öncelikle besinci nesile uyarilar ve tavsiyeler başlığının yazarı. ne demiş efendim bu başlıktaki 1. entrysinde. bir moderasyon notunu alıntı alarak;
- noktalama işaretlerini doğru bir şekilde kullanmaya özen gösterin.
demiş ve bunları kendisinin de dahil olduğu 5. neslin üstüne yıkmıştır. aynı başlıkta biraz daha aşağıya inip 5. entry e iniyoruz ve ne görüyoruz. ahanda bunu;
(#3775823)
noktalama işareti kullanılmamış bir entry. şimdi soruyorum;
bu ne biçim bir yaşam tarzı?
bu nasıl bir hayat?
sabahın yeni ışıkları daha odama dolmadan ve güneş doğmadan, izlediğim dandik bir film yüzünden ağlayarak yastığa gömülmeden az evvel yazıyorum bunları. *
çok uzun yollar tüketmek istiyorum. uzun ve amaçsızca. her şeyi bir yerde bırakıp seninle çok uzun yolları çok sağlık, çok umut çok mutlulukla ama çok yavaşça yürümek.
her aldığım nefesi seninle bölüşmek bu yolda. elimde olan son damlamı bile sana vermek hatta. daha uzun yürümek için siper olmak tüm hayata.
varlığı anımsamak, tenine dokunmak, yalınlığımla, belki çıplak ama sen kokarak uzun yollar yürüyelim istiyorum. çok uzun yollar...
ve bir gün herşey sona erdiğinde. çok buruştuğumuzda, çok beyazladığımızda, etrafımızda küçükten daha küçük çocuklar oynamaya başladığında, huzurla ve boynunda gitmek istiyorum. "şuranda" saklanayım hep orada yaşlanayım istiyorum.
ve son gördüğüm yüz senin yüzün, son gördüğüm göz senin gözün, son kokladığım koku senin kokun olsun istiyorum. aynı yastığı iki yana çekiştirerek herhangi bir yerde telaşa kapılmak, sonra sinsice sana sarılmak ve en sonunda yastığı nasıl paylaşılacağını öğrenmeyi istiyorum.
nefes almayı yanında unutayım istiyorum. ne kadar yakın ne kadar uzak ne kadar mesafede ya da ne kadar öyle böyle şöyle olduğunu önemsemeden duyabildiğim son ses seninki olsun, nefesim nefesinde yankılansın, kokun tenime yayılsın...
alkol alınmamış bir sabahın başı burası. ve herkes uykuda. uyumayan tek şey sana duyumsadığım herşey.
şimdi değil ama herhangi bir anda okuyacağını bildiğim bu entry, sırf sen okuyasın diye, sırf ben bi kaç zamandır sana bunların hiç birini söyleyemedim diye, ama bunların her birini sırf senle olsun diye istediğimi bil diye...
çok uzun yollar yürü benimle... uzun, yavaş ve amaçsız...
çok feminen bir nickinin olması beni derinden etkileyen çok delikanlı adamdır. geldiğinde şöyle bir diyaloğumuz geçmiştir;
+meraba naber? nick ne?
-saol. kuzu ben.
+neeee????
-kuzu....
+lan sen kız değil miydin? hayallerimi yıktın lan.
-abi kusura bakma ya. gideyim istersen.
+yok gitme gitme de adam ol efendi ol lan o zaman. niye feminen nickler alıyorsun.
-iyi de ben internetin ilk zamanlarından beni aynı ni...
+tamam kes. moralim bozuldu.
-peki. işte ben de programcıyım.
+oo süper.
eski sözlüğümden tanıdığım yazar. sonumuzun aynı olmasıyla ortak bir yöne sahibiz kendisiyle. çok muhabbetim olmamıstır hatta beni hatırlamamıstır bile ancak yine de kendisini gördüğüme sevindiğim yazar.
çok içimden geldi benim, şimdi gecenin bir yarısı olacak neredeyse. death note diye bi anime izliyorum az sonra içim dışıma çıkacak. neredeyse 24 saat oldu... şimdi sevgili yazarımız tatil yolundan eve geri dönüyor. rus ve alman hatunlara baktığı için oyulası gözleri de hala göz çukurlarında taşıyor. herşey arkadaşım için naralarını da duymadım değil ama çiğ tavukta yenir arkadaş için. yediğin tavukları tez zamanda kus e mi? sen kusmazsan ben çıkartıcam zaten içini dışına senin. kaportaymış... peh!!