğrenebiliriz. Bu şekilde, sıradışı gerçeklikteki şifalanma ve rehberlik yerlerine seyahat edebilir ve armağanlar getirebiliriz. Yeni kitabım olan , Dreaming the Soul Back Home’da (Eve Dönüş Rüyasını Görerek Ruhu Evine Döndürmek), bütün ve güçlü olabilmek için yaşamda kaybetmiş olduğumuz kimlik ve yaşamsal enerji parçalarımızı geri döndürmek için lusid rüya seyahati yeteneklerimizi nasıl geliştirebileceğimizi anlatıyorum.

    Rüyalarımız üzerinde çalışmak neden önemli?

    Öncelikle:
    - Uykumuzda sorunları çözeriz

    - Rüyalar gelecekteki meydan okumalar ve fırsatlar için bize yol gösterirler

    - Rüyalar iyileşmesi ve sağlıklı kalabilmesi için bedenimizin neye ihtiyaç duyduğunu gösterir

    - Rüyalar içinde bulunduğumuz tavır ve davranışlarımıza “büyülü bir ayna” tutarak, kendimize objektif biçimde bakmamızı ve daha bilgece seçimler yapmamıza yardım ederler

    - Rüyalar -bilim insanları, yazarlar, mucitler ve dünyayı değiştirenlerin her zaman yaptığı gibi- yeni fikirler oluşturduğumuz bir yaratıcı stüdyodur.

    Yukarıdakilerin hepsinin ötesinde rüyalar DAHA BÜYÜK OLAN ÖYKÜMÜZ ve daha büyük amacımızla bağlantı kurmamızı sağlarlar.

    Toplum olarak müzmin bir rüya kıtlığı çekiyoruz ve bu da rüya görmenin üç armağanıyla bağlantımızı kaybettiğimiz anlamına geldiği için, birçok kültürde çok ciddi bir durumdur. Rüya görmenin üç armağanı: 1) geleceği görme olanağı; 2) teşhis ve şifalanma için rüyalara başvurabilme olanağı ve de en önemlisi 3) rüya görme yoluyla ruhla, konuşabileceğimiz Tanrı’yla, kişisel bağlantımızı sürdürme olanağı.

    Navajolar insanların rüyalar yoluyla ruhsal alemle bağlantı kurduklarını söylerler. Iroquoiler, eğer rüyalarınızı kaybetmişseniz ruhunuzun bir parçasını kaybetmişsinizdir, derler. Büyük psikolog C.G. Jung son önemli makalesinde “Tanrı’nın en çok rüyalar ve vizyonlar yoluyla konuştuğu bilinen en eski gerçeklerden biridir”diye yazmıştır.

    Modern yaşamdaki rüya kıtlığının üç ana sebebi vardır:
    1. Kötü Alışkanlıklar.
    Tipik şehir yaşamının ritmi ve rutinleri rüyaları hatırlamayı desteklemez. Çok sıklıkla çalar saatler- veya yatak arkadaşımız veya okula yetişmek zorunda olan çocuklar- tarafından sarsılarak uyandırılır ve kafeinle dolu olarak, yükümlülüklerimizi ve programlarımızı yerine gerçekleştirmeye çalışmak için dünyaya dalarız.

    2. Korku ve pişmanlık.
    Rüyalarımızdan kaçarız çünkü karanlık tarafımız veya ilerideki sorun veya hastalık gibi duymak istemediğimiz şeyleri bize söylemiş olabileceklerini düşünürüz. Böylece daha iyi yaşayabilmemiz için bize yapılmış önerileri de kaçırmış oluruz.

    Ya da, harika bir rüya görürüz. Ama uyandığımızda kendimize rüyada gördüğümüz şeyi gerçekleştiremeyeceğimizi söyleriz. Böylece, birşeyi rüyamızda görüyorsak onu yapabileceğimizi unutur ve rüyalara veda öpücüğü veriririz.

    3. Yapay uyku döngüleri.
    iyi bir gece uykusu tanımımız sıklıkla rüyalarımızla uyuşmaz. Bizlere, iyi bir uyku için her gece aralıksız yedi veya sekiz saat uyumamız gerektiği söylenmiştir. Bu düşünce atalarımızı hayrete düşürürdü. Yapay aydınlatmanın keşfinden önce insanların çoğu en az iki ayrı döngü halinde “bölünmüş uyku” uyurlardı. Bugün deneyimlediğimiz “konsolide uyku” doğal değildir ve rüya görmeyi desteklemez.

    Rüya kıtlığını nasıl aşarsınız?
    Gece için kendinize size çekici gelen bir niyet belirleyin ve ne zaman uyanırsanız birşey yazın. Rüyanızı hatırlamıyor musunnuz? Yine de, uyandığınızdaki ilk düşünce ve duygularınız gibi, birşeyleri kaydedin. Bu şekilde rüya kaynağınıza “Buradayım, oynamaya hazırım” demiş olursunuz. Rüyadan hatırladığınız küçük parçalara karşı nazik olun. Rüyadan hatırladığınız o küçücük şey – belki yalnızca bir renk veya tuhaf bir sözcük – sizi ilginç yerlere götürecek bir ipucu olabilir. Ve hatırlayın ki rüya görmek için uyumanıza gerek yok. Uyanık yaşamda eşzamanlılıklara daha fazla dikkat ederseniz, gece rüyalarınızı da size açılırken bulabilirsiniz.

    Robert Moss
    1 ...
  4. 450.
  5. insanın Ağzına sıçandır.
    henüz şimdi Kalktım çok büyük bir kabusun içinden.
    nefes nefese ve sıçrayarak.
    kafam Dağılması gerekiyordu.
    bende bu entry i girdim.
    1 ...
  6. 449.
  7. çinli bilgin chang tzu bir gün rüyasında kelebek olduğunu görmüş.güzel kanatları olan,özgür olan,kısa omre sahip bir kelebek.oradan oraya ucmaktan kendini alamıyormuş.

    peki şöyle bir soru sorsak,acaba Chang tzu mu rüyasinda kelebek olduğunu gördü yoksa kelebek mı Chang tzu olduğunu düşledi? kolektif rüya mümkün müdür?
    5 ...
  8. 448.
  9. bir gecede 50 tane görüyorum. bir yerde çok sağlıklı olduğunu okumuştum çok rüya görmenin.
    0 ...
  10. 447.
  11. nedense rüyalarımı 30 dk sonra anlarım, bugün rüyam da en sevdiğim sanatcılarla int kafede oyun oynuyoduk.
    1 ...
  12. 446.
  13. Iki gecedir rüyamdasın bu gece tekrar gelmeni bekliyorum.belli mi olur belki gördüğüm rüyaları anlatma Fırsatı bulurum.aynı şekilde bende seninkine gelmek istiyorum.en büyük kabusum bundan sonra seni sadece rüyalarımda görmek.
    0 ...
  14. 445.
  15. bi rüya gördüm hiç unutmam. aslında rüya denmez neyse anlatıyım.

    çok saçma olucak ama öyle, şimdi yüzlerce insan düşünün ve hepsi arka arkaya sıradalar kendimde doktorum bunları ''.'' gibi düşünüm bende noktayım. bu sıra hiç bitmicek diyorum geldikçe geliyolar çok yoruluyorum aynı depresyon duygusunu yaşıyorum. sürekli oluyordu bu bi ara ama şuan yok çok kötü bişey. bunun adı nedir çözemedim
    1 ...
  16. 444.
  17. Çocukluk arkadaşım, ben ve iki kız daha birlikte yürüyoruz. Kızlardan biri geziyoruz ayağına evine yaklaştırıyor bizi. Kendisi eve gidecek biz kalacağız dışarda. Kız evin bahçesine giriyor annesi ya da bir başka akrabası aynı anda çıkıyor dışarı yavaş yavaş. Bizi de eve çağıracak diye korkuyoruz arkadaşımla. Diğer kız da eve gideni takip ediyor. Arkadaşım ve benim üzerimizde plaj havluları var. Soğuk sanki. Havluların üstünde de bornoz. Benim havlum Fenerbahçeli onunki düz. Kadın bize doğru yaklaşmaya başlayınca arkamızı dönüp yürümeye başlıyoruz ama kadın daha hızlı. Ben koşmaya başlıyorum. Arkadaşım da peşimde. Teyze kaçmaya başladığımız için poliiis! Diye bağırıyor. Neden polis diye bağırdığına anlam veremiyorum. Arkadaşımla bir duvarın dibine çöküyoruz. Arkadaş üstümüzdekileri çıkaralım diyerek kendininkileri duvarın arkasındakı bahçeye atıyor. Ben de bornozu atıyorum ancak fenerli havlum piyasada yok. Saklandığımız yere giren aranın hemen başında düşmüş. Kadın görmesin diye hızlı hızlı ve sessiz sessiz ilerliyorum havluya. Tam havluya dokunduğum anda kadınla göz göze geliyoruz. Arkadaşımın yanından fişek gibi geçiyorum. bornozları yolladığımız bahçeye kendimizi de atıyoruz. Nefes nefeseyiz. Girdiğimiz bahçe tavuk bahçesi. Evet bir bahçe ve içi tavuk dolu. Daha önceki Rüyalarımdan birinde de görmüştüm burayı. Çok köpek vardı. O yüzden biraz tırsıyorum. Etrafa bakarak ilerliyoruz. Her yerde tavuk yumurtası ve uyuyan tavuklar var. Ben kuytu köşeye geçip arkadaşıma sesleniyorum yanıma gel diye. Ama arkadaşım ortalıkta yok... Hava kararmış. Mavi kırmızı ışıklar bir yanıp bir sönüyor. Ben hala bahçedeyim. Polis bahçenin kapısına yerleşmiş. Bahçeden çıkanların üstlerini arıyorlar. Küçük tavuk bahçesinden onlarca insan çıkıyor. Ben fırsattan istifade polislerin durduğu kapının paralelindeki kapıdan geçip gidiyorum. Arada bir arkama dönüp bakıyorum. Kafamı bir kez daha çevirip bakıyorum ve bum. Bir polis peşimden koşuyor. Refleks olarak bir iki adım hızlanıyorum ama sonra teyze gibi olmasın diye duruyorum. Polis arkasından Fenerbahçeli havlumu çıkarıp bana veriyor. Bunu düşürdünüz diyerek geri dönüyor. Ben de havluyu omzuma atıp eve gidiyorum.
    3 ...
  18. 443.
  19. freud'a göre insanın bilinçaltında yatanlarını ortaya çıkaran şey. genellikle gün içinde yaşadığımız ve bilinçaltımızın kenarına, köşesine bir yerine takılıp kalmış duran olayların uyuduktan sonra gün ışığına çıkmasını sağlar. bu olayların yorumlanması için rüya tabiri denilen bir olay da vardır.
    0 ...
  20. 442.
  21. şu sıralar inception gibi bir durum yaşıyorum. çok güzel kontrol edebiliyorum rüyalarımı. ikinci katmana iniyorum. üçüncü katmana indirebilecek miyim bakalım.
    1 ...
  22. 441.
  23. bugün rüyamda sürekli trene bindiğimi ve tren raylarına atlayıp rayların arasından kek filan çıkarttığımı gördüm.
    tabirlere baktığımda rüyada trene binmek, tren raylarına atlamak genel olarak düzgün iş yapacağına, iş hayatının muhteşem olacağına, mutlu olacağına binbir türlü umut verici şeyler anlatıyor.

    esas sorum şu;
    -odamın camı açık olduğu için üstteki denyo iş konuştuğu için rüyam etkilenmiş olamaz mı ?

    kesin bilimsel açıklaması vardır amınakoyim. genelde hep böyle oluyor rüyalarımın içeriği.
    0 ...
  24. 440.
  25. hiçbir zaman böyle bir şey olmamasına rağmen, yine beyoğlu'nda "şşş artık bu gece bi hatunla dönerim hacı hahaha" düşüncesiyle içip, elim çükümde, en yakın arkadaşın evinde soluğu almıştım. neyseki erkek tenini arzulamıyordum, yoksa bu abazanlıkla en yakın arkadaşımla çoktan sevişmiştim. erotizm hep satar felsefesi yüzünden böyle girdim, pardon. evet biliyorum, çok olmadı gibi ama, idare et. tamam sus, dilin zehirli mi senin?!!

    uzun vakitlere kadar "ya aslında eli yüzü düzgün adamlarız da ha, valla bak..niye olmuyosa?" avuntusuyla sohbet ettikten sonra geceyi, "ya skerim kızları hacı ya, sana bi şey olmasın mınakoyim" özdeyişiyle bitirdik. arkadaşım kral yatağımı-çekyat- hazırlarken, üst kattaki eve hırsız girdiğinden bahsediyordu. bense o'nun boru sesini dinlemek yerine, bir dilber'in "üstte mi seversin, altta mı seni aygır herif-neden aygır sorma-" sorusuyla fantazi havuzumda yüzüyordum. lakin bu bilinç, çok orospu çocuğu bi şey inan! dilberi arzularken aslında, bu hırsız düşüncesi aklıma yerleşmiş mi? he valla yerleşmiş.

    kurduğum fantaziler ağır gelmişti ki, fazlasıyla gazım vardı ve yabancıların evinde gaz çıkarmak ne kadar zordu biliyordum. lakin, ben yabancı bi yerde değildim. cayır cayır osurduktan sonra mışıl mışıl uykuma daldım.

    o hırsız rüyama girmişti. aynı zamanda rüyamda benim evime girmişti. ancak ben arkadaşımın bana hazırladığı kral yatağımdaydım. böyle de saçma bi rüyaydı bu. o yataktan doğruluyordum. dışarıdan sesler geliyordu. ben, yanımda yatan o dilberin bana "korkuyorum ben :(( sarılalım lütfen" demesi için soluma bakıyordum ama, solumda sadece akıttığım salyalarım vardı. dilber rüyama bile girmeyi çok görmüştü. sana mı kaldım bea! ben elimi sallasam var ya, anında boşal....sesler artıyordu. kapıyı hafiften açtım. bir ergendi bu. 14 yaşında anca vardı ya yoktu. bana baktı, ben de o'na. hiçbir şey demeden dışarı yöneldi ve çelik kapıyı kapatmadan dışarı çıktı. ben de kapıyı kapatmak için yöneldim. tam kapıya geldiğimde, kapıyı iterek açtı ve bu sefer elinde nahhh şu kadar bir bıçak vardı. üstünde "paslanmaz çelik" yazıyordu. yoksa yazmıyor muydu? bu, kurban bayramlarından da aklımda kalmış olabilir, bilmiyorum. rüya bu sonuçta, mantık mı arıyorsun lan!

    içeri bıçakla girdi, pis pis sırıttı. ben de korkaklığımdan gurur duyarak "ne istersen al, bak cüzdanım da şurda" dedim. derken, gelip yatağıma oturdu ve bıçağı geçen sene kullandığım yeşil yorganımın üstüne bıraktı. o yorgan ne alaka dedim ama elinde bıçak vardı, sormadım. "otur iki sohbet edelim ya" dedi. şaşırdım ama, o an korkma duygusu şaşırma duygusunun ırzına çoktan geçmişti. oturdum, bir şeyler anlatıyordu, onları hatırlamıyorum. o coştuğu bi vakitte, yorganın üstünde duran bıçağa hamle yaptım ve bıçağı aldım. bu sefer ben pis pis güldüm. bıçağı o'na doğru düşman gibi tuttum. oysa o'nu tanımıyordum bile. ne dostumdu ne düşmanım. ancak şunu diyebilirim ki, yüzünü de hatırlamıyorum. belki de tanıdığım biriydi, kim bilir?

    bana, sanki o'na ihanet etmişim gibi bakıyordu. sanki o'nu haklı bi davasındayken yarı yolda bırakmıştım. anlamayamadım, anlamak istemedim. hiçbir şey söylemeden kafamla "hadi çık dışarı" işareti yaptım. kalktı, odamın kapısını açtı. kapı açıldığında, dışarıda iki ablamı gördüm. yere oturmuş, biber turşusu yapıyorlardı. hem de köyden gönderilmiş köy biberleriyle. ikisi de dönüp bi kere yüzüme baktılar ve işlerine kaldıkları yerden devam ettiler. elimde bir bıçak, önümde kim olduğunu bilmediğim bir ergen vardı ve ben boxer'laydım. üstelik saat gecenin bilmem kaçıydı. tüm bunlara rağmen, her telefon ettiğimde "nee, ne oldu, kötü bi şey mi oldu..aaağğhhh" diye ağlayan bu iki ablam ağızlarını bile açmıyorlardı. e bu rüyaydı la o zaman. evet bu kesinlikle rüyaydı ve ben bu rüyanın içine sıçmalıydım.

    midem ekşimişti ve benim su içmem gerekiyordu. mutfağa doğru gittiğimde, arkadaşım rüyasında yine konuşuyordu. en son rüyasında "limp bizkit" diye bağırmıştı ve artık bunlar bana hiç olağandışı gelmiyordu.

    sabah bunların hepsini arkadaşıma anlattım ve arkadaşım "osbirin sayısını azalt sen hacı" gibi bi tavsiyede bulundu. bunu yaparsam bütün sorunlarım çözülecekmiş.

    ben ve sorunlarım! artık yalnız değiliz. bundan kelli, iflah olmaz rüyalarımda bizimle beraber olacaklar. o'na hoşgeldin deyin. dediniz mi, iyi. hadi şimdi siktir gidin!!
    0 ...
  26. 439.
  27. ciddi anlamda dış dünyadan etkilenen bir olgu. geçen yine uyuyorum arkadaşımla hiç olmadığım bir evde ayaktayız.
    mutfak ile oda arasında kararsız kalmışım ve kapı çalıyor. nedense kapıyı açmak istemiyorum ve arkadaşımın açmasını istiyorum. kapıyı açtığı anda gözlerimi açıyorum ki o da ne ?! yukarıdaki puştlar çivi çakıyormuş.

    demek ki beyin kendisini uyandırmak istemeyen nedenden kaçıp yerine başka durumlar oluşturabiliyor.
    1 ...
  28. 438.
  29. bilinç altından ziyade duyguların bir yansımasıdır.
    0 ...
  30. 437.
  31. 436.
  32. allahım bana bir lanet vermış.
    olacakları rüyamda görüyorum.
    bir uyanıyorum dünya basıma yıkılıyor.
    hıç mı ıskalamaz hayat?
    0 ...
  33. 435.
  34. uykunun 4 de 1, ömrümüzün 5 yılı rüya ile geçer. eski mısırlılar, rüya yorumlarını tabletlere kazımış; yunanlar uğruna tapınak adamışlardır. incilde de, sıkça rüyalardan çıkarılan sonuçlar ile, sorunların çözüldüğüne rastlanmıştır.
    rüyaların bilimsel açıdan irdelenmeleri zordur. çoğu zaman biz uyanmadan uçup gideler. geriye incelenecek hiçbir şey kalmaz. kimilerine göre bu bilim, tümden boş zaman avuntusudur.. insanların rüyalardan anlam çıkarma çabası oldukça absürd bir uğraşıdır. abraham lincoln, suikaste uğramadan önce eşine, kendisinin suikaste uğradığı bir rüya gördüğünü anlatmıştı.

    wolfgang amadeus mozart gibi, vagner gibi isimler, rüyalarından esinlenerek, birbirinden güzel besteler vücuda getirmişlerdi. paul mccartney'in yesterday'i, bunlardan biri idi.
    0 ...
  35. 434.
  36. 1 ...
  37. 433.
  38. bilinçaltı sinemasıdır. keşke izlemeye ortasından başlamasak, ne güzel olurdu.
    0 ...
  39. 432.
  40. bazılarından bir ömür uyanılmaması gereken şey.
    0 ...
  41. 431.
  42. Hayal ürünü.

    Rüyamda bi yere gitmişiz Almanca konuşan melez veletler dolanıyor ortalıkta, çocuğun bi tanesi 1buçuk-2metrelik bi yerden yere düştü ''iyi misin?'' dedim, bi şeyler dedi anlamadım, anlamayınca haliyle vücut diline başvurup, el parmaklarımı açıp göstererek ''Elinde ayağında bi şey yok değil mi?'' dedim, ''Fünf'' dedi
    Ulan uyanınca Translate'den baktım ''Fünf'' ne demek lan? diye, Almanca ''5'' demekmiş, salağın evladına elimi açınca ''Bu kaç?'' anlamış herhalde... O değil de ben Almanca'yı sökmüşüm bilinçaltımda ama haberim yok lan:D Fazla Rammstein dinlemekten oluyor hep bunlar...
    3 ...
  43. 431.
  44. ünlü grubunun efsane şarkısı. ne zaman bu kelimeyi görsem dilime takılıverir. klibi de zamanın ötesindedir.
    0 ...
  45. 430.
  46. kontrol edildiği takdirde tadından yenmeyecek bilinçaltı silsilesi.

    (bkz: lucid dreaming)
    2 ...
  47. 429.
  48. kendi gizemli dünyalarımız. her gece içlerinde kayboluyoruz.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük