öncelikle mesaj gönderen ve tebrik eden arkadaşlara teşekkür ederim.
pulp fiction junior 2 kilo 900 gram, 51 cm boyunda doğmuştur. çok şükür sağlıklı bir bebektir. doğar doğmaz bana ''ne bakıyon lan'' bakışı attıktan sonra fenerbahçe marşını söyleyerek herkesi şaşırtmıştır. çapkın bir çocuk olacağını daha hastanede hemşirelerin kucağından inmeyerek belli etmiştir. odaya erkek girdiğinde allah belanı versini bayan girdiğinde love storyi söylemektedir.
resimlerini 5 milyon dolar teklif eden Esquire dergisine satacakken, son anda 10 milyon dolar teklif eden cool adam'a sattık. bütün resim hakları ondadır.
adı tayfun'dur.16 yaşında bodrum'da milli takıma forvet olarak başladı.17 yaşında çalışmaya,30 sene sonra da emekli olucaktır.onun için sigara insanın üzerine yakışanı değil kokusunun sinmesidir.en sevdiği dizi süper babadır hala.bilgisayarını power tuşundan kapatmıyacak kadar düşünceli bir insandır.''salip bizi yataşa götür'' ve dido dido dido'' reklamlarına görünce beyninde şimşekler çakan,televizyonu camdan aşağıya atma isteği beliren,cevahir alışveriş merkezindeki mağazaların hepsini 14 dakika 32 saniyede dolaşarak dünya rekorunu elinde bulunduran,alışveriş yapmak için gittiği mağazalarda ''pardon bunun fiyatı ne kadar'' diye soran kızlara ''ben burda çalışmıyorum'' cevabını verdikten sonra ''ulan ben satıcıya mı benziyorum'' diye düşünen,sonra ''asılıyorlar asılıyorlar bana'' diye düşünüp kendi *ötunü kaldıran,bir kuruyemişçide bulunan bütün kuruyemişleri tatmış ama 26 yaşında olmasına rağmen hala keçiboynuzunun tadını bilmeyen,telefonunun melodisinin akbil sesi olmasını isteyen,ama bir türlü o sesi bulamayan,okurken kokulu silgi alan ve silgi üzerindeki arının iğnesinin yerini değiştiren,her türk insanı gibi bulmacalardaki insanlara bıyık ve sakal çizen,sakallı olanlara kızan,üç senedir aynı evde oturmasına rağmen adresini hala öğrenemeyen,her ay apartmanın adının değişmesine sinir olan,''başka yerde yok'' programını tekrar murat birsel'in sunmasını isteyen,ıssız bir adaya düşse yanına almıyacağı üç şeyden birinin lerzan mutlu olduğunu söyleyen,''yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar'' diyenleri ''black mamba görseler de kıchımızla gülsek'' diye bekleyen,tek hayali guguklu tencere yapmak olan boş gezegenin boş uydusu olan biridir.
çamaşır makinası 800 devir tek çıkışlı
çamaşır makinası 1000 devir çift çıkışlı
no frost buzdolabı genişlik 70 cm derinlik 74 cm
a sınıfı enerji tasarrufu
bilmem ne.
butün beyaz eşyaların özelliklerini biliyorum. beyaz eşya özelliği öğrenmek isteyen bana msj atsın.
süpürge var su torbası hazneli. pisliği suya karıştırıyor direkt döküyorsunuz ortalık toz olmuyor. torbaya gerek kalmıyor. ya ya japonlar neler yapıyor azizim.
nutellayı ekmeye sürüp yiyenler, otobüste ayakta gidenler, 5 dakika daha uyuyim diyip işe geç kalanlar, uyanmak için rock müzik dinleyenler, sabah çay ile sigarayı hiçbir şeye değişmeyenler, muz orta yapmayı bilenler, hiç teşekkür belgesi getirmeyenler, sessiz osurup kokutmayanlar, 1 litrelik bedava kola kazanıp almayı unutanlar, çin telefonu kullanıp hergün bozuldu mu acaba diye kuşku duyanlar, topa abanmayıp teknik vuranlar,saklambaç oynarken saklandığı yerde uyuyakalanlar...
3 ay güzel geçti. yağız 11 aylık oldu. ''anne, baba, fenerbahçe, sıkıldım lan bu mamalardan 1.5 iskender söyleyin de yiyelim'' demeye başladı. enteresan bi çocuk. geçen masa sandalyesini kemirirken yakaladım. milupa'nın masa sandalyesi çıkarsa ilk biz alırız herhalde...
yani bel çevresini kastediyorum. 124 santim bel çevresine sahip. bire on bahse girerim ki, şimdi mesaj atar 's.kimin çevresi de 20 santim' filan diye. hep çevresi işte bunu kötü ediyor. antalya çevresi; plajlar filan...
erkek çocuk babası olan yazar. ben de hala olmuşum.
ailenin üçüncü ferdine yağız adını verdiler. ağzı kulaklarına varıyor, mutlulukları daim olsun.
daha dün gibi lan bu pazar beşiktaş sahilde çay içelim zirvesinde tanışmamız. "bu sessiz adam mı giriyor o komik yazıları?" gibi düşünceler vardı kafamda. şimdi büyüdün, koca adam oldun, çocuğun bile oldu. vay arkadaş ya...
bol bol eğlenceli entryler yazar artık çocuğuyla ilgili. benim de birgün oğlum olursa, bu adamın oğluyla asla iddiaya girmesine izin vermem. bununla ne zaman iddiaya girdiysek, beşiktaş hep kaybetti. ne zaman girmediysek kazandı.
Oğlunun adını benim hatrımı kırmayarak ''Bülbül'' koymayı kabul etmiş büyük insan.. size aksini ddia edebilir, inanmayın.. mütevazılıktan o..
allah bağışlasın bülbül'ü.. tebrikler..