bir erkek ismidir. islam dininde kutsal sayılan bir aydır, hicri takvimin 9. ayıdır. "çok sıcak" anlamına gelen arapça bir sözcük olan "ramiza" kökünden türemiş bir sözcüktür.
neden derseniz. diyelim ki müslüman değilsiniz veya çeşitli sebeplerden dolayı oruç tutmuyorsunuz.
bana ne derler, başıma bir iş gelir mi, delinin biri gelip bıçağı takarsa gibi çekinceleriniz yüzünden ramazan ayında dışarıda yemek veya içmekten sakınca duyuyorsanız eğer, bu tam da son zamanların moda tabiri mahalle baskısıdır. çevreniz sizi olmadığınız biri gibi gözükmeye zorluyordur.
aynı şekilde eğer ki siz çevrenizi olmadığı biri gibi gözükmeye zorluyorsanız, ya da ramazanda oruç tutmadığı anlaşılan birini görünce rahatsızlık duyuyorsanız veya hakkında kötü düşünceler içine giriyorsanız, bunun adı kültürsüzlüktür. zorlamaya, baskı kurmaya kadar da gidebilir bu kültürsüzlük hali.
peki kültür nedir? oruç tutmayan bir kişi (korku ve çekincelerinden bağımsız olarak) dışarıda yemek yememeyi seçmişse bu şehir kültürüdür. ya da bir oruçlu, oruç tutmayan birinin dışarıda yemek yiyebileceğine inanıyorsa, kendisi oruç tutuyor diye kimsenin hayatına ipotek koymak gibi bir hakkı olmadığını biliyorsa bu da şehir kültürüdür işte. inadına yemek veya yedirmemek ise kültürsüzlüktür. nasıl ki oruç tutan birinin canını çektirmek için karşısına geçip yemek yemek zalimlikse (yalnız burada eylem amacının canını çektirmek olduğunu belirtelim. kimse karşı tarafın oruçlu olduğunu düşünmek zorunda değildir. düşünse incelik olur; ama değildir. burada kastedilen eylem karşı tarafa nispet yapmak amaçlı yemek yemek.) aynı şekilde oruç tutmayan birine yemek yedirtmemek veya buna sebep olmak da zalimliktir.
dinde bunun örnekleri çoğaltılabilir. kimse ezanı dinlemek zorunda değildir, kimse ramazan davuluyla uyanmak zorunda da değildir. nasıl ki belirli bir desibel'in üstünde müzik açmak insanları rahatsız ediyorsa günde on beş yirmi dakika da olsa bütün şehre bir şeyi dinletmek de sorgulanabilmelidir. burada ezanı ya da davulu örnek olarak verdim. kilise çanı ya da herhangi başka bir ses de buna dahildir. bunu söylediğiniz zaman insanlar hemen "dinime saygı duy" demeye başlıyorlar. ama mesele şu ki kimse kimsenin dinine, inanışlarına saygı duymak zorunda değil. ona karşı herhangi bir sempati beslemek zorunda da değil. ki din hiçbir zaman kendisinden başkasına saygı duymazken... ülkemizde kaç müslüman günde beş vakit adamın birinin çıkıp da "allah yoktur ve muhammed yalan söylüyor" diye bağırmasına ve bunun tüm şehre dinletilmesine tahammül edecek? o kişiler hemen linç edilmeyecek mi? bu durumda dinime saygı duy görüşü ne kadar samimidir sorgulamak gerekmez mi? ezan kaldırılsın diye bir şey demiyorum yanlış anlaşılmasın. ancak din karşı tarafa saygı duymaz bunu demeye çalışıyorum.
şimdi bir ramazan daha başlıyor ve ramazan ayı turnusollük görevini layıkıyla yerine getirecek. bütün hoşgörüsüzler tek tek ayıklanacak. kendi tutuyor diye başkalarına azap çektiren insanların orucu ne kadar geçerli olur merak etmekteyim. illa yedirmemelerine gerek yok. trafikte diğer sürücülere bağıracaklar. en ufak şeyden kavga çıkacak. insanlar sinirli ve agresif olacaklar. şimdi bütün bunlara sebep olan bir ibadet, hayırlı ve geçerli midir? müslümanların bunu sorgulaması lazım. yani bir anlamda ramazan müslümanları da ayıklayacak. oruç tutanlarla tutmayanlar arasında değil; yanlış tutanla doğru tutan arasında bir ayıklama olacak bu. tutmayan adam zaten tutamayacağını ve kaş yapayım derken göz çıkaracağını bildiği için tutmuyordur. ama bir de zorla tutanlar var, işte bu trafik canavarları, kavga çıkaranlar ya da diğer insanları kendi memleketinde gavur ilan eden adamlar gibileri... işte bunların orucunun geçerli olduğuna inanmıyorum ben. ha ben din alimi miyim, değilim. bir de işin ilginç tarafı bu son saydığım tipte adamlardır hep dinime saygı duy diyen. oysa başkalarına saygı duymayı öğrense bu lafı söylemesine gerek kalmayacaktır, bunu bilmez.
hicri takvimde yer alan aylardan on birincisidir.
bu sürecin başlaması ile, otobüslerde, sokakta, koridorda, kantinde, hastane bahçesinde, yediğiniz her şeyin hesabı açları anlamak için oruç tutanlarca sorulacaktır.
çünkü açlar, kalan on ayda siz ve oruç tutan müslümanlar otobüslerde, sokakta, koridorda, kantinde, hastane bahçesinde bir şeyler yerken baktılar.
bir de bu zaman dilimiyle birlikte, mini etekti, şorttu, t-shirttü ne bileyim bu tarz şeyler giyinmek yemek yemek kadar kötü bakışlara sebep olmasa da , hoş karşılanmayacaktır.
iftara yetişmek için herkesin çabaladığı akşam vakitlerinde oruçlu ağızlarıyla küfreden insanları görmek sıradanlaşacaktır çünkü kalan 11 ayda hayırlı olmayan kul 1 ayda mı düzelecek allasen?
geldi geliyor derken çok şükür bu sene de varmak nasip oldu. hayatımın en güzel ve en zor günlerini geçirdiğim için ayrı bir heyecanla beklediğim 11 ayın sultanı. içinde bulundurduğu kadir gecesiyle belki de kurtuluşumuza vesile olacak ay. rabbim daha nicesine ulaştırsın bizi. hayırlı ramazanlar.
bu ayın gelmesiyle birlikte pide hurma pastırma daha çok satılır. ama bu sene yaz rast gelmesiyle karpuz kavun gibi bilumum sulu meyvelerin daha çok gitmesi muhtemeldir. ayrıca midemiz bir rahatlasın arkadaş. makinemi bu.
kalabalık toplu taşıma araçlarında, mide bulandırıcı iğrenç ağız kokularının başlıca sebebi olan orucun, yaygın olarak tutulduğu zaman dilimine verilen isim.
Televizyonda 'çağrı' filmini,camilerin minareleri arasında '11 ayın sultanı' yazısını,herhangi dandik bi sanatçının eline davul alıp kola reklamlarında oynamasını,dini içerikli iftar-sahur programlarını,mahalledeki fırnın camlarını renkli peçetelerle süslediğini,lokantaların camlarını 30 gün boyunca beyaz bi boyayla boyamalarını ya da 'iftarda açığız' yazılarını görmeden geldğine inanamadığım,8 gündür de içinde bulunuğumuz ay.hoşgelmiştir.
her sene olduğu gibi yine işlevselliğini korumuş, iki alt katımda ikamet eden, 'günah' olması sebebi ile sokaktaki hayvanlar için konulmuş su kovalarını tekmeleyen hacı amcanın evvelki gün nalları dikmesine neden olmuştur.
ayların en mübarek ve en hayırlısıdır.islam alemi için önemli bir aydır.bu ayda nefis törpülenir.iftar yemekleri düzenleyerek aynı sofrada toplanır ,paylaşma ve hoşgörüyle beraber oruçlar açılır.
Bedenine konuktur Ramazan. Tenine yeniden ruh üfler gibi sessizce gelir, sessizce gider.
Derin bir nefes gibi dudağından kalbine müjdeler yollar. Benliğin kabuğunu kırar, bencilliğin göğsünde yaralar açar. Seni sana bitiştirir. Maddenin labirentlerinde kaybolmuş ruhunu kardeş ruhlarla yeniden buluşturur, yeniden barıştırır.
Ne mutlu Ramazan mektebine güzelce talebe olup da, bayramla mükafatını, bereketini alabilenlere ve oruçlular için hazırlanan; Reyyan kapısından cennete girebilenlere.
yılın 11 ayı sokakta masalarda aç sokak çocuklarının gözü önünde tıkınan, tabaktaki yemeği bazen bitiremeyen aç gözlülerin birden bire sokakta yemek yemeye duyarlılaştıkları, ay takvimine göre bir zaman dilimi.
annelerin en çok yorulduğu aydır ramazan ayı. şöyle ki anneler sabah sahura herkesten önce kalkarlar, ev ahalisi işte, okuldayken evin alışverişini,temizliğini yaparlar. bu da yetmez yemeği hazırlarlar. sonra ev halkı gelince yorgun bi şekilde iftara kadar yatarlar. kalktıklarında hazır bir sofra.. kim hazırlamış acaba..!
müslümanlar, müslüman olmayanlara karşı şiddet uygulama potansiyellerini arsızca su yüzüne çıkarırlar. sokakta su içen bir insana karşı bile şiddet uygulama potansiyeli olan bir öğretinin üyeleri olduklarını lagadanak ifşa ederler.
anlayanlar için makul bir derstir.
ha bir de, 9 yaşında kızlarla evlenilmesini ahlaki bulan ve legalleştirmeye çalışan bir sürü ortaçağ lağımı, su ve gıda eksikliğine bağlı sebepler ile nalları diker.