galatasaray takımının oturmuş yöntemini gelir gelmez buruşturup bir kenara atan ve yeni bir sistem yapmaya çalışan hoca. ama asıl sorulması gereken yeni sistem oluştururken bir yerde tıkandı. çözemedi henüz. ve bu galatasarayın zararına oluyor. bu tıkanmanın sebebi ise parayı alıp yatan defans ve burak yılmaz denen teneke.
herife gerçekten acıyorum. mevcut beklerle 442 haricinde bir sistemle oynamak kesinlikle intihar, üstelik ortasahada da inanılmaz bi formsuzluk var. selçuk yok ortada. aslında sıkıntı kademe kademe başlıyor. ileri uçta başlardı savunma, elmander, umut basardı. geri dörtlü ne kadar bomba da olsa rakip gelene kadar direnç kırılırdı. şimdi bütün hücumlar doğrudan ortasahaya da fazla takılmayıp 4lüyü darmaduman ediyor. rakip gelmesin diye bindirmeye çalışsan elindeki bekler seni kontraya karşı öyle bir göte getiriyor ki, takım resmen savunmasız kalıyor. dünkü maçta ofsaytlar kalkmasa sow sikip atmıştı o 4lüyü.
ceyhun ısrarını bu şekilde değerlendiriyorum. 4lü savunma yetmiyor, çünkü hiçbiri işini tam olarak yapamıyor. chedju'yu iyi izleyin, her maç en az iki kere savunmayı bırakıp rakip karşılamak için ileri çıkıyor, arkası bomboş. aynen dany huyları. ortasaha o adamın savunmadan çıkmaması için iyice kapatmalı alanları, yoksa savunma kabak çekirdeği gibi açılıyor.
ilerde zaten sneijder yokken ne kadar etkisiz olduğumuz ortada. herif bu takıma ne yapsın.
fener'e karşı 442 oynatsaydı belki daha başarılı olurduk ama orda da aydın çıkıyor karşımıza. kamp yapmamış aydın. nerde erman. belki kazım..
öncelikle sağlam bir savunma hattı kurması lazım. o zaman ceyhun'a gerek kalmayacak. ilerde zaten çok kaliteli ayaklar var. drogba, sneijder, bruma, belki amrabat belki de kanada bi yerli takviyesiyle bu takım hücumu kotarır. yalnız burak ve drogba'nın dönüşümlü oynaması lazım. bundan sonra bunun olacağına inanıyorum, hala burak ve drogba'yı aynı anda sahaya sürmekte ısrar ederse bunu saçma bulacağım.
kendi takımını kurana kadar eleştirileri hep bir anlayış içerisinde yapmak lazım ama eğer takım götünü kaldırıp koşmuyorsa kimse kusura bakmasın mancini'ye de, topçusuna da söverim. fener'e karşı oynuyorsun ve koşmuyorsun, mücadele etmiyorsun. baskı yok, rakibi rahatsız etme yok. ayağında top geveliyorsun. galatasaray forması bu. maç da fener maçı. bunu mancini'nin de futbolcunun da, yönetimin de anlaması lazım. tugay orda ne iş yapıyorsun, önceki dönemin de böyleydi, etkisiz eleman... azıcık elinizi taşın altına sokun ya, biraz masa vurun.
yerli kalitesi yerlerde olan ve çok yanlış planlanmış, alternatifsiz bir kadronun başına lig başladıktan 6 hafta sonra ve şampiyonlar liginde evimizdeki maçı farklı kaybettikten sonra getirilmiş teknik direktördür.
allah aşkına bu adam bu takıma napsın? takımda kanat denilebilecek tek bir adam var, o da 18 yaşındaki bruma. amrabat fıs, aydın yok, hamit kanat değil, riera sol bek oldu..
golcü forvetin yok. tamam drogba çok faydalı falan ama öyle çok golcü bir santrafor değil malesef. yardımcı santrafor olur, pivot santrafor olur ama golcü santrafor olmaz bu adam. burak yılmaz bambaşka bir hikaye hiç girmek bile istemiyorum o konuya. bir tek umut var ama o da malesef burak ve drogba'nın isimleri altında ezilip 11de yer bulamıyor.
orta saha tamamen alternatifsiz. sneijder denen adamın kesinlikle yedeği veya alternatifi yok. sneijder olmadığı zaman takım oyun kuramıyor, pozisyona giremiyor, ileride top tutamıyor. selçuk inan ve melo kendilerini zorlayacak yedekler olmadığı için aşırı formsuz halleriyle her maç banko 11deler.
defans allaha emanet. eboue denen bir gamsız sırf alternatifi sabri olduğu için sikini daşşağını sallaya sallaya geziniyor sahada. niye çaba sarfetsin ki? sabri girse daha mı iyi? adam rahat. koskoca galatasarayda tek orijinal sol bek hakan balta. onun da kkapasitesi belli. stoperde büyük umutlarla a takıma giren ama kendini 1 gram geliştirmeyen bir semih kaya. şu haliyle anadolu takımlarında 11e giremez. çok net konuşuyorum giremez. chedjou desen semih'e güvenemediğinden aklı onda mı kalıyor, yoksa orijinal kazma mı çözemedim.
kalede muslera taş gibi çok şükür ama bu boktan defans önünde oldukça her maç gol yemeye mahkum. ve ayrıca kendisinin de arada bir oynatılmış, form tutturulmuş, güven aşılanmış bir yedeği olmadığı için, sakat olduğu zaman bütün taraftar korkudan altına sıçıyor.
şu aralar bu kadar salak futbolcuyla ne yapacağım ben diye kara kara düşünen talihsiz adam. e tabi tarzı höykürüp, bağırığ çağırıp tribüne yollanıp ordan futbolcuları gaza getirmek de olmayacağından dertsiz başına dert aşçmıştır. hep motive edilmeye alışmış ergen kafalı futbolculardan kurtulmazsa başını yiyecekler. sabri yedek kulübesinden sarı kart alır, içerdekiler pozisyon almayı bırakıp başka işlerle uğraşır, ayrıca sakarlık, kendi kalesine gol, durduk yere penaltı yapmak dersen kralı bu takımda.
bazen başarısız olacağını düşünüyorum. sonra balotelli yi nasıl dövdüğünü hatırlıyorum ve diyorum ki bu adam bu işi kotarır.
türklerle uğraşacak kadar deli.
juventus un şansı hakkında son söylediği sözlerin tamamen rakibi gazlayıcı bir taktik olduğu hocadır. rakip de bunun farkındadır orası ayrı ama medyaya bu tarz demeçler verip takımını kendi sahasında yüreklendirerek maçtan puan koparabilirse o zaman büyüklüğü hakkında yorum yapılabilecektir.
şu an bu sözlere takılmanın manası olmadığı görüşündeyim. neticeye bakacaz...
duran toplar konusunu çözeceğine inandığım adam. tamam terim filan gitti de bu adamda da bir taşşaklılık var aq. balotelli'nin hakkından geldin şu drogba'nın da hakkından gel be reyis.
güvenilecek bir insan. takım bu sene ligi nerde bitirirse bitirsin buna inanacağım.
sonrasında ve uzun vadede galatasaray'lı yöneticilerin veya liseli tayfanın bir götlüğü olmazsa takımda kalıp, çok büyük işler yapacağını düşünüyorum.
çünkü roberto mancini'nin gözlerinde bir tigana'yı ya da skibbe'yi değil; lucescu gibi, del bosque gibi gerçekten her şartta sadece başarmak için uğraşan hocaları görüyorsunuz.
hocalara dikkat edenler ne demek istediğimi anlayacaktır.
mancini cidden biraz katolik ahlakının da etkisiyle geldiği yerin, yediği ekmeğin, kendisinden bir şeyler bekleyenlerin değerini bilen birisi.
tabi o da bütün avrupalılar gibi sıkışınca profesyonel tarafıyla bahane üretiyor... aslında bahane dediğim çoğu şeyde de haklıdır şimdiye kadar.
teknik taktik bir şeylerden de bahsetmek isterim tabi ama şu bir gerçek ki bu sezon bu takım mancini'nin galatasaray'ı hiçbir zaman olmayacak.
transferleri kendisinin yapıp kamp yaptırmasıyla arasında fark var, kabak gibi bir realite bu.
umarım biz ona sabrederiz, o bize sabreder. gerçekten büyük hoca.