ömrümün bir kısmında anam, babam, kardeşim, sevgilim olmuş olan oyun.
saatlerce internet kafede milletle savaştıktan sonra, bi uyumak, ikmal yapmak için eve geldiğimde, elime kağıt kalem alıp strateji geliştirdiğimi bilirim ben.
hele o fransız toplarını kaç kere rüyamda gördüm bilmiyorum.
ama ne yalan söyleyeyim, red alert'tan sonra onlarca strateji oyunu gördüm de hiçbiri o tadı vermedi. hani sanki bizim mahallenin oyunu gibi samimi, sıcak, inanılmaz zevkli, bıkmak kelimesi ile aynı cümle içinde kullanılmayacak tek oyundu hayatımdaki.
multiplayer modda mad tank insanı ağlatır. Bazen oyun o kadar uzun sürer ki, şuurunuzu kaybedersiniz. eve giderken yolda minik minik red alert askerleri görürsünüz.
ulan başlığını açtınız skirmish atmadan beklemek olmaz şimdi. oyun 2000 yapımı, yıl olmuş 2015 hala oynarım yeminle. kirov airship' ler ile oyunu bitirip geliyorum.
çocukluğumun ve belki de hayatımın oyunudur.
strateji alanında hiç bir kimseyle yarışamayacak şekilde kalitelidir.
red alert 1 ve 2 oynarken aldığım hazzı hiç bir şeyden almamışımdır.
bir de, tanya diye bi hatun var oyun içinde.
çok fenadır kendisi, ufakken anama bu tanya ile evlenicem falan diyodum.
o derece yani.
sscb ve avrupaya bakış açısıyla her tarafın yanki kokan bir oyun... mesela özgürlük heykeli ve yanındaki orakçekiç işaretli zeplinlerin oluşturduğu tablo çok klasik bir amerikan kabusudur. sonra, sscb'nin lideri rolündeki adam da hık demiş lenin in burnundan düşmüştür. ama yine de son derece eğlenceli ve "saatlerce başından kalkılmayacak" oyunlardan birdir.