recm

entry233 galeri12
    126.
  1. islam'a hiçbir şekilde mal edilmemesi gerekir, bu kasten cinayettir ki cinayet islam dininde büyük günahlardan biridir. Islamda sadece hakkını savunma vardır ve size kötülük edene, etmeye kalkana siz de eşit bir şekilde cevabını verip eylemi gerçekleştirirsiniz. Bu ayetlerle sabittir.

    Oncelikle bunu söylemek istedim. Recme gelince, farklı dinlerde yer edinse de islamiyette yeri yoktur. Var diyen musluman diger, uydurma oldugunu her sekilde anlayabildigi hadislere de inanmalıdır. Bu bir felaket olur, eger boyle yapacaksa.

    Kuran'da zina eden kadın ve erkege 100 sopa vurulmasını emreden ayet vardır. Ve burada kadın ve erkekten evli ya da bekar diye bahsetmez. Direkt kadın ve erkege ne yapılması gerektigini söyler.
    Islamda recm uygulaması oldugunu öne sürenler genellikle hz. Muhammed'in bu uygulamayı yururluge koydugunu soylerler. Bunu da uydurma bir hadisle yaparlar.
    Goruldugu gibi islam dininde recm yoktur. Ve sadece bu dine uydurulmus islam kötüdur kılıflarından birisidir.
    insanların sözlerıne ve hırsına rivayet etmemek gerekir. kimse size dininizi yanlış anlatmaz. türk, arap'tan daha iyi mi bilecek, gibi bir bahis geçemez. müslüman kesimi, sadece türk ve arap da oluşturmaz.

    eger islamda recm var derseniz nur suresi 2. ayeti itibarsız bırakmış olursunuz. yani 100 degnekten bahseden ayeti.
    son olarak;

    Allah adına yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir ki? enam 21

    Hem yalandan bir söz uydurup onu Allah'a mal eden veya Allah'ın âyetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? yunus 17

    Uydurduğu bir yalanı Allah'a isnad edenden daha zalim kim olabilir? hud 18

    dikkat etmek gerekir. bu ayetlerin benzeri ayetler çok sık geçer kur'an'da.

    edit: ateistler ısrarla islamda recm oldugunu iddia etmektedir.

    koskoca osmanlı'nın 600 küsür yıllık tarihinde recm bir kez uygulanmıstır.
    sakin olun.
    1 ...
  2. 127.
  3. uydurma hadisler nelerdir neye inanalım . biri var diyor diğeri yok diyor .
    daha siz kendi dininizin emirlerinden emin değilsiniz netlik yok derler adama.
    0 ...
  4. 128.
  5. kadını bir kuma gömüp taşlayarak öldürmek. suç zinadır. müslolalar bizle alakası yok yahudi icadıdır diyor. ulan senin dinin yahudi icadı zaten ne anlatıyorsun? ayrıca müslüman olan her ülkede uygulanmış bir durumdur, osmanlıda bile var olan bir şeyi islamda yok demek sadece aptal olduğunu gizlemektir. madem yok bu kadar islam ülkesi aptal mı yıllarca uyguladı farkına varmadı. boş iş bunlar islam' da vardır. islam ülkelerine baksın inamayan. bazıı sivri zekalar çıkıyor türkiye' de yok diyor. türkiye islam ülkesi değil, laik bir ülke ondan yok.
    0 ...
  6. 129.
  7. Hakkaten anlamiyorum islamda taşlama yoktur yahudilerde var, ama yinede günümüzde bütün şeriat ülkelerinde uygulaniyor ama israilde uygulanmiyor.
    1 ...
  8. 130.
  9. Tarif edilemeyecek iskencedir hicbir insan haketmez bu durumu .
    2 ...
  10. 131.
  11. aslolan zina yapan kişilerin bir meydana getirilmesi ve etrafında toplanan insanların en fazla misket büyüklüğünde taşlarla zina yapanları kınamak amaçlı taşlayarak utandırmasıdır ki bu insanları herkesin önünde kınamak ve küçük düşürmek ölümden daha beter bi cezadır, insan utancından yerin dibine girer. zira 700 yıllık osmanlı devleti tarihinde gerçekleşen recm olayı sayısı sadece 1 dir.
    0 ...
  12. 132.
  13. Dine aykırı, yeşilçam da çokca işlenen.
    0 ...
  14. 132.
  15. şeriatın ve islamın özüdür recm.

    kimse kalkıp gerçek islamda bu yoktur demesin.

    islam da diğer bütün dinler gibi kandan beslenir.
    1 ...
  16. 133.
  17. neyin cezasi olursa olsun - ki bir insanin yapmış olabileceği hiçbir şey bunu normal, açıklanabilir kılamaz - birisine yapılabilecek en onur kırıcı şeydir, tek kelime ile vahşet.
    3 ...
  18. 134.
  19. islamda yokmuş hatta islamla hiç ilgisi yokmuş, osmanlıda sadece bir defacık olmuşmuş. ya geçin bunları. bir kere hadisler din dışı değildir. yani kaynağın hadisten bile alsa buna dinde yok diyemezsiniz.
    ayrı dini boyutunu geçtim. şeriat olan ülkelerde var, tamam bu dinde yokta o zaman bu insanlar götünden mi uyduruyor bunları?
    yada osmanlı da bile vardı diyorlar( ki bir tanecikcağız olduğuna inanmıyorum, bu tamamen bir tane oldu masumahane o da demek kadar saçma) şimdi osmanlı o kadar yere göğe çıkartamadığınız osmanlı, bunu neye göre yapıyor. yani bu adamların hiç mi dinle ilgisi yokda bu uygulamayı yıllarca sürdürmüş?
    e tamam bakıyoruz, şeriatın(islamın yönetim olduğu) olduğu yerlerde bu var. hatta bu gün bile uygulandığı yerler var. şimdi bu insanlar hep mi kafir, yani bu insanlar hiçbir şey bilmiyor, bizim bir kaçta sözlük çılğını islamda yok diyor atıyor. madem yok hadi tamam onlar arap, osmanlı neden uygulamış? yani kaynağını nerden aldı bu insanlar, putperesilikten almadı herhalde, yada incilden. yani efendim bu uygulama islam' da vardır. bunu birileri diyor, şu diyor bu diyor olayı yok yani. mantık olarak islam ülkelerinde olmuş bir olayı ve halen daha olan bir olayı inkar etmek mantıksız. bu gün türkiye' de şeriat olsa uygulanmayacak mı recm?
    uygulanacak eee, daha neyin şirin gösterme çabası bu?
    2 ...
  20. 135.
  21. islam ile değil arap geleneğiyle alakalıdır. Kur'an'da kimseyi bu şekilde öldürme emri verilmez, hatta inanmayanı, zina edeni bırak din ile dalga geçeni bile öldür demez sadece oradan uzaklaşmanı söyler. islam'a mal edilmemeli, müşrik geleneğidir.

    Buhari'nin 700.000 hadis içinden seçtiği 7624 hadis içinde vardır, buhari bu hadisleri kendi kararı ile seçmiştir ve Buhari'nin kişiliğini de yansıtır. Müşrik geleneğini yansıttığı gibi.
    0 ...
  22. 136.
  23. ayrıca maymunların zina eden bir maymunu recm ettiğini söyleyen yalancı Buhari'ye, maymunların arasında dini nikah olabilir mi diye de sormak gerekirdi.
    1 ...
  24. 137.
  25. https://www.youtube.com/watch?v=owHvBH6wJqo

    https://www.youtube.com/watch?v=3l0mwJ93NSo

    https://www.youtube.com/watch?v=A7zk6flzun0

    https://www.youtube.com/watch?v=zxQBUPHChFY

    alın size hocalardan seçmeler, var mı yok mu?

    varsa neden var, bunlar aynı dine inandığı halde farklı şeyler belirten kişiler. iki görüşü de yazdım. yanlı bakmadım duruma.

    bence var ve bu vahşettir ama din alimlerine de sormak lazım. adnan bey çok güzel cevaplamış gibi görünüyor.
    3 ...
  26. 138.
  27. kur'an-ı kerim'in hiçbir ayetinde geçmeyen cezalandırma biçimi.
    0 ...
  28. 139.
  29. sonuç olarak yoktur!

    işte şunlar, Allâh'ın âyetleridir, onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?

    Casiye/6
    0 ...
  30. 140.
  31. kim demiş islam' da yeri yok.

    bir kere yani şimdi yobaz diyorum ama ben şöyle bir savunma gördüm; islam recm yok osmanlı da sadece bir kere uygulandı.

    bu ne perhiz bu ne cacıklı muhlama.

    yani savunmaya bakar mısınız, osmanlı yahudi ülkesi miydi, yasaları tevrattan mı aldı?

    ayrıca şu an bile şeriat ülkelerinde var olan şeyi nasıl insanlar dinde yoktur diyerek kesip atar?

    şeriat gelse bu dinde yoktur diyenlerin hepsi aaa varmış biz yanılmışız der. şimdi bunlar dini şirin göstermek için kıvırtıyor.

    bide bu yahudi geleneği değip bu vahşetin suçunu yahudilere atmaya çalışan var. ulan adamlar belki bunu vahşi görüp vicdanı titremiş gelenek melenek siktir edip bir şekilde son vermiştir.

    ayrıca hristiyanlıkta isa' nın bir sözü var hani " ilk taşı günahsız olan atsın" diye, bu söz o kadar önemli bir sözdür ki, bu söz bu gün hristiyanların recm yapmamasını sağlıyor.

    yani eğer isa orada bu lafı demek yerine taş atsaydı şimdi koca bir kitle insan taşlıyor olacaktı.

    yani islam' da vardır. kıvırtan dini şirin gösteren müslümanlara aldanmamak lazımdır( gerçi bazıları kıvırtmıyor direk vardır diyor)

    ayrıca insan hakları bu kaldırılsın diye çok mücadele vermiş ama başarılı olmamıştır, sebebi ise dinin bir gereği olarak uygulanmasıdır, yani kişisel kararlarla bunların değiştirilemez oluşudur.
    2 ...
  32. 141.
  33. vahşetin müslüman üzerinde caydırıcı etkisi. üste bir yazıda bunu uyguluyorlar caydırıcı olsun diye demiş. o zaman insanlara meydanda işkence etsinler veya ağaç motoruyla başını kessinler bunlar daha caydırıcı olmaz mı?
    hem sokaklarda hırsızlar kalmamış olur.

    mesela hırsızlık mı yaptı adam yere yatıralım sonra üzerinden tankla geçelim veya kafasını çekiçle kıralım. bak bakalım daha yapabiliryorlar mı?

    yani vahşeti insanlara göstererek suçun önüne geçilecekse adalet ve recmin vahşiliği suçu önlüyorsa o zaman suçu önlemek adına daha vahşi neden olmayalım?

    sonuçta mahallerlerde pislikler var.

    gidelim bir kadın zina mı etti, bunu kesin kanıtladık bunda hem fikiriz hatta kendi de kabul etti. bu kadını daha vahşi şekilde neden öldürmeyelim?

    sonuçta artık mahallerimizde suç diye bir şey kalmaz.

    çocuklarımız rahat rahat sokakta top oynarlar mis temiz bir toplum olur.

    savunduğunuz şeyi azcık aklınızla savunun sözlerin nereye gideceğini düşünün.

    çünkü bu sözle devlet daha vahşi olmayarak caydırıcılığı önlemiyor dolayısıyla caydırıcılığı önlemediği için vahşi olması daha iyi gözüküyor.

    devlet bir daha suç işleyen olunca meydanda insanlara işkence etsin, kurban keser gibi onları kessin bu her şeyi çözer.
    1 ...
  34. 142.
  35. avrupa da zina tabir edilen durum serbest bir yaşam şekli. müslüman ülkelerde zina parası olana kılıfına uydurularak serbest. ancak fakir müslümana yasak. yakalandığında ise recm cezası. o taş atan pezevenklerin götüne taşı kremsiz sokacaksın. sizin adalet anlayışınızı sikim.
    2 ...
  36. 143.
  37. Ulan ne zamana geldik arkadaş...
    Adamlar Hz. Muhammedin bizzat uyguladığı uygulamaya yahudi adeti diyor.

    Tekrar söylüyorum Recmin varlığı Sünnet ve icmayla sabittir. Çok tartışılan Keçinin yediği ayet rivayeti doğru olsada olmasada farketmez.

    Üzerinde ittifak olan bir konuyu inkarı geçtim yahudi adeti denmesi adamı küfre götürür arkadaşlar... siz bu işleri o sahte hocalarınızın size anlattığı kadar basit mi sanıyorsunuz?

    Hariciliğin ezarika koluda sizin gibiydi. Recm inkarıda zaten onlardan çıktı. Onlar Hz. Aliye kafir, müşrik diyordu sizde aynı şekilde halis müslümanları va alimleri dini bozan, müşrik diyorsunuz.

    Dini moderniteye uydurcam diye hariciliği hortlattınız amk.

    http://youtu.be/r3R8lP2S_qI
    1 ...
  38. 143.
  39. varsa cehennemde bile böyle bir acı yoktur ve biz cahil insanlar dünyayı cehennemden beter bir yere çeviriyoruz.
    0 ...
  40. 144.
  41. 144.
  42. Tam olarak emin olmamakla beraber Osmanlı'da bir kere uygulanan ibreti idam cezası.
    Zina yapan kişi, yarısı toprağa gömülerek meydani bir alanda halka gösterilir. Ve taslanarak öldürülür.
    rivayete göre cezayı veren kadı biraz gaddardır. Hikaye ise, bir Yeniçeri eşi olan ipekçi hatunun yahudi bir erkekle zina etmesi ve bunun kanıtlanması üzerine kadı recm-i uygun kılar(Yeniçeri seferde iken). Erkek recm edilir kadın farklı şekilde cezalandırılır.
    0 ...
  43. 145.
  44. islamda vardır ama recm edilmek için şartların çok zorlanması gerekir.
    1 ...
  45. 146.
  46. kuranda geçmez değil keçi yemiştir onu. bu gülünç iddia olabilir ancak. nesih ve mansuh diye bir şey var sizin hocalarınız daha iyi bilir tabi.

    orada kuranda olmayan ama hükmü devam eden uygulamadır recm. ayrıca hadislerde bu yönde bir ayrım yoktur ve tüm şeriat ülkeleri uygulamış bu gün bile uygulamaya devam etmektedir.

    hadisler din dışı mıdır?

    eğer öyleyse dediğiniz doğru olabilir ama şu an mevcut görüş olmadığı yönünde. hadisleri çoğu müslüman inkar etmiyor.

    ayrıca tevratta bu hüküm vardır, hatta ben bizzat eğer yabancıysa şehir dışında götürüp taşlayını bile okudum. ( nedenini anlamadım tabi)
    1 ...
  47. 147.
  48. KUR’ÂN, TEVRÂT’IN RECM HÜKMÜNÜ NESHETMiŞTiR.

    “Kadınlarınızdan fâhişeye varanlara, aranızdan dört şahit getirin; eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıncaya, ya da Allah onlar yararına bir yol gösterinceye kadar evlerde tutun. içinizden iki kişi, fuhuş yaparlarsa, onlara eziyet edin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlar(a eziyet)den vazgeçin. Çünkü Allah, tevbeleri çok kabul edendir, çok esirgeyendir.” (Nisâ: 98/15-16)

    Nisâ: 98/15. âyette fuhşa varan ve bu eylemleri dört tanık tarafından saptanan kadınların, ölünceye, ya da Allah kendileri yararına bir yol gösterinceye dek evlerde tutulup serbest bırakılmamaları emredilmektedir. Âyetin, "fâhişeye varan kadınları evlerde tutunuz" cümlesinden, onların fuhuş yapmalarına engel olmak için evlerde tutulup dışarı çıkarılmamalarının istendiği anlaşıldığı gibi, nâmuslu kadınların, serbestçe dışarı çıkıp işlerini görebilecekleri de anlaşılmaktadır.

    98/16. âyette de fuhşa varan iki erkeğe eziyet edilmesi, tevbe edip uslandıkları takdirde onların bağışlanması emredilmekte ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden, kullarını çok esirgeyen olduğu vurgulanarak insanlara acıma ve şefkat ile işlem yapılması öğütlenmektedir.

    Müfessirlerin genel kanısına göre hem birinci, hem de ikinci âyette kasdedilen fuhuş, zinâdır. Birinci âyette zinâ eden kadınların ölünceye dek, ya da Allah onların lehine bir yol gösterinceye dek hapsedilmeleri; ikinci âyette de zinâ eden erkeklere eziyet edilmesi emredilmiştir. islâm’ın ilk zamanlarında zinâ eden kadınlar, evlerde hapsedilir, erkekler ise azarlama, kınama, ayakkabı ile dövme cezâsı ile cezâlandırılırdı. Daha sonra iniş sırasına göre 102. sûre olan Nûr Sûresi’nin: “Zinâ eden kadın ve zinâ eden erkeğin her birine yüz sopa vurunuz, eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın bu cezâsını uygulama konusunda acıma duygusuna kapılmayınız. Onların cezâlandırılmasına, bir grup mü'min de tanık olsun." (Nûr: 102/2) âyeti inerek Nisâ Sûresi’nin belirlediği kadınlara hapis, erkeklere eziyet cezâlarını neshedip (kaldırıp) hapse çevirmiştir. Evlilerin recmedileceği hakkındaki hadîs ile de bu son âyetin hükmü, sadece zinâ eden bekârlara özgü kılınmış, evlilere de taşlayarak öldürme cezâsı getirilmiştir[1]. Yani bu âyet de vâhid haberi denilen tek veya bir iki kişinin aktardığı sözle neshedilmiştir. Böylece âdetâ Kur’ân âyetleri zincirleme olarak birbirini neshetmektedir (hâşâ)!

    ikinci âyette eziyet edilmesi emredilen iki kişinin iki erkek mi, yoksa birbiriyle zinâ eden erkek kadın mı olduğu hakkında görüş ayrılığı vardır. ikrime, ‘Atâ, Hasan-ı Basrî ve Abdullah ibn Kesîr’e göre bu âyet, birbiriyle zinâ eden erkek ve kadın hakkındadır[2].

    Nisâ: 98/15’nci âyette fuhuş yapan kadınlar, eşcinsel kadınlardır. Bunların cezâsı, bunları evde tutmak suretiyle bu tür gayri ahlâkî davranışlarına engel olmaktır. Fuhuş yapan iki erkek ise eşcinsellik (livâta) yapan iki erkektir. Bunların cezâsı da eziyettir: Dil ile hakaret, bir iki tokat vurmak suretiyle herkesin içinde rezîl edip bir daha böyle bir şey yapmalarını önlemektir. Çünkü toplum içinde dövülen, hakaret edilen kişi, artık bir daha o işi yapmağa kolay kolay cesaret edemez. Ayrıca bu cezâ, başkaları için de caydırıcı olur.

    Burada zinâ cezâsı henüz belirtilmemiştir. Onun cezâsı, Nûr Sûresi’nde belirtilecektir. Bu suretle âyetler arasında nesh diye bir şey kalmaz. Âyetlerin hepsinin hükmü yerine oturur, uygulama alanı bulur:

    1) Eşcinsellik yapan kadınlar, evde gözetim altında bulundurulurlar, evleninceye dek evden dışarı çıkarılmazlar. Eşcinselliğin cezâsı, kadınlar hakkında sürekli gözetim altında tutmak, evden dışarı çıkarmamaktır. Ancak evlendikleri takdirde veya uslanıp bu işten vazgeçtikleri takdirde evde sürekli hapis cezâsından kurtulurlar.

    2) Eşcinsellik yapan erkekler, dil ve el ile eziyet ve hakaret edilirler; bir iki tokat vurulmak suretiyle dövülürler.

    3) Nûr Sûresi’nin ikinci âyetinin hükmüne göre de birbiriyle zinâ eden erkek kadın yüz sopa vurularak cezâlandırılırlar. Bunların evli, bekâr, genç, ihtiyar olmaları fark etmez.

    Bizim kesin kanâatimiz odur ki Araplarda kısas, el kesme cezâları gibi, recm cezâsı da vardı. Belki de Araplar bu cezâyı Yahûdîlerden almışlardı. Çünkü recm Tevrât’ın emridir[3]. Kur’ân, Tevrât’ta bulunan ve Araplarca da uygulana gelen bu çok ağır recm cezâsını hafifletip celdeye (yüz sopaya) çevirince, namus ve geleneklerine son derece bağlı olan Araplar arasında, sonradan Peygamber’in, recmi uyguladığına ve bunu uygulamayı emrettiğine dair rivâyetler üretilmiş, bu rivâyetlerin uydurmalığını bilenlerce yapılan itirazları önlemek için de bu hükmün vaktiyle âyet iken, tanık yetersizliği nedeniyle Kur’ân’a yazılmadığı rivâyeti de üretilip hadîsler arasına katılmıştır. Böylece Tevrât’ın recm cezâsı, islâm hukukuna da girmiştir.

    Özetle: Recm Kur’ân hükmü değildir, eski Arap toplumunun Yahûdîlikten sızma bir geleneğidir. Kur’ân’da üç türlü cinsel ilişkiden söz edilmiştir: Kadınlar arası cinsel ilişki (eşcinsellik: sihâka), erkekler arası cinsel ilişki (eşcinsellik: livâta) ve erkek-kadın arası cinsel ilişki (zinâ). Kur’ân, bunlara ayrı ayrı cezâ belirlemiştir. Bu cezâların hepsi de caydırıcılık ve ıslâh amacına yöneliktir:

    1) Nisâ: 98/15. âyette eşcinsellik yapan kadınlara, caydırıcı olmak üzere, ölünceye, ya da Allah onlar yararına bir yol gösterinceye (yani bu gereksinimlerini doyurmak için önlerine evlenme yolunu çıkarıncaya) dek evlerde gözetim altında bulundurulma cezâsı getirilmiştir. Kadınlar arası eşcinselliğin cezâsı, evlerde göz hapsidir. Böylece onların bu işi yapmaları ve bunun toplum içinde yayılması önlenmiş olur. Şayet kadın evlenirse bu ihtiyacı karşılanacağı için artık böyle bir şey yapmaz.

    2) Nisâ: 98/16. âyette, eşcinsellik (livâta) yapan erkeklere eziyet cezâsı getirilmiştir ki bunu izah ettik. Bu âyette belirtilen iki kişi, birbiriyle ilişkiye giren iki erkektir, cezâsı da eziyettir.

    3) Nûr: 102/2. âyette de gayri meşrû cinsel ilişkiye giren kadın ve erkeğin cezâsı belirlenmiştir. işte kadın ve erkek arası cinsel ilişkinin adı zinâdır. Ve zinâ eden kadın ve erkekten her birine yüz sopa vurulur. Zinânın cezâsı, Nur 2. âyette belirlenmiştir. Nisâ: 98/15-16. âyetler zinâ ile ilgili değil, cinsler içinde uygulanan eşcinsellikle ilgilidir. Âyetler arasında hiçbir çelişki ve aykırılık yoktur. Hepsi birbirini tamamlar nitelikte bulunan bu âyetler arasında nesih de söz konusu değildir.

    Tâ ilk zamanlardan beri recmi kabul etmeyenler mevcuttur. Onlar görüşlerini şöyle kanıtlamaktadırlar:

    1) Nisâ 25. âyetin hükmüne göre, evli câriyenin zinâ cezâsı, hür kadınların cezâsının yarısıdır. Dört mezhebin ittifakına göre evli câriyenin zinâ cezâsı hür kadınların zinâ cezâsının yarısı olan 50 sopadır. Câriyenin cezâsı, Nûr Sûresi’nin 2. âyetine göre takdir edilmiştir. Eğer bu âyetin hükmü, recm ile neshedilmiş olsaydı, o zaman câriyenin cezâsının miktarı belli olmazdı. Çünkü yüz sopanın yarısı vardır ama recmin yarısı yoktur.

    2) Allah Kur’ân’da çeşitli günâhlar bildirmiş, fakat hiçbirinin hükmünü, zinânın hükmü kadar geniş açıklamamıştır. “Zinâya yaklaşmayınız!” demiş, zinâ edeni cehennemle uyarmış[4]; başkasını zinâ ile suçlayıp sözlerini dört tanıkla ispat edemeyenlerin dövülmesini ve şâhidliklerinin kabul edilmemesini[5]; zinâ eden erkeğin, ancak zinâ eden veya putperest bir kadınla evleneceğini, öyle kadınlarla evlenmenin inananlara yasaklandığını[6]; zinâ suçunun ancak dört şâhidle saptanabileceğini[7] buyurmuştur. Şimdi Allah’ın, bu kadar önemle hükümlerini açıkladığı zinânın, en önemli hükmünü bildirmemesi, kuşkulu bırakması olanaksızdır. Çünkü bu, ihmal edilecek bir husus değildir.

    3) “Zinâ eden kadın ve zinâ eden erkeğin her birine yüz sopa vurun!” âyetinin hükmü geneldir. Bekâr evli, herkesi kapsar. Bu genel hükmün haber-i vâhid (kişi haberi ile) özelleştirilmesi, kısıtlanması bunun yalnız bekârlara özgü kılınması caiz değildir[8].

    4) Hâricîlere göre de recm aslâ yoktur. Çünkü Allah’ın Kitâbında mevcut değildir[9].

    Esasen Nûr Sûresi’nin ikinci âyetindeki: “Mü’minlerden bir grup da onlara yapılan azâba şâhid olsun!” ifadesi de zinâ cezâsının recm ile öldürme değil, döverek işkence olduğunu gösterir. Ayrıca 8. âyette li‘ân durumunda kocası tarafından zinâ ile suçlanan kadının dört kez yemîn ile inkâr edip, beşinci kez de kocasının yalan söylediğini vurgulamasının, kendisinden azâbı savacağı bildirilmektedir. Bu âyetten, evli kadının zinâ cezâsının, ikinci âyette anılan azâb olduğu anlaşılır. Eğer evli kadının zinâ cezâsı recm olsaydı, kadının inkârının kendisinden azâbı değil, taşlayıp öldürmeyi savacağı ifade edilirdi.

    Ahzâb: 97/30’ncu âyette Peygamber'in hanımlarına hitâben, onlardan herhangi biri, bir fâhişe yaptığı takdirde ona iki kat azâbedileceği vurgulanmaktadır. iniş sırasına koyduğumuz âyetlerde, buraya kadar fuhşa (zinâya) bir cezâ belirlenmemişti. Burada artık zinâya bir cezâ belirleneceğine işaret edilmektedir. Çünkü şayet Peygamber hanımlarından biri fuhuş yaparsa, ona öteki kadınlara yapılacak azâb(işkencen)in iki katı azâbedileceği belirtilmektedir. Demek ki fuhuş yapana azâbedilecektir. Bu âyet, Peygamber hanımlarının şahsında yönetici durumunda bulunan, topluma örnek oluşturan insanların âilelerinin davranışlarına dikkat etmeleri gereği konusunda insanları uyarmaktadır. Çünkü onlardan çıkacak yanlış bir davranış, toplumun bozulmasına, ahlâksızlığın yayılmasına neden olur. Onun için Peygamber hanımları, davranışlarına son derece dikkat etmeleri hususunda uyarılmaktadırlar. Bu, hâşâ onlardan herhangi birinin fuhşâ eğilim duyduğu anlamına gelmez. Sadece onların, saygınlığını korumalarına dikkat etmelerinin önemini belirtir.

    Demek ki zinânın cezâsı, bekâr, evli herkes için yüz sopadır. Yüce Allah mü’minlere, suçlulara acımadan bu cezâyı uygulamalarını emretmiştir: “Eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın bu cezâsını uygulama konusunda acıma duygusuna kapılmayınız.” buyruğu, haddi uygulama hususundadır. Yani acımadan bu haddin uygulanmasını emretmektedir. Fakat bu emir, suçluları merhametsizce dövme anlamına gelmez. Vurmanın gayr-ı müberrih olması (yani şiddetli, sakatlayıcı olmaması) gerekir. Hz. Ömer’in oğlu, zinâ eden câriyesinin ayaklarına vurmuş, oğlu Abdullah kendisine: “Allah ‘Allah’ın cezâsını uygulamada onlara acıma duygusu sizi yakalamasın’ dediği halde nasıl böyle yapıyorsun?” deyince: “Oğlum, Allah bana onu öldürmemi veya sopayı başına vurmamı emretmedi” diye cevap vermiştir[10].

    Zânîlerin halk huzurunda dövülmelerinin hikmeti de insanlara ibret olmak ve bu işe eğilim duyanları korkutup caydırmak içindir. Çünkü dövülmek nefse ağır gelir. Halkın huzurunda dövülmek ise insanı son derece mahçup duruma düşüreceği için çok daha ağırdır.

    Zinâya ve genel olarak fuhşa had uygulanabilmesi için eylemin dört tanıkla görülerek tesbit edilmesi gerekir. Bu husus da Nisâ Sûresi’nin 15. âyeti ile Nur Sûresi’nin dört ve altıncı âyetlerinde belirtilmiştir.

    Hiç kuşkusuz bu had cezâları kendi isteğiyle fuhuş yapanlar hakkındadır. Fakat istemeden, zorla zinâ etmek durumunda kalanlara bir günâh ve cezâ yoktur. Çünkü yüce Allah, zor karşısında inkâr edenin gazaba uğramayacağını, yani günâhkâr olmayacağını bildirmiştir[11]. Hz. Peygamber de Allah’ın, hatâ, unutma ve zor karşısında yapılan işleri affettiğini belirtmiştir[12].
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük